Güzel bir gün ölmek için
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:58
Ernest Hemingway'in 1929 da yayımlanan eseri Silahlara Veda savaş karşıtı bir eserdir. Yazar bu kitabın sonunu 47 kere tekrar yazmıştır. Alternatif sonlar ve yazarın taslak olarak yazdığı notlar 27. Baskının son kısmına eklenmesi harika olmuş. Bu kısımdan görüleceği gibi aslında daha çarpıcı, daha edebi ve felsefi sonlar yazmasına rağmen kendi yazım tekniği ile sade bir sona yer vermiş. Bu sadelik insanın günlük hayat akışının sadeliğini öne çıkararak buzdağı tekniğinin harika kullanımıdır. Günlük yaşantı sadedir ölümler, doğumlar vs. ancak günlük yaşamın olağan akışı içinde akan olayların altında tonla acı tonla keder barındırır. Hiç kimse bir kelime dahi etmese bile bu acıyı ve insana verdiği yükü kavrayabilir. İşte böyle bir eser bu kitap. Savaşın acımasızlığını, bir hiç uğruna savaşta öldürülen insanları, kan boşalır gibi gelen acıları edebi bir dil yerine sade bir dille anlatarak bu duyguları okuyucuya bırakmıştır. Okuyucu bu acılar karşısında kitabın nasıl bu kadar sade bir dile sahip olduğunu görünce "bu acılar daha edebi betimlenebilirdi" der ancak kitabın amacı zaten okuyucuya bunu dedirtmektir. Kitap akarken Ernest Hemingway'in düşüncelerine de rastlıyoruz. Düşünen herkesin ateist olduğu. Tanrı eleştirisi. Savaş başlatan kişilerin halk tarafından kurşuna dizilmesi gerektiği ki mussolini'nin 2. Dünya savaşı sonrasında italyan devrimci halk tarafından ayaklarından asılmasını vurguluyor. İnsanların savaşlara iyimser yaklaştığını sevdiklerinin savaşa gittiğinde ya da günümüzde terör operasyonlarına katıldığında onun başına bir şey gelmeyeceğini ya da ufak bir kurşun yarasıyla döneceğini düşündüklerini ancak gerçeğin hiç böyle olmadığını, savaşa gönderdikleri sevdiklerinin paramparça olduğunu söylüyor. Bununla beraber savaşın gerçeklerinden bahsetmeye devam eder. Askerlerin savaşamayacak
Edebiyat
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Matt Haig'in yeni çıkan romanı olan "Gece Yarısı Treni", daha sosyal medyadaki duyurusuyla beni çok heyecanlandırmıştı. Kitap raflarda yerini aldığı gün ben de hemen sipariş verdim. Adından da anlayacağınız üzere Matt Haig'in yeni romanı, 'Gece Yarısı Kütüphanesi' ile aynı evrende geçiyor; hatta yazarımızın yeni kurgusunda o kitaba gönderdiği ince bir selam bile bulunuyor. Lakin aynı evrendeki iki kurgu arasında çok temel bir fark var: Gece Yarısı Kütüphanesi'nde Nora Seed bu evreni yaşam ile ölüm arasındaki o alanda yaşamıştı, yeni romanda ise Wilbur bu evreni ölümünden sonra deneyimliyor. Yazarımız ana kahramanı üzerinden yaşamın mucizeviliğini, hataları, pişmanlıkları, sevgisizliği, insanın sevmek ve hoşgörülü olmak konusunda her zaman daha iyisini yapabileceğini okura çarpıcı anılarla sorgulatmayı hedefliyor. Haig, günlük konuşma dilinde yalın bir üslup kullanırken kurgusu her zaman olduğu gibi çok sürükleyici. Alt metinde yoğun bir duygusallık hakim... Kahramanın yaptığı yanlışlar ve bunların hayatındaki insanlara etkisi; okurken insanın içini hüzünle dolduruyor. Özellikle son bölümlerde, ayrı bir duygusallık sarmaşık gibi tutunuyor kalbimize... Romanın bu yönünü çok sevdim. Çok beğendiğim bir okuma oldu. Bu kitabın da yayın haklarının alınıp ileride beyazperdeye uyarlanacağını düşünüyorum. Sean Penn veya Robert De Niro'dan bir Wilbur görmek sizce de keyifli olmaz mı?? Ana kahramanımız Wilbur Budd, 81 yaşında... Geçmişinde büyük acılar yaşamış, yoksulluğu deneyimlemiş bir insan... Bu hayatta en çok Maggie'yi seviyor. Tatlı tesadüfle başlayan iletişimleri kopuk kopuk devam etse de yetişkinliklerinde evleniyorlar. Rüya gibi başlayan evliliklerinde ışık her geçen yıl solarken Wilbur, evliliği ve sevgiyi beceremiyor. Çünkü yaşadıklarından dolayı cesur olmakta
Edebiyat
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026315 okunma
Reklam
Puan vermedi·150 syf.·
2026 440. kitabı
"Alışılagelmişlik adını verdiğimiz şey belirginlik değil, bulanıklıktır: Bir körlük biçimi, bir uyuşma hali." Georges Perec Yasanmisligin üzerinden geçmek anılara ortak olmak hayal etmek çok farklı bir duygu perec'le bu dokuzuncu buluşmamız az,çok yazım dilini okura neler kattığını okumaktan dusunmeye keyif almaya davet ediyor okuru. Boş sayfa ile başlayıp yatak, oda, daire, apartman, sokak, mahalle, şehir, sayfiye, ülke, dünya ve uzay sıralamasını izleyen, iç içe halkalar oluşturarak adım adım genişleyen kitap boyunca yaşamöyküsel verilerin mekânlarla ilişkisi; yararsızlık, sıradanlık, ikamet edilebilir, yaşanabilir olan; pencereler, ölçüler, sınırlar; yerlerin bellekle kurduğu tuhaf etkileşim üzerine düşünüyor, Düşlüyor, yeni projeler, biçimler üretiyor, sorular soruyor: Bir odada ikamet etmek ne demektir? Bir yer neden ve nereden itibaren bütünüyle bize ait olur? Bir odada yatağın yerini değiştirecek olursak, oda değiştirmiş olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Hiç nasıl düşünülür? Neden otobüsler falanca yerden filanca yere gidiyorlar? İnsan kendi şehrini nasıl tanır? Dünyaya dair ne bilebiliriz? Yeni başlayanlar için mekâna ilişkin notlar, çıkmalar, ödevler, bakma, görme alıştırmaları, planlar, takıntılar, sınıflandırmalar, listelemelerden oluşan bir mekân kullanma kılavuzu; “bir mekân kullanıcısının günlüğü.” Mekân Feşmekân Mekân erir, parmakların arasından kayıp giden kum gibi. Zaman onu alır götürür ve geriye kalır biçimsiz parçalar: Yazmak: Özenle bir şeyleri saklamaya, bir şeyleri idame ettirmeye çalışmak: Giderek oyulan boşluktan birkaç kıymık koparıp almak, bir yerlere bir çizik, bir iz, bir im ya da birkaç işaret bırakmak. Georges Perec ·
Anı-Mektup-Günlük Anlatı Edebiyat
Mekân FeşmekânGeorges Perec · Everest Yayınları · 2023177 okunma
3/10
·375 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Roman korku/gerilim türünde pazarlanıyor ama şu ana kadar nerede gerilmem, nerede korkmam gerektiğini anlayamadım. Bir trafik kazasında ölen insan, kalp krizi geçiren yaşlı bir kadın ve günlük hayatın sıradan olayları anlatılıyor. Üzücü olaylarla korku yaratılmaya çalışılmış gibi geldi. Elbette bunlar üzücü olaylar; ancak üzücü olmak ile korkutucu olmak aynı şey değil.
Hayvan MezarlığıStephen King · Altın Kitaplar · 201914,6bin okunma
Merhaba
8/10
··
Beğendi
Merhaba, isminden başlayarak okurunu sıcak, samimi ve içten bir dünyanın kapısından içeri davet eden bir eserdir. Kitap boyunca işlenen duygu ve düşünceler, günlük hayatın içinden seçilmiş izlenimlerle harmanlanırken, insanın kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkiye dair anlamlı sorgulamalar sunar. Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, yalın ancak etkileyici anlatımıdır. Sade bir dil kullanılmasına rağmen satır aralarında derin anlamlar saklıdır. Bu özellik, kitabın farklı yaş gruplarından okurlar tarafından ilgiyle okunmasına ve her okuyuşta yeni çağrışımlar üretmesine imkân tanır. Yazar, yaşamın küçük ayrıntılarından hareketle umut, sevgi, dostluk ve insan olmanın ortak duygularını ön plana çıkarır. Anlatımındaki samimiyet, okurun metinle güçlü bir bağ kurmasını sağlarken; edebî üslubu da eserin kalıcılığını artırır. Sonuç olarak Merhaba, yalnızca bir selamlaşmanın ötesinde, insan ruhuna yönelen bir davet niteliği taşıyan; düşündüren, hissettiren ve okurunda sıcak bir iz bırakan bir kitaptır. İçten anlatımı ve evrensel temalarıyla edebiyatseverlerin ilgisini çekebilecek nitelikli bir eser olarak değerlendirilebilir.
MerhabaRamazan Çetiner · Sinada Kitap · 20177 okunma
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Güçlü Bilinçaltı Mükemmel Zihin | Dr. Biliana Todorova “Bilinçaltınız gerçek ile hayali ayırt etmez — ona ne beslerseniz, onu yaşarsınız.” Dr. Biliana Todorova, bilinçaltını sadece bir kavram olarak değil, hayatınızın yönünü belirleyen güçlü bir motor olarak karşımıza çıkarıyor. Sıkıcı terimler yerine, nörobilimsel gerçekleri sade, samimi ve etkileyici bir dille anlatıyor. Kitabın en güzel yanı teoriyle pratiği birbirinden ayırmaması:• Sınırlayıcı inançlarınızın nereden geldiğini keşfedecek• Olumsuz düşünce kalıplarını nasıl kıracağınızı öğrenecek• Zihninizi huzur, başarı ve özgüven için yeniden programlayacaksınız• Her bölümün sonunda hemen günlük hayata uygulayabileceğiniz egzersizler sizi bekliyor Yazarın kendi dönüşüm hikâyesi de sayfalara ilham katıyor: “Ben de bir zamanlar özgüvensizdim — zihnimi yeniden yapılandırdığımda her şey değişti” diyor ve bu yolu adım adım gösteriyor. Bir hafta sonunda bitireceğiniz ama etkisi yıllarca sürecek bir rehber. Eğer “Hayatımda gerçek değişimi nasıl başlatırım?” diye soruyorsanız, cevabı bu sayfalarda saklı Kitaptan Unutulmaz Bir Alıntı: “Bilinçaltınız sizin en sadık hizmetçinizdir; ona net, olumlu mesajlar verin, size istediğiniz sonucu getirir.” #GüçlüBilinçaltıMükemmelZihin
Güçlü Bilinçaltı Mükemmel ZihinBiliana Todorova · Altın Kitaplar · 202676 okunma
Reklam
Reklam