EZGİ AKGÜL
“Onun Aynısı Bana da Oldu”
Kitabın önsöz bölümün de ki bir cümle beni çok etkiledi;
O çok sevdiğin “mükemmellik” paltosunu vestiyere bırakmanı rica edeceğim.
Bu cümle bende merak uyandırdı çünkü benim içimde de malesef bir mükemmelliyetçilik fıtratı var :(
Her sayfasında kendinizden bir parça bulacaksınız.Güçlü görünmenin yorgunluğunu, anlaşılmamanın sessizliğini ve insanın kendi içinde verdiği mücadeleyi öyle samimi anlatıyor ki, satırların arasında kaybolmuyorsunuz, aksine kendinizi buluyorsunuz.
Bu kitap bana, iyileşmenin kusursuz olmak değil; kırık taraflarını da sevip onlarla yaşamayı öğrenmek olduğunu hatırlattı. Kimi zaman derin düşüncelere sürükledi ama her bölümünde kalbime dokunan bir cümle bıraktı.
Yazar, süslü cümlelerle değil samimiyetle, içtenlikle ve yargılamadan konuşuyor. Bu yüzden kitabı okurken bir yazarın satırlarını değil, sanki beni anlayan bir dostun sözlerini dinliyormuş gibi hissettim. Bazen düşündürdü ama her satırında insana yeniden ayağa kalkabilme cesareti verdi. Kendini hep güçlü görünmek zorunda hisseden herkesin kalbinde bir yere dokunacağına inanıyorum.
Ezgi Akgül, sadece bir kitap yazmamış; susan kalplere tercüman olmuş.
Kendine haksızlık etme. Başarılar “tesadüf” kutusuna, başarısızlıklarını “beceriksizlik” kutusuna atıp durma.
Kendine şantaj yapmayı bırak. İçinden kötü bir his geçtiğinde hemen ahlak zabıtasını çağırma. Sadece izle.
Çiziklerinle, göçüklerinle,kırıklarınla ve o kırıkların arasından sızan ışığınla güzelsin.
Gittiğin her yerde mükemmeli arama. Gerçeği ara. Mükemmel insan yoktur, gerçek insan vardır.