Hâlâ anlatırlar aynı şeyleri ama ben masal dinlemeyeli uzun zaman oldu. Bu çok zorlu bir yoldu. İnanmadım o sahte tanrılara, Anlamsız kibirlere ve kahpece yalanlara... Söylediklerinin hepsi yalan, inan bana. İstersen inanma da ... Bu kötülerin yurdu. Bir garip bi varoluştu, Neden var bu korku? Bu son deme sakın, her yer hala yangın. Şu anlamsızlıklar rüyasında bir başıma kaldım. Kaygım da yok artık. Anlamayanlara anlattım, durdu öyle aklım. Yine yalnız tahtım. Ne ak bir baht istedim zaten ne de karaydı bahtım. o_o
Şiirlenelim..
Hz. Şems'in Hz. Mevlana'ya Yazdığı Şiir Bırakmıyorum ki; Gönülden düşünce olasın, istemiyorum ki; gözlerde değersiz kalasın Seni canımda saklıyorum ; gözümde gönlümde değil. Tâki son nefesime kadar bana yar olasın. Elimde olsa Cenneti ateşe verir, Cehennemide bir kova suyla söndürürümki geriye Aşk baki kalsın Ey seher yeli ! Bir semtten haberin var mı ? Bir ay yüzlünün yanağından ne haber getirdin Çalıp çağırdığın, Hay huy ettiğin günler var mı ? Ey Rüzgar ! Daha yavaş es, Çünkü güzel kokuyorsun. Bu Gönül işidir Kafa işi değil. Sana dilsiz, dudaksız sözler söyleyeceğim Bütün kulaklardan gizli sırlardan bahsedeceğim Bu sözleri sana, herkesin içinde söyleyeceğim, Ama senden başka kimse duymayacak, Kimse anlamayacak. Şimdi sorarım sana, Hangi aşk daha büyüktür ? Anlatılarak dile düşen mi, Anlatılmayıp yürek deşen mi? Bana güneş'in adı verildi;
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Benim için bir şeylerin son raddesi hep tepkisizlik olur.
Alıntı
Çamurlu bir sokağın başında, henüz güneş doğmamışken, içindeki sancılarla kıvırılıp duruyordu. Adı yoktu, sadece yoldaşlarınca bilinen bir harften ibaretti. Sokak lambası bile ona tepeden bakıyordu; paslı bir demirin ucuna asılmış o titrek sarı ışık, sanki onun günahlarını değil, eksiklerini tartıyordu. Le, başını kaldırdı. O ışık, yüzündeki yorgun çizgileri saklamıyor, aksine her biri bir bıçak darbesi gibi daha da derinleştiriyordu. İçindeki sancı, mide boşluğunda oluşan o tanıdık, soğuk, taş gibi ağrı değildi. Le, başını kaldırıp karşı apartmanın karanlık pencerelerine baktı. Her bir camın arkasında yaşamsız bir hayat, bir yatak, büyük bir yabancılaşma vardı. İnsanlar birbirinin kapısının önünden geçiyordu ama sanki başka dünyaların sakinleriydiler. Le hissederdi; asla iyileşmeyecek ve asla göğsünü saran sancılar peşini bırakmayacaktı. Çünkü insan bazen bir yara taşımazdı; yaranın kendisine dönüşürdü. O da dönüşmüştü.. Ne zaman bir yüz görse, o yüzün ardındaki boşluğu hissediyordu. Ne zaman bir kahkaha duysa, sesin altında saklanan yorgunluğu işitiyordu. İnsanların birbirlerine söyledikleri sözler ona hep yarım gelirdi. Sanki herkes, içinde büyüyen karanlığı gizlemek için konuşuyor; sessizlikten korktukları için gülüyordu. .Le, elini ceketinin cebine götürdü; orada, eski, kağıdı sararmış bir not kağıdı vardı. Üzerinde sadece bir isim ve bir tarih yazılıydı; o tarihten sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını, o tarihten sonra insanların birbirine nasıl "yabancılaşmaya" başladığını hatırladı..Ona bakınca, insanın kendine yabancılaşmasının aslında bir tür intihar olduğunu düşündü.."Ya ben intihar ettiysem ve bütün bu olanlar benim cehennemimse, diye aklından saklarcasına geçirdi içinden.." Her gün bir parçasını, bir hissini, bir merhametini yolda bırakarak yürümek.
Edebiyat
İş bir son dakikaya kalsın da hallederiz çok acele ediyorsunuz.
Alıntı
Son düşünce!
Gecelerce düşündüm! Bazen güneş tepelerde iken de aklımın köşerinde yine aynı soru! İnsan ölüm anında ne düşünür? Kendimden bir örnek verecek olursam 2013 yılında Kızıl Deniz'in ortalarında Haniş Adalarının 55mil açıklarında saat 01:40 civarları, ellerim ensemde bağlı dizlerim üzerine çökmüş gözümde yaş ve son dua ! "Eğer varsan son duamı kabul et kızımın güzel bir hayatı olsun" işte size hayatı köşerinde yaşamamış sıradan tam ortalarda pek göze batmayan hiçbir sıradışı özelliği olmayan benim ölmeden önceki son düşüncem ve son duamdı. Peki kız arkadaşından ayrılış sonrası intihar düşünceleri geçirmiş yada denemiş insanlar son anda acaba ne düşünmüşlerdi yada evine ekmek alacak parası olmayan hamalın akşam üstü eve gitmek yerine bir inşaatın son katından atlamadan önceki son düşüncesi neydi? Haksız yere hapse girmiş mahkum tuvalette kendini astıkdan sonra çırpınış anında neyi düşünmüştü ki asıl merak edilen ipi nerden bulmuş olduğu oluyor. İş yerinde ki stresi kaldıramayıp trenin altına kendini atam japon tren vurmadan son saniyelerinde huzur bulmuş mudur? Kurşun öldürmez bazen öyle hisler vardır ki mesela Gül abla kocası tarafından vahşice katledilirken son anda ne düşünmüştü? Şiddetle beynimin içinde dolanan ölüm anı öncesi duyulan hisler düşünceler nelerdir diye geçiyor, ölüm masum olamaz bahane kabul edilemez fakat her insan bir son an yaşıyor. Gitmek istiyorum! sessizce ve düşüncesizce...
1000Kitap