Puan vermedi·57 syf.··
2026 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:00
İnsanın hayatını değiştiren şey bazen büyük felaketler ya da büyük mutluluklar olmuyor. Bazen yalnızca içine yerleşen küçük bir huzursuzluk yetiyor. Her şey yolundaymış gibi görünürken bir sabah uyanıp yaşadığı hayatın gerçekten kendisine ait olup olmadığını düşünmeye başlaması gibi… Anton Çehov ’un son öykülerinden biri olan Nişanlı , ilk bakışta bir genç kızın evlilik sürecini anlatıyormuş gibi görünse de aslında bundan çok daha fazlası. Çehov burada alışkanlıklarla örülmüş bir hayatı, kuşaklar arasındaki bakış farkını ve insanın kendi yolunu seçme cesaretini anlatıyor. Nadya, Nina İvanovna ve Saşa karakterleri de bu düşüncelerin farklı yüzleri gibi duruyor karşımızda. Daha ilk sayfalarda hissedilen o belirsiz sıkıntı beni yakaladı: ”Ve bir de ağlamak istiyordu nedense.” Çünkü bazen insanın mutsuzluğunun belirgin bir sebebi olmaz. Her şey olması gerektiği yerde duruyordur ama yine de bir şeyler eksiktir. Saşa’nın sözleri ise öykünün düşünsel omurgasını oluşturuyor: “— Keşke okumaya gitseniz! -diyordu.- Sadece aydınlanmış ve kutsal insanlar ilginçtir, lazım olan onlardır sadece. Bu gibi insanların sayısı ne kadar artarsa, Tanrı’nın krallığı yeryüzüne o kadar çabuk gelecek…” Bu satırları okurken Çehov’un yalnızca karakterlerini konuşturmadığını düşündüm. Eğitimin, öğrenmenin ve insanın kendini geliştirmesinin neden önemli olduğunu da anlatıyor. Öykü boyunca en çok hoşuma giden şey, karakterlerin tek boyutlu olmamasıydı. Özellikle Nina İvanovna’nın bazı bölümlerdeki çıkışları beni şaşırttı: “Yaşamak istiyorum ben! Yaşamak! -diye tekrarladı ve üst üste göğsünü yumrukladı.- Beni serbest bırakın artık! Gencim daha, yaşamak istiyorum, sizse beni kocakarıya çevirdiniz!..” Bu cümle bana insanın içinde bazı arzuların yaşla birlikte kaybolmadığını
İnceleme
NişanlıAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,917 okunma
8/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:12
Huckleberry Finn'in Maceraları – Mark Twain "Bu kitaba başladığınızda, lütfen içinizdeki çocuğu çağırın! Yetişkin gözlüğünüzü çıkarın..." Merhaba kitap dostları. Mark Twain'in ölümsüz eserine bir türlü cesaret edemeyenler için söylüyorum: Bu kitabın büyüsüne kapılmak için yetişkin aklınızla değil, çocuk kalbinizle yaklaşmalısınız. Özgürlük ve Dostluk Üzerine Bir Sal Yolculuğu Huck Finn, "uygar" bir hayat yaşamaya zorlanan, içine sığdıramadığı kurallardan kaçan bir çocuk. Kaçak köle Jim ile Mississippi Nehri'nde bir sala sığınıp bilinmeze doğru akıp giderler. Bu yolculuk; özgürlük, dostluk ve kendi doğrularını bulma üzerine bir başyapıt. Bazen öyle saf, öyle eğlenceli anlar var ki, yüzünüzde kocaman bir gülümsemeyle sayfaları çeviriyorsunuz. Mark Twain'in ince mizahı, okurken sizi hem güldürüyor hem de dönemin Amerika'sının çelişkilerini hissettiriyor. Peki Neden Çocuk Gibi Okumalısınız? Çünkü Huck'ın dünyası, kurallarla değil, kalbiyle şekilleniyor. Jim'in sırf ten rengi farklı diye köle sayıldığına bir çocuğun masumiyetiyle isyan ediyor. Yetişkin aklıyla okursanız "Huck neden böyle aptalca şeyler yapıyor?" diye düşünebilirsiniz. Ama onun gözüyle bakarsanız, her macera heyecanlı, her yol ayrımı ise büyük bir keşif. Üstelik sanılanın aksine bu eser, sadece çocuklara hitap etmiyor. Dönemin toplumsal yapısını, ırkçılığı ve ikiyüzlülüğü tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren güçlü bir hiciv aynı zamanda. Okurken güldüren, düşündüren ve sorgulatan bir yapısı var. Ancak tüm bu derin alt metni, tamamen bir çocuğun bakış açısının arkasına gizleyerek sunmayı başarıyor. İşte bu yüzden, büyülü bir yolculuğa çıkmak için yetişkin zihninizi bir kenara bırakın ve Huck ile Jim'in salında yerinizi alın. Peki Ya Siz? · Huck ve Jim'in arkadaşlığının sizin için en etkileyici yanı
1000Kitap
Huckleberry Finn'in MaceralarıMark Twain · İndigo Çocuk · 20223,692 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yaralı Şövalye
6/10
·416 syf.··
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 19:22
Herkese Merhaba, İlk önce seriye devam etmek isteyenler için yorumunun son paragrafımına bakmalarını rica ederim, 3. Ve 4. Kitap için bir kaç bilgi bırakacağım, benim gibi takılanlar varsa boşuna paralarını harcamasınlar... Beğenmedim, büyük bir hayal kırıklığı olan bir kitap oldu. Aslında şöyke kız karakteri sevdim ve son dakika yazmış yazar herşeyi gizemli olayı bağlama olayı sevdim ondan 6 puan verdim... yoksa gidişattır erkek karakterdir fılan direk 3 puanlık bir kitaptır hatta daha da düşük olabilirdi. SPOİLER OLUCAKTIR... İlk kitapta katili öğrenememiştik ve bizi merakta bırakan bır sonla bitmişti.. bu kitabın karakterleri olan Isaiah ve Genevieve kaçırılma olayında sonra bir anda evlenmeye karar vermişlerdi filan… kitapta tam o sahneden başlıyor… Baya merak ettiğim bir kitaptı, işte katilde bulunmadı fılan bu ikisi neden evlendiler filan diye.. ama ne oldu kitabın kitabın son 100 sayfasına kadar hiç bir şey öğrenemedik… Şöyle ilk 250 sayfa ikisi aynı eve çıktılar fılan normal hayat rutinlerini- birbirlerine alışma süreçlerini fılan okuduk, ne bunları kaçıranla ilgili bir şeyler ne aralarında bir etkıleşim sacma sapan iç konuşmalarını okuduk.. aşırı sıkıldım yani okurken, bu yazarında gerekszi detay verme olayıda oldu… Şimdi gelelim benim sinir olduğum yere; kız karakter daha daha daha iyisi hakedıyor , bu sümsük İsaiah ne işi vardı yaaa, adam resmen mal katıksız mal ve midesizin önde gideydi… neden mi? Şöyle bu şimdi 3 yıl hapiste yatmış neden olduğunu bilmıyorduk,, öğrendik içerde daha cok kalsaydı daha iyi… şimdi kısaca olayı anlatayım; Bunun bir abisi Kiane (bu adamın başka seride kitabu varmış) işte bu tek gecelik bir ilişki yaşar bir kızla, sonra ayrılırlar… kız 6 ay sonra geri gelir ve hamile kalmış fılan, kaine tabiki kabul etmış hemen ama kızla
Romantizm
Yaralı ŞövalyeDevney Perry · Ren Kitap · 20267 okunma
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:41
Bayıldımmm.... Gece yarısı kütüphanesi,bu zamana kadar neden okumadım ki... Keşkeler ,pişmanlıklar insanı olumsuz etkiler, onları geride bırakın diye hep konuşuruz ama hayatımıza bu düşünceyi işlemiyoruz. İlk defa bu kitabı okurken düşündüğüm keşkerin bu kadar farkına vardım. İlk defa kendi hayatım da pişmanlıklarımı düşünerek bu kadar zorlandığımı,mutlu olmam gereken konularda keşkeleri düşündüğüm için tam olarak o mutluluğu yaşayamadığımın farkına vardım. Diyecek daha fazla bir şeyim yok... Kitabı ekranlara taşıyacaklarmış. İnşallah severek izleyeceğimiz, kitap kadar etkileyecek bir şey çıkarırlar ortaya.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,4bin okunma
Bir kitap yazacağım, katalogu hayatım olacak!
10/10
·344 syf.··
2026 44. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 02:20
Birkaç gündür Orhan Pamuk'un yeni kitabını okuyordum. Aslında elimde bir sürü kitap daha vardı ama bende her zaman Orhan Pamuk'un ayrı bir yeri olmuştur. Pek çok (meşhur ve değerli) kitabını okumamış olsam da her kitabın ayrı bir zamanı olduğuna inanırım. Tam da bu nedenle yeni kitabın çağrısına kulak verdim ve sabırsızca okumaya başladım. Orhan Pamuk benim gözümde çok değerli bir romancıdır. Dediğim gibi pek çok kitabını okumadım ve okuduklarımın da hep zamanını bekleyip okudum. Okurken de hep tam zamanında okuduğumu hissettim. Çünkü Orhan Pamuk, dönemleri olan yazarlardandır. Ona yüklenemezsiniz, peş peşe göz gezdiremezsiniz. Benim için Orhan Pamuk kitapları sizi çağırır ve o an başka hiçbir kitaba odaklanamazsınız. Aslında böyle yazıyorum ama beni de uzun zamandır çağırmıyordu. Hatta kendisiyle uzaklaştık diyecektim ki favori kitabımın dizisi çıktı ve ben dizisinden sonra kendimi yeniden romanında buldum. Elbette Masumiyet Müzesi'nden bahsediyorum. Klişe gelebilir ama benim favori Orhan Pamuk kitabım Masumiyet Müzesi. Yıllar önce İstanbul hakkında hiçbir şey bilmezken ve hayata karşı çok kırılganken okumuştum. Beni o kadar içine çekmişti ki hayatım boyunca okumadan duramadığım kitaplar arasında oldu. Sürekli okuyor, sonu gelmeden elimden bırakmak istemiyordum. Burada bir detaya değineyim, o kadar hayranlıkla okuduğum o kitapta bahsedilen müzenin gerçek olduğunu da bilmiyordum. Bana göre ortada bir roman ve o romanda kurgulanan bir müze vardı. Sabırsızca kitabı bitirdim ve araştırma yaparken müze fotoğraflarına denk geldim. Sonrası büyük bir şaşkınlık, hayranlık, büyülenme anıydı. Çünkü o zamanlar benim için böyle güzel bir romanın gerçekten müzesinin olması rüya gibi geliyordu. Daha ilginciyse hâlâ öyle gelmesi! :)) Şimdiyse hâlâ kitabını heyecanla okumaya devam
1000Kitap
Kelimeler ve ResimlerOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202623 okunma
Hiç böyle hayal etmemiştim.
5/10
·408 syf.··
2026 72. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:42
Biliyorsunuz ki Labirent: Ölüm Emri ve Labirent: Virüs Kodu , bayıla bayıla okuduğum iki kitaptı lakin bu kitabı üzülerek söylemeliyim ki hiç sevemedim. Üçüncü kitaba büyük bir beklentiyle başlamış bulundum. Asıl kitaba girmenin heyecanı vardı üzerimde. Sanıyorum ki filmi böyleyse kitabı bal börek... Sanki yazar, kendi kitabını çalmaya çalışıyormuş da çalamamış gibi bir hissiyat yarattı bende. Öncelikle kitabın sıkıntılarını tane tane ele alalım. Yazar, bu hafıza kaybı olayını çok fena eline yüzüne bulaştırmış. ilk, iki kitabında karakterler bu kadar güzel ve derinlemesine işlenmişken; olay örgüsü, yer, mekan, zamanda cabası... hepsini sıfırlamak hangi akla mantığa sığar, işte bunu anlamıyorum. Madem Labirent: Ölüm Emri ve Labirent: Virüs Kodu'nu yazacaktın o vakit neden bize bu üç seriyi okuttun. Şimdi birde bu kronojik okuma karmaşaşı var ortada. Hani orada da kitabı yazılma sırasıyla okursan büsbütün kördüğüm olursun. Bana kalırsa bir yerde tercih yapılmalıydı ve bu tercih kesinlikle ama kesinlikle bizim bildiğimiz üçlemeden ziyade sonradan yazılan "ÖLÜM EMRİ VE VİRÜS KODU'NDAN" yana olmalıydı. Yukarıda bahsettiğim kitapları ya okumayın yada ilk üçlü ve sonrasında Newt'e ne oldu sorusunun cevabını Labirent: Deli Sarayı'nda alıp bu kitabı tadında bırakın. BUNDAN SONRASI SPOİLER; İkinci kitapta aile olan bu grubun birbirine tamemen yabancı olduğu bir kitap düşünün, Thomas'ın zekilerden aptallığa terfi ettiği bir evren. Her şey Teresa ve Chuck'tan ibaret olan bir dünya. Abi ben anlamıyorum. Bu karakterler senin önceliğinse sen arkaadaşların için ne diye labirente girdin? Kaç git. Hafıza kaybından sonra da bu önceliği değişmedi ama bir aptal gibi oraya girmesi ve onlarca insanın ölmesi sonucu kalan tek karakterimiz de Thomas ve Teresa'ydı. Olan minik Chuck'a ve Alby'ye oldu. Beyaz Leke'de de benzer bir durum söz
Labirent: Ölümcül KaçışJames Dashner · Pegasus Yayınları · 201411,7bin okunma