Özerklikten Sadakate: Türk Akademisinin Çöküşü
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 20:02
Türkiye’de Üniversitenin Dönüşümü Üzerine Bir İnceleme; Özerklikten İdeolojik Kuşatmaya, Bilimden Sadakate Türkiye’de üniversite meselesi yalnızca eğitim politikalarıyla ilgili değildir; aynı zamanda siyasal iktidarın toplum tasavvuruyla, gençlik anlayışıyla ve geleceğe dair kurmak istediği düzenle doğrudan ilişkilidir. Verilen alıntılar, özellikle 2006 sonrası yükseköğretim sisteminde yaşanan dönüşümü yalnızca niceliksel bir genişleme olarak değil, üniversitenin ruhunu değiştiren ideolojik bir yeniden yapılanma olarak ele almaktadır. Kitapta üniversite; özgürlüğün, eleştirel düşüncenin ve bilimsel özerkliğin mekanı olmaktan çıkarılarak siyasal ve kültürel denetimin aracı haline getirilen bir kurum olarak resmedilir. İnceleme boyunca öne çıkan temel meseleler; üniversitenin özerkliğinin aşınması, liyakat sisteminin çöküşü, akademinin siyasallaşması, dinin kampüs yaşamındaki genişleyen etkisi, taşra üniversitelerinin yapısal sorunları, gençlik üzerindeki ideolojik mühendislik faaliyetleri ve bütün bunların Türkiye’nin bilimsel geleceği üzerindeki etkileridir. Üniversite Kavramı: Özgürlüğün ve Çoğulluğun Mekanı; Metnin başlangıcında üniversite, insanlığın yüzlerce yıllık bilgi birikimini taşıyan bir alan olarak tanımlanır. Bu yaklaşım, modern üniversite fikrinin klasik anlayışına dayanır: Üniversite yalnızca meslek edindiren bir kurum değil; bireyin düşünsel dönüşüm yaşadığı, farklı fikirlerle karşılaştığı, dogmaları sorguladığı bir özgürlük alanıdır. Burada özellikle şu vurgu önemlidir: “Tek hakikat yoktur.” “Tabular ve kutsallar yoktur.” “Sormak ve sorgulamak serbesttir.” Bu ifadeler **üniversiteyi, dogmatik düşünceye karşı konumlandırır. Üniversitenin temel işlevi, mutlak doğrular üretmek değil; bilgiye eleştirel yaklaşabilen bireyler
Taşra ÜniversiteleriTuğba Tekerek · İletişim Yayınları · 202388 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 87. kitabı
Bugün sizlere duygu yoğunluğu yüksek bir kitapla geldim. @caglar_bingol ’ün kaleminden çıkan “Hasret”, okuru ilk sayfasından itibaren derin bir kederin ve bitmek bilmeyen bir arayışın içine davet ediyor. Hikâyenin merkezinde yer alan Hehevutu, henüz küçük bir çocukken kabilesine yapılan acımasız bir baskınla hayatın en sert yüzüyle tanışıyor. Ailesini ve geçmişini bir gecede kaybeden bu küçük kızın dramı, Amerikalı bir generalin eşi tarafından sahiplenilmesiyle yeni bir boyuta evrilse de, sığındığı o yeni dünya aslında kendi içinde başka karanlıkları barındırıyor. Kitap, Hehevutu’nun bu travmatik geçmişten kaçışını ve hayata tutunma çabasını anlatırken, aslında her birimizin geçmişte yaptığı davranışların sorumluluğunu nasıl omuzlarında taşıdığını ve o yaptıklarımızın dönüp dolaşıp bizi nasıl bulduğunu incelikle işliyor. Romanın en can alıcı noktası ise adından da anlaşıldığı üzere, dindirilmesi imkânsız olan o “hasret” duygusu. Hehevutu’nun geride bırakmak zorunda kaldığı oğlu Albert’e duyduğu özlem, yıllar geçse de küllenmek yerine torunu Hukaya’ya bırakılan bir vasiyete dönüşüyor. Yazar, okuru isli bir pencereden Hehevutu’nun yaşamını izlemeye davet ederken, huzurlu bir ninninin nasıl ağır bir ağıda dönüştüğüne tanıklık ettiriyor. Okurken insanın içinde tarifsiz bir sızı bırakan bu eser, gücün ve açgözlülüğün insanı nasıl zayıf düşürebileceğini hatırlatırken, asıl gerçeğin ancak bir annenin merhametinde saklı olduğunu fısıldıyor. Akıcı kurgusuyla bir solukta okunan bu hikâye, bizlere yeryüzünün en fedakâr varlığı olan “anne” kavramı üzerinden hasreti yeniden tanımlatıyor. Yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.
HasretÇağlar Bingöl · İkinci Adam Yayınları · 20262 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Mor Dağların Balası ‎ ‎“Mor Dağların Balası” Yazar Tarık Torun’un yirmiye yakın eserinin içerisinde ki üçüncü hikâye kitabıdır. KDY Yayınları etiketiyle Temmuz 2025’te matbuat âlemine dâhil edilmiş. On beş hikâyenin yer aldığı kitap, yüz iki sayfa hacmindedir. “Mor Dağların Balası” kitap ismi, aynı zamanda kitapta yer alan ilk hikâyenin ismidir. Ayrıca kitabın, Aras’a ithaf edildiğini görmekteyiz. ‎ ‎Kitap da hayata dair çok çeşitli konular hikâye edilmektedir. “Kasabaya yetiştirilmeye çalışılan kadın doğum hadisesi, karşıt görüşlü iki gurubun söz düellosu, köy - yayla hayatı, etme bulma dünyasını örneklendirme, askere gidiş serüveni, baba sevgisi, ırmakta boğulmaktan kurtulma, hayvan otlatma, çobanlık. Bunlarla beraber köyden şehre göç, gecekondu hayatı, özellikle Ankara serüveni, şehir ve köy hayatının iç içe geçmesi, memuriyet hayatı, kitap sevgisi, korsan kitap mevzusu, misafirlik, öğretmenlik, hasta-doktor, bir dönemin şifacıları” bunlar gibi birçok konunun hikâyelere konu edindiğini görmekteyiz. Köy, kasaba dediğimiz özellikle tabiat güzelliği bakımından şen şadıman bir yeşillikte, menevişli hazlar yaşanılan güzel bir ortamdadır yaşanılanlar. ‎ ‎Hikâye anlatımlarında genellikle dış anlatıcı sesini duymaktayız. Ama zaman zaman başkarakter üzerinden bir anlatımda yer almaktadır. Aynı zamanda bazı hikâyelerde yazarın sesini de duymaktayız. Bu hikâyeler bir yönüyle anı tadındadır diyebiliriz. Öyle ya dünyamız bir boyutuyla daha çok hatırdan ve hatıradan müteşekkildir değil midir? Anlatımların geneli yazarın yaşadığı yerlerle ve zaman dilimiyle örtüşmektedir. Hikâyelerde geçen görüntülü telefon, arama motoru ve sanal ortam gibi kimi ifadelerden günümüzün hikâyelerine yer verildiğini de görmekteyiz. Hikâyelerde farklı zamansal geçişlere de şahitlik yapıyoruz. Elbette
Mor Dağların BalasıTarık Torun · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20251 okunma
Ağıt mı? İsyan mı? Aşk mı?
10/10
·408 syf.··
2026 36. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 22:20
Benim rastladığım Ağıtların Tanrısı kitabının tüm okuyucusu bu kitabın bir yas kitabı olduğu düşüncesi hemfikirinde fakat ben apayrı bir durum hissediyorum: isyan… Sevgili Sepin İnceer gerçekten çok büyük bir acı var. Ama bu acı sizde son derece büyük bir isyana dönüşmüş. Bu bir yas ve aşk kitabı değil, isyan ve aşk kitabı olmuş sanki. Henüz ilk yüzlü sayfalarındayım ama cümlelerin isyanlığı beni çok fazla huzursuz etti. Neden bilemiyorum! Sepin Sinanlıoğlu evlatlarınızla beraber mutlu bir ömrünüz olsun dilerim. Güzel sevmişsiniz ve sevilmişsiniz vesselam. Hemde çok güzel. Herkese nasip olmayacak büyük bir bağ. Sevginizin, saygınızın bu denli kuvvetli olmasının nedeni belki de yakın ayrılık olacağı içindi. S-101 Dağcılık camiasının başı sağ olsun… Transferini sağladığım 9 kişilik dağcı grubu 25.5.2018 cuma günü gecesi Yukarı Kavrun Yaylası’na bıraktığımda gruba şöyle bir şaka yapmıştım; pazar günü geldiğimde şayet sizi sağ salim bulamazsam ve Müge Anlı’nın programına çıkarsam ne dememi istersiniz; iyi kahkaha atıldıktan sonra rahmetli Mustafa Okan İnceer aynen şunu demişti: “Sadece karıma onu çok sevdiğimi söylersin.“ Mekanın cennet olsun. Bu incelemeyi kitabı okudukça güncelliyorum. İlginç oldu doğrusu bu şekil. Şimdi sayfa 108-109-110 da bir mezar bulma olayını okuyorum. Ah, eli kolu uzun olanların ülkesi ah! Sepin Hanım bazı adaletsizlikleri anlatmaya çalışırken aslında güçlü çevresi olan insanların ne denli şu geçeci hayatta istediklerinin olduğunu da okuyucusunu şahit tutmuş. Bunun sağ yada sol görüşlü olmakla alakası yok. Bu satırlar, insanlığın nasıl bir sınıf ayrımının yapılabilirliğini de bir nevi gözler önüne seriyor. Eli kolu uzun olanların vesilesiyle boğaz hattında, Aşiyan mı, Zincirlikuyu mu olsa diye kabir aranıyor. 110’da diyor ki: “Ayrıcalıklı Türkiye’nin insanın
Ağıtların TanrısıSepin İnceer · Doğan Novus Yayınları · 2021180 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 9. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 12:59
@bilseydimyazmazdimofficial @kdysosyal yayınlarından @erselbingol ün kalemini inceledim. Tanışmaktan çok büyük zevk aldığım bir felsefe öğretmenimizin eseriydi. İsmi de çok düşündürdü aslında beni kitaba başlamadan neden yazmam deyip bu kadar yazmış ki dedim. Ama önsözde ‘Benim için felsefe; doğruyu bulmak değil, yanlışı fark etmeye cesaret etmektir. Bu yüzden "Bilseydim Yazmazdım" dedim.’diyor.işte bu kitabı okuma sebebiniz. Kapağında da dediği gibi felsefe,ahlak ,toplum ve insan üzerine denemelerle dolu bir eser. Bazı bölümlerine evet tabiki diyerek katıldım bazılarına ise (ki bu azınlık bir bölüm) katılmadığım noktalar oldu tabiki. Ama genel anlamda kitabın dili, yazım hatalarının olmayışı, ilerleyiş biçimini çok sevdim.Bazı yerlerde yazarın sinirlenmesi ve bunu yazıya dökebilmesi gülümsetti. Ama dedim adam haklı.) Sevdiğim birkaç başlığı size bırakıyorum; Zeki çocuk isteyenler Piaget’i okusun! Sosyalizm için çok erken! Kişisel gelişim kitapları çöpe! Keşke batının biliminde eksik kalsaydık da batının ahlakını alsaydık En iyi filozoflar çocuklardır;ama biz filozofları sevmeyiz! Deyyus-u ekber İbşir paşa Bir şiir ,bir mısra için okunur. Alıntılar; ️Ve eğitim, ancak insanın bütününe değer verdiğinde çağdaş olur. ️Sözü anlamak, sözü değil; sözün amacını anlamaktır. Çünkü “ne söylendiği” kadar “neden söylendiği” de belirleyicidir. ️Onurunu koruyarak giden mi daha zengindir, yoksa ikbal uğruna her şeyi feda eden mi?
1000Kitap
Bilseydim YazmadımErsel Bingöl · Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık · 20263 okunma
10/10
·160 syf.··
2026 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 23:42
Hehevutu… Küçük yaşta ailesini kaybetmiş, hayatın en zor yüzüyle erken tanışmış bir kız çocuğu. Amerika ordusunun Meksika kabilesine yaptığı baskında; çocuk, genç, yaşlı demeden tüm köy katledilir. Hehevutu ise saklanarak kurtulmayı başarır… Amerikalı General Edmond’un eşi Angelina tarafından sahiplenilip büyütülse de, Edmond’un karanlık yüzü onun hayatında derin yaralar açar. Bu travma, onun kaçış hikâyesinin başlangıcı olur. Angelina’nın yardımıyla kaçmayı başaran Hehevutu, yeni bir hayat kurmaya çalışsa da mutluluk uzun sürmez… Bir kez daha sevdiklerini ve umutlarını kaybeder. Ama asıl acı, geride bırakmak zorunda kaldığı oğludur… Albert Yıllar geçse de bu hasret hiç dinmez. Bu hasret, son nefesinde torunu Hukaya’ya bıraktığı bir vasiyete dönüşür… Peki Huka Alberti bulabilecek mi? Hehevutu neler yaşadı? Hepsi kitabın içinde Ben okurken içim de bir sızı oluştu ve kitabın akışıda güzeldi
HasretÇağlar Bingöl · İkinci Adam Yayınları · 20262 okunma