Bi Poşet Kitap

9/10
·304 syf.··
2026 1. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 15:04
Kitapçıda dolaşırken tesadüfen gördüğüm, hem ismi hem arka kapak yazısıyla gönlüme giriveren henüz pek bilinmiyor olmasına şaşırdığım kitap. Ana karakter Sarah’nın ölenlerin yarım bıraktığı işleri tamamlamak gibi tuhaf görünen ama bir o kadar insanın kalbini sıcacık yapan bir takıntısı var. Üstelik işi yarım kalan bazen bir köpek ya da örümcek de olabiliyor. Geçmişle günümüz arasında gidip gelirken Sarah’nın ve ailesinin hikayesini yavaş yavaş öğreniyoruz. Neredeyse her karakter kendi güçlü geçmişine sahip burada. Okurken sık sık bundan ne güzel dizi çıkardı diye düşündüm. Yeni başlangıçları çok seven ama çoğunlukla bir şeyleri bitiremeyen bana karşı bir kitabı bile başından okumaya başlamamış, tamamen bitirişlere odaklı Sarah birbirimizin anti karakteri gibiyiz aslında. Yine de kitap boyu kendimi ona çok yakın hissettim; elimden bıraktığım anlarda dahi aklım kitapta ve Sarah’da kaldı. Spoiler vermeden kısaca özetlemem gerekirse: Yaşanamamış hayatlar, yarım kalmışlıklar, doğru bir şey yapmaya çalışırken tamamen yanlış yaptıklarımız ve nihayet yeni başlangıçlar diyebilirim Bitirişler için. (Ha bir de Mehmet karakterinin Türk olduğunu düşündüm ama buna ilişkin hiçbir diyalog geçmemesi beni üzdü.)
BitirişlerKim Andrea Brofeldt · Hep Kitap · 202520 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
2/10
·100 syf.··
2025 8. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 00:00
Ülkemizde halen bakir sayılabilecek kadınlarda DEHB konusunda bir kitap yazılmış olduğunu görmek beni çok mutlu etti. Ancak önsözdeki küçük bir dokunuş dışında, kitap boyunca yazarın varlığını pek hissedemedim. Tekrar eden ve zaman zaman mekanikleşen madde madde ifadeler yerine, kişisel deneyimler, mesleki gözlemler ve bilimsel çalışmalarla zenginleştirilmiş bir anlatımı tercih ederdim. Bu haliyle DEHB hakkında faydalı bir bilgilendirme kitapçığı olmuş diyebilsem de ‘kapsamlı bir rehber’ ifadesi bana göre biraz iddialı kalıyor.
Kadınlarda DEHBGülnur Çelik · Gülnur Çelik · 202316 okunma
9/10
·397 syf.··
Beğendi
·
2016 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2016 19:18
Kitap, 16. yüzyıl İngilteresinde geçiyor. 13. Yazıt diye nitelendirdikleri cadılıkla mücadele kanunu çerçevesinde cadı ve büyücüleri avlaması için hükümet, cadı avcıları yetiştirmeye başlıyor. İşte baş karakterimiz Elizabeth de bu cadı avcılarından birisi. Yanında cadıların kullandıkları otlardan bulundurmanın bile yakılma sebebi olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Elizabeth de çok geçmeden kendini yakılmayla karşı karşıya buluyor, çocukluğunu, gençliğini kraliyete sadakate adamış Elizabeth için bu cadılık suçlamaları bir dönüm noktası oluyor. İşte olaylar tam da buradan sonra başlıyor. Tabii ki anlatmayacağım :D Bu Elizabeth kızımız birazcık ayran gönüllü, erkek sinek görse kur yapacak durumda. Hatta sırf bu yüzden kitaptan puan kıranlar bile varmış :D Ben o kadarını yapmayacağım; ama kitapla ilgili bazı eleştirilerim de olacak elbete. Öncelikle o dönemin İngilteresi ve cadı avları hakkında daha çok şey öğrenmek isterdim. Bilhassa da cadılar hakkında. Ve ortamı bize yaşatacak daha çok betimleme olsun isterdim.Bir de mesela ben yazar olsam kraliyet ailesine o dönemin gerçek ailesinden isimler verirdim, bu bizi o dönemi daha çok araştırmaya itebilirdi, tabii bu sonradan başıma türlü belalar da açabilirdi :D Ama tabii ki bu bir kusur değil sonuçta onun kitabı onun kararı :D Kitabın sonu bana Harry Pottervari geldi, bu yüzden de seri hakkındaki beklentilerim oldukça yukarı çıktı. Bir de bir ara kitapta “hık” deseler post-it yapıştıracak pozisyona gelmiştim, post-itlerinizi de hazır edin :) Merak edenler daha fazla bekletmeden hemen alıp okusun derim. Bir çırpıda bitiverecek, sizi yormayacak aynı zamanda da keyif verecek bir kitap, heyecanı da hiç azalmıyor. Üstelik oldukça gelecek vaadediyor. daha fazlası için:
Cadı AvcısıVirginia Boecker · Yabancı Yayınları · 20163,473 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2016 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2016 00:49
Okuduğum her kitaba başlamadan önce yaptığım gibi bunun da arka kapağını, iç kapağını, sayfalarının kokusunu, elimde duruşunu incelemek için elime aldığımda arka kapaktaki şu yazıyı gördüm ve dehşete düştüm. Bir süre daha kitaba başlayamadım ve oturup bu söz üzerine düşünmeye başladım. Yazan şey tam olarak şuydu: “Neden Ay’dan arkamıza bakmadan kaçıp onu rahatsız etmemeyi seçtik?” Aldığı ödülleri incelerken Tüm Zamanların En İyi Genç Yetişkin Kitabı Ödülünü almış olduğunu gördüm. “Allah Allah” dedim, “genç yetişkin ne alaka ki, bilimkurgu diye almadım mı ben bunu?” Tabii okudukça kitabın gerilim, korku, bilimkurgu, genç yetişkin türlerinin hepsine ait olabileceğini gördüm. NASA, 40 yıllık uzun bir aradan sonra Ay’a insanlı bir yolculuk düzenlemeye karar veriyor ve kamuoyunda heyecan oluşturmak, basın desteği sağlamak, finansal gelir bulmak gibi amaçlarla dünya üzerindeki 14-18 yaş arası gençlerden bu yolculuk için kurayla 3 kişi belirliyorlar. Yanlarında 5 tecrübeli astronotla beraber bu 3 genç de Ay yolculuğuna çıkmış olacak. Fakat Ay’da kendilerini nelerin beklediğinden habersizler.. Öncelikle kitabın yarattığı ortam, dili falan çok iyiydi ama sanki kısa kesilip atılmış gibiydi birçok şey. Mesela çocukların Ay’a gitmeden önce alacakları eğitimden kısaca bahsedilip geçilmişti. Bir de mesela bütün çocukların aileleri hemencecik izin verdi Ay’a gitmelerine. Benimkiler olsa asla izin vermezdi :D Belki diyeceksiniz ki “zaten önemli olan Ay’a gitmeden öncesi değil sonrası”. Ben de diyeceğim ki, zaten Ay’da yaşadıkları olaylar da tam olarak anlatılmamıştı. Orası da kısa kesilmişti. Daha ayrıntılı, daha dehşete düşürücü bir şekilde anlatılabilirdi diye düşünüyorum. Kitap 310 sayfa olacağına 510 olsaydı, ne olurdu ki.. En azından okuyucu doymuş olurdu. Bununla birlikte
Ay'da 172 SaatJohan Harstad · İthaki Yayınları · 2015726 okunma
6/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2016 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2016 04:39
Öncelikle kapak tasarımı bi harika ya! Sanırım sırf bunun için bile birçok rafta yerini almıştır :) Konusuna gelince, Rachel adında alkolik ve saplantıları olan, her gün bir trene binip dışarıyı izleyen ve bu gördüklerinden kendince dünyalar yaratan bir kadının yaşamına tanık oluyoruz. İlk sayfalar birçok insana sıkıcı gelebilir. Çünkü öyle hunharca yeni olaylar olan kitaplardan değil. Bir trene biniyorsunuz ve etrafı izliyorsunuz. İzlediğiniz insanlara kendinizce yaşamlar hayal ediyorsunuz. Bu sırada da Rachel’ı biraz tanımış oluyorsunuz. Sonra, o “cumartesi” gecesinden sonra olaylar hız kazanmaya başlıyor. Rachel bir anda kendini haftalardır tren penceresinden izlediği bu çiftin hayatında buluveriyor. Kitapta kaybolan birisi var ve siz sürekli olayları kendi kafanızda kurmaya başlıyorsunuz. Herkesten, her şeyden şüpheleniyor, tam olarak ne olduğunu öğrenmeden uyumak istemiyorsunuz. Ben kitabın sonunu tahmin edebilenlerden oldum :) Çünkü aşağı yukarı böyle kitaplarda ne olacağı bellidir, yani beklemediğiniz bir sonuç çıksın diye uğraşır yazar ki kitap sizi şoka soksun. Sanırım bir gün polisiye falan yazarsam yapacağım şey şu olacak; olayları tam da herkesin tahmin ettiği gibi sonlandıracağım ki işin içinde bir bit yeniği arayan okurlar dumura uğrasın :D Kitapta en sevdiğim ayrıntı Rachel’ın uğradığı hafıza kayıplarıydı. Böyle ayrıntıların olduğu kitaplara bayılırım! Ama bir yandan da bu yönüyle bana Ahmet Ümit’in Sultanı Öldürmek kitabını hatırlattı. Şunu söyleyebilirim ki Sultanı Öldürmek’te kat kat daha fazla heyecanlanmış, kat kat daha büyük bir zevkle okumuştum. Yani bu tarz bir kitap okumak istiyorsanız bence Trendeki Kızdansa Sultanı Öldürmek’i tercih etmek daha yerinde bir seçim olacaktır. Ben kitap okumaya aç olduğum bir dönemde okuduğum için mi yoksa
Trendeki KızPaula Hawkins · İthaki Yayınları · 202013,7bin okunma