“Bipolar affektif bozukluk” diye de bilinen klasik manik depresyon vardı. Bu hastalık nüfusun yaklaşık yüzde 1’ini etkiler ve tipik özelliği, depresyon dönemleri arasına serpiştirilmiş aşırı coşkulu (öforik) duygudurum, yani mani episodlarıdır. Bipolar hastalar manik durumdayken fazla uyku ihtiyacı duymazlar. Üretken, enerjik, hatta genelde aşırı coşkun ve eğlencelidirler. Ancak mani yükseldiğinde, görkemlilikleri yüzünden başları derde girebilir. Bu hastalarda ayrıca hızlı konuşma, halüsinasyon, sanrı ve agresif davranış da görülebilir.
"Piyasanın canlılığı için" dikkat eksikliği bozukluğu, bipolar, obsesif bozukluk, stres bozukluğu bağırsak sendromu, mevsimsel depresyon gibi yığınla "hastalık" icat edildi!
Hap yutmak en kolay "spor" oldu.
Evet, "sermaye birikimi" için tıp hızla ticarileştirildi.
Bipolar bozukluğu anlamaya çalışan araştırmacıların sık kullandığı kavramlardan biri “kindling/duyarlılık modelidir”. Başlangıçta atakları tetiklemek için genellikle güçlü stresörlere ihtiyaç varken, zaman içinde beyin adeta “kendiliğinden ateşlenir” ve daha küçük streslerle ya da bazen görünür bir stres olmadan da yeni ataklar ortaya çıkabilir.
Hastalık dönemleri ilişkileri/evlilikleri de etkileyebilmektedir. Duygudurum dalgalanmaları, iletişim sorunları, çatışmalar, ekonomik zorluklar (örneğin mani döneminde aşırı harcama ya da yanlış yatırımlar) ve güven sarsıcı olayların yaşanması ilişkiyi olumsuz etkiler. Mani sırasında aşırı enerji ve dürtüsellik eşleri yorar. Harcama artışı aile ekonomisini etkileyebilir. Sadakatsizlik veya riskli sosyal ilişkiler ilişkiyi ya da evlilik birliğini sarsabilir. Depresyon döneminde ise keyifsizlik-isteksizlik belirtisi duygusal yakınlığı azaltabilir, yavaşlama nedeniyle hasta, evdeki görevlerini yerine getiremeyebilir (örneğin çocukların bakımı, yemek hazırlama, evin temizliği ve toplanması gibi). Tekrarlayan hastalık dönemleri eşleri belirsizliğe ve endişeye sevk edebilir.