Puan vermedi
Öncelikle ben bu kitabı gerçekten çok beğendim o küçükken ben başka dünyalara gidiyordum en çok da sahip Ali’yi bir zehirli yılan ısırmasını da çok etkilendim ve en sevdiğim yer orasıydı özetlemek gerekirse bu kitap hem öğretici hem sevgi hem saygı ve bir sürü iyi davranışlar öğretiyor insan ilişkilerine de pek çok katkısı oluyor bu yorumu okuyup eğer kitabı okuduysanız yine de teşekkür ederim 
Bir Şeftali Bin ŞeftaliSamed Behrengi · Yakamoz Yayınları · 201610,4bin okunma
Tarihin Tozunu Yutmuş Bir Yalnızlık
8/10
·320 syf.··
2025 15. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2025 00:00
Öncelikle dürüst olalım. Ben yüzlerce yıldır yaşıyorum, ah ne kadar acı çekiyorum, herkes ölüyor ben kalıyorum edebiyatından biraz kusma noktasına gelmiş olabilirsiniz. Ben de kitabı elime alırken ,yine mi vampir dizisi kıvamında bir ölümsüzlük dramı?, dedim. Ama Matt Haig abimiz sağ olsun, klişelerin etrafından dolanmayı iyi becermiş. Kitabımızın kahramanı Tom. Kendisi bir tarih öğretmeni ama hani şu tarihi yaşıyormuş gibi anlatıyor denilen hocalardan. Adam haklı, çünkü zaten Shakespeare’le takılmış, Kaptan Cook’la gemi turlarına katılmış, Fitzgerald’la kadeh kaldırmış. Romanda bir Albatros Derneği var. Tom gibi yavaş yaşlananları koruyor (sözde). En büyük kuralları ise asla aşık olma. Yahu adam zaten 400 yıldır yaşıyor, hormonları bile emekli olmuş, sen hala aşk yasağı koyuyorsun. Ama tabii ki bizim oğlan kuralı çiğneyecek, yoksa kitap bitmezdi. Kitap boyunca Tom’un sürekli günümüz dünyasından şikayet edip geçmişi özlemesini okuyoruz. Telefonlar kötü, internet tü kaka, herkes acele ediyor... Tamam Tom anladık, en otantik yüzyıl senin yüzyılındı. Bu kısımlar beni baydı şahsen. Gece Yarısı Kütüphanesi 'ni okuyanlar bilir, Matt Haig kişisel gelişim soslu roman yazmayı sever. Burada da satır aralarında bize anı yaşa, geçmişe takılma, gelecek zaten yok gibi mesajları fırlatıyor. Neyse ki bunu kafamıza vurarak değil, güzel bir kurguyla yapıyor. Kitap kötü mü? Asla değil. Hatta o kadar akıcı ki. Sadece sonlara doğru olaylar biraz aceleye gelmiş, sanki Matt Haig'in teslim tarihi yaklaşmış da alelacele toparlamış gibi bir hava var. Yine de piyasadaki o içi boş fantastik kitaplara bin basar.
1000Kitap
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
gökyüzündeki tüm yıldızlar/10
10/10
·424 syf.··
2026 15. kitabı
bu kitaptan çok bir beklentim yoktu açıkçası ama ortalarına geldigimde dedim ki: ya bu harika bir kitap? kusur bulamıyorum?? alo??? duology'nin ilk kitabından çok çok daha fazla sevdim. özetle: karakterlerle bağ kurduğum, ara ara şok olduğum, keyiflendiğim, kıkırdadığım ve bitirdiğimde ağzıma güzel bir tat bırakan bir duology oldu. spice çok tadinda( 0.5/5 filan), plot çok çok daha ön planda. ikinci kitap ilkine bin basar bence. filmi yapılsa en ön sıradan izlerim, part 1 part 2 müko olur. aşırı şairane bir kitap olduğundan geçmesi için mümkünse ingilizce okuyun derim. aşağıda spoilerlar var. !!!! highlights: -ione ve elm. o kadar harika bir slow burn, o kadar derin, o kadar kıymetli geldi ki. ilk kitabın ravyn ve elspeth faciasından sonra bu çifte bayıldım bayıldım bayıldım. -spirit'in vahşiligi. neither kin nor friend olması hoşuma gitti. -kitaptaki süprizlere bayıldım. hiç beklemediğim yerden beklemediğim olaylar kişiler çıkıp durdu -nightmare'in elspeth'in söylediklerinin hep tersini "elspeth öyle söyledi" diye söylemelerine haykırarak güldüm -iki farklı mekan arasında kitabın geçiş şekli harikaydı. en heyecanlı yerinde diğer kısma geçiyor bu kez onu en heyecanlı yerinde bırakıyor vs vs elimden asla düşüremedim. -kitabın ŞAİRANEliği. kitap kesinlikle ingilizce okunmalı. ilk kitapta biraz abartılmıştı ama bu kitaptaki şairanelik seviyesi chef's kiss. normal cümleler bile içime içime aktı bayıldım. bayıldım. -aile soylarının agaç isimlerinden oluşması ve agaçların kutsallıklarının olması, two alders, spirit of tree, yews, falanı filanı... ben çok sevdim. ağaç teması harika konsept. (hangi ağaçlar olduklarına dair bir fikrim yok) -nightmare'in jespyr'i taşıma konusundaki ısrarı <3 -nightmare 'in içinden ara ara çıkan sheperd king. bir anda spoiler verip ekibi şok
İki Çarpık TaçRachel Gillig · Olimpos Yayınları · 20241,312 okunma
Kitap Tarih Kitabı Değildir
Puan vermedi·510 syf.··
2026 2. kitabı
Bu yüzden kitapta tarihi olaylardan çok, hoşuma giden alıntıları paylaştım. Kitapta hurafeleri, iftiraları baz alarak kurgulanmış tarihi bi içerik olmayan romandır. O dönemde 100 bin haşhaşinin yaşadığı iddia ediliyor. Bu rakam oldukça uydurma bir rakamdır. Zira rakamların sayısı gerçek olsa Selçuklu'da bütün devlet kademelerini kontrol edebilme ve hatta yok edebilme gücüne sahip olabilirlerdi. Kitapta gerçek nerede bitiyor , kurgu nerede başlıyor pek ayırt edilemiyor. Gelelim Hasan Sabbah yani Nam-ı diğer Yüce Seyduna'ya; Hasan sabbah'ın ataları Yemen'den gelme bir aileye mensup ama bu aile zamanında göç edip İran'daki Kum şehrine geliyor. Hasan Sabah İran'da Kum şehrinde dünyaya geliyor. Hasan Sabbah'ın babası da Şii inancında önde gelen alimlerden birisidir. Oğlunun da bu şekilde yetişmesini ve bu konuda da hoca olmasını istiyor. Bu nedenle oğlu Hasan Sabbah'ı Rey şehrine gönderiyor. Hasan Sabbah dönemin büyük zatlarından Nişaburin'in yanına gidip ondan eğitim alıyor. Hasan sabbah'ın babası oğlunu neden oraya gönderdi ? 12 Şii inancında olduğu ve oğlunun orada büyük bir eğitim almasını istediği için. Ama burada başka bir etken işin içine giriyor. Zaten o dönemde İsmail'iler Şiilik'ten ayrılıyor. Babası İsmail'leri sevmiyor, Hasan Sabbah İsmail'lere karşı antipati duyuyor.İsmaili zatları ile tanışıyor. Tanıştıkları zatlar İsmail'iligi Hasan Sabbah'a anlatıyor. Bir süre sonra Hasan Sabbah'ta İsmail'iligi mantıklı buluyor ve İsmail'i kanadında bir Dai( Fedai) olmaya karar veriyor. Hasan Sabbah'ı İsmail'ilige geçiren zat Fatimi İsmail'isidir. Hasan sabbah'ın ne kadar zeki ve bu propagandayı iyi yöneteceğini bildiği için Dai olmasına izin veriyor. Hasan Sabbah Fatimi merkezinde eğitim aldıktan sonra görevini yerine getiriyor ve insanlara Fatimiligi, İsmail'iliği
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
Puan vermedi·97 syf.··
2026 5. kitabı
Cumhuriyet döneminin tanınmış yazarlarından Orhan Kemal'e ait romanımız Baba Evi ve Avare Yıllar olarak iki bölümden oluşmakta. Türk edebiyatında çocukluktan gençliğe geçişi en iyi anlatan eserlerden biri olan bu kitabımızın toplam sayfa sayısı iki yüz yirmi bir. İlk bölümü oluşturan ''Baba Evi'' ise doksan yedi sayfa. Kitap girişi Orhan Kemal'in hayatına ve eserlerine ayrılarak yazar hakkında ön bilgilendirme yapılmış. Orhan Kemal edebi hayatına şiirle başlamış ancak şiirin yanında deneme niteliğinde olan düzyazılar da yazmaktaymış. Orhan Kemal’in çalışmaları arasında bir roman denemesi bulan ve çok beğendiğini belirterek ona “Bırak şiiri miiri birader; hikaye yaz, roman yaz sen” diyen Nazım Hikmet'le olan tanışıklığının da bin dokuz yüz kırk yılında Bursa Cezaevinde olduğunu bu bilgilendirmelerden dolayı öğreniyoruz. Kitabımızın ilk bölümünde yer alan eser adı Baba Evi... Otobiyografi türündeki bu eserde kimi zaman biyografik öğelerden de faydalanılarak; toplumda saygınlığı bulunan, statü sahibi, ataerkil bir ailenin konakta yaşadığı günler anlatılır.. Önsözde yazar Adana kahvehanelerinden birinde Küçük Adamı tanıdığını sohbet sırasında onun hayatından etkilendiğini ve yazmaya karar verdiğinden bahseder. Küçük Adamın hikayesidir kitapta anlatılan ancak Orhan Kemalin hayatını az çok bilenler kurgusal karakterlerin yanında kendi hayatından derin izler taşıdığını rahatlıkla görebilirler. Baba evinin anlatımı Çanakkale savaşlarının devam ettiği dönemde küçük adamın doğumunun dedesi tarafından askeri görevde olan babaya telgraf çekilerek haber edilmesiyle başlar. İlerleyen sayfalarda Osmanlı’nın son demlerinde zaman zaman görevi dolayısıyla başka şehirlere gitmek zorunda kalan otoriter, despot bir yapıya sahip babanın çocuklarının okumasını, onların saygın bir meslek
Baba EviOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20082,758 okunma
Puan vermedi·430 syf.·
2026 84. kitabı
Bin Muhteşem Güneş... Bu kitabın ismini nerede okusam, kitabı nerede görsem içimi bir hüzün kaplar, boğazım düğümlenir... Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş kitaplarını beni duygusal manada en çok etkileyen, en çok hüzünlendiren 3-5 kitap arasına kesinlikle koyarım. Afganistan'da, savaşın ortasında iki çocuk gelinin hayatına (tabiki hayat denirse!) şahit oluyoruz. Hikaye ne kadar acı olursa olsun, insanı ne kadar etkilerse etkilesin bundan daha üzücü olan durum, anlatılan hikayeden belki daha kötülerinin gerçekten de yaşanıyor olması! Evet bu bir kurgu ama sonuna kadar da gerçek! Okurken kendimize, toplum olarak ders çıkarmamız gerektiğini göreceksiniz. Afganistan özelinde islam coğrafyasının içine düşmüş olduğu geri kalmışlık, ilimden, bilimden uzaklaşmak, kendi içimizde düşmüş olduğumuz ayrılıkçılık, ve dinin istismar edilmesi bizi nasıl uçuruma götürüyor bunu net bir şekilde görüyoruz. Ve her zaman olduğu gibi böylesine korkunç bir coğrafyada yine en çok etkilenen, en çok ezilen, en çok zulüm gören kadınlar ve çocuklar oluyor... Dünyanın neresinde olursa olsun, kadınların ve çocukların böyle bir hayat yaşadığını bilip de, elimiz kolumuz bağlı hiçbir şey yapmadan hayatımıza devam ediyor olmamız şahsım adına bana utanç veriyor. Okuyalım dostlar, okuyalım ve insanlık namına kendimize dersler çıkaralım...
İnceleme
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,4bin okunma