Kitabımızı ve yazarını bilmeyen duymayan yoktur :) Konuya geçmeden karakterlerden bahsedeyim;
İlk kör, Hırsız , Doktor, Çocuk, Doktorun Karısı, Koyu Gözlüklü genç kız, Yaşlı adam, Kızıl Eldivenli Adam.
Kitabımız aracının içinde akan trafikte birden kör olan bir erkeğin evine gitmeye çalışması, kendine yardım eden şahsin arabasını çalmasi ( bu arada onun karması çok acı şekilde teselli ediyor kitapta ) ve eşinin desteğiyle bir göz doktoruna gitmeleri ve oradaki kişilere de bu salgının bulaşması vs şeklinde başlıyor... Kitabımızın baş karakteri benim için Doktorun karısıdır. Bende derin bir etki bıraktı kendisi.
Doktorun karısı kitap boyunca bizlere cesaret ve liderlik, fedakarlık ve sorumluluk, empati ve merhamet özelliklerini en güzel şekilde gösteriyor... Ama eşi ne yapıyor onu aldatıyor (her neyse erkolar kapatılsin olayına girmicem).
Kitap boyunca görme yetisini koruyan tek karakterimiz kendisi ve bu durum kuracakları grup için bir hayli önemli olucak. Çünkü kitap boyunca bir kurtarıcı ve rehber rolünde olucak.
Körlük giderek yayılınca hükümet karantina uygulaması başlatiyor ama bir çözüm değil de toplumun çöküşü oluyor adeta...
Kitap boyunca yaşanan olaylar bizlere insanların kötü olaylar karşısında gösterebilecekleri olası kötü tepkileri ve ahlaki değerleri sorgulatiyor. Toplumların beklenmedik bir kriz karşısında nasıl çökebileceğini gösteriyor. Kitapta en nefret ettiğim karakterlerden olan Kızıl Eldivenli Adama gelince bu karakter, acımasız ve karanlık yanıyla insan doğasının bulanık, etik olmayan ve ahlaki sınırlarının olmadığı tarafları temsil ediyor. Sürekli karantinadaki insanları boyun eğmeye zorlaması, kadınlara taciz ve tecavüz etmesi.... Çok aşağılık birisiydi ve öldürülmesi de beni çok şaşırtmadi. Kitabın sonuna doğru şehirler tamamen çöküşe
Bu kitabı meslektaşım Nisa hocamın önerisi üzerine okumaya başladım. Salinger'i hiç duymamıştım ama bitince iyiki okumuşum dedim. Baş karakterimiz Holden Caulfield hikaye boyunca New York'ta çeşitli insanlarla karşılaşır; (spoiler!) Maurice, Sunny, 2 rahibe, gece kulübündeki o 3 kız, taksiciler ,Lillian Simmons (abisinin exi), vs vs... Holden aslında okuldan atılmıştır ama eve hemen gidemeyeceği için birkaç gün şehirde dolaşarak farklı olaylarla karşılaşır ve bu süreçte kendi kimliğini ve hayatın anlamını sorgular. Kitapta sürekli birilerine küfür etmesi, sövmesi, kavgaya karışması rahatsız edici olsada burada ergenlik çağında bir gencin yani Holden'in hayatı nasıl algıladığı, ilişkilerde yaşadığı zorluklar ve kendini bulma çabası bizlere ergenlik döneminin ve büyüme, olgunlasma sürecinin ne kadar zor ve sancılı olduğunu görmemizi sağlıyor. Kitapta en çok hoşuma giden vefat eden kardeşi Allie'den bahsettiği kısımlar ve onun ölümünde yaşadığı o buhran... Abisine olan sevgi ve saygısi ve kız kardeşi henüz 10 yaşlarında olan Phoebe ile ilişkisi <3 ha bide Jane'e olan aşkı ... Bize Holden'ın zihnindeki saf ve temiz dünyayı koruma arzusunu o kadar iyi gösteriyordu ki...
Tanıştığıma hiç memnun olmadığım kimselere, durmadan, "Tanıştığımıza memnun oldum" demek beni öldürüyor. Ama, hayatta kalmak istiyorsanız, ille de bu zırvaları söylemek zorundasınız.