Cabir bin Abdullah radıyallahu anh'dan, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
Kim ezanı işittiği zaman,
اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلَاةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّداً الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَالدَّرَجَةَ الرَّافِعَةَ وَابْعَثْهُ مَقَاماً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ إَنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ
"Ey bu mükemmel davetin ve kılınacak namazın sahibi olan Allah'ım! Muhammed'e vesileyi ve fazileti ver. Onu, Kendisine vaad etmiş olduğun övgü makamına ulaştır. Şüphesiz Sen, verdiğin sözden aslancaymazsın." diye dua ederse, Mahşer günü o kimseye şefaatim vacip olur.
Buhari, ezan 8, tefsîru sûre (17) 11.
Zaman zaman kendimi bağdaştırdığım dış dünya ile giderek zayıflıyor bağlantılarım. Kalkacak bir trene binerken, beni artık içinde bulunduğum ülke, gideceğim kent, ineceğim istasyon, bindiğim tren ve kompartımandaki insanlar pek ilgilendirmiyor. Trene binerken ben'in içinde bulunduğu duygu birikimleri ilgilendiriyor. Dış dünya ile tüm bağlantılarımın duygu birikimlerinden oluştuğunu biliyorum artık.