Yardım etmeyi bıraktım Davet etmeyi bıraktım Aramayı bıraktım Ve şunu farkettim; arkadaş olan benmişim onlar değil ....
yanaklarından öpmeye korkardım dudaklarının kenarlarına değerse diye avuçlarında bıraktım tütün kokan sakallarımı anlatması zor böyle şeyleri hatırlayınca aklım takılınca uykularda zehir oluyor zaten alıştım geceleri uyumakta işime gelmiyor aslında ama hatırlarım hatırımda kalan her şeyi kendimi zorlayınca tarçın gibi kokardı parmakları belki o da bilmezdi nasıl koktuğunu söyleyemedim neyin ne olduğunu kaldı gitti eski günlerin hatrında ağlaması zordu gözleri küçülene kadar küçülürse gözleri anlardım konuşmalarından gözündeki tek yaşına ömür vermek vardı be neyse işte, öyle kolay değil birden anlatmak öylesine omuzunda tüketmek birisinde hayatı özleyeceksin geçirdiğin onca güzel anıları ellerin kavuşunca bırakmayacaksın her fırsatta resim çizeceksin parmak uçlarınla ayaklarına o güzel hayatın nerde kalmıştık öpmeye korkardım yanaklarından ya utanır da yüz çevirirse diye utanmasın diye şarkılar söyledim gerdanına sessizce ondandır omularımdan düşen düşünceler o yüzden söylüyorum ya şarkıların arasında şiirler gün ağarınca boynum bükülür dalarım uzaklara gönlüm sıkılır sorma ne haldeyim sorma kederdeyim
Reklam
Gözlerimin dolduğu her şeyi sana bıraktım Allah'ım. Ben yön veremiyorum kalbime, onu bâki olanla doldur.
Yenilginin ve yarım kalmışlığın arasında
Yenildim bu hayata, evet. Başımı öne eğen bir mağlubiyet değil bu; göğsümde açılan yaraların, ruhumu yeni baştan doğuruşunun sessizliği. Üzgünüm, çünkü gidenlerin yeri hep bir uçurum. Ama mesutum; çünkü o uçurumun kenarında yepyeni, dikiş tutmaz ama rüzgara göğüs geren bir 'ben' inşa ettim. Hep bir tarafım eksik, hep bir yanım yarım... Bir yapbozun kayıp parçası gibi, kendimi hoyratça tamamlamaya çalışmaktan yoruldum artık. Bıraktım o kırık kenarları, sarmıyorum. Yenilgilerim benden koca bir gençliği, saf bir neşeyi ve belki de o çocuksu güveni alıp götürdü. Ağır bedeller ödedim. Ama bana kendi enkazımdan yepyeni bir tapınak yapmayı da yine o yenilgiler öğretti. Şimdi bu yarım yaşanmışlığımla, bitmemiş bir şiir, sokaklarında yağmur fırtınaları kopan terk edilmiş bir şehir gibiyim. Bu eksiklikle ne yapacağımı, onu nereye koyacağımı bilemiyorum. Belki de hiçbir şey yapmamalıyım. Belki de insan, en çok tamir etmeyi bıraktığı o çatlaklardan sızan ışıkla aydınlanır. Varsın yarım kalsın hikaye; çünkü en güçlü çığlıklar, hep yarım kalmış ezgilerden yükselir.
Yarın üniversite sınavına gireceğim. Emek harcadığım bu bir yıl beni yordu. Ama bu hayatta insan yeri gelecek yorulacak, yeri gelecek dinlenecek, huzur bulacak. Hayat sonuçta bu. Önemli olan bu zorlu süreçlerde dahi hayatı kaçırmamak. Zaman bir şekilde akıp gidiyor istesek de istemesek de. Geriye dönüp bu yıla baktığımda sadece ders çalışmaktan ibaret şeyler görmüyorum. Bu beni mutlu ediyor. Çünkü bence hayat koca bir yılını her şeyinle bir sınava adayacak kadar uzun değil. Karşımıza neler çıkacağını, bizi neler beklediğini bilmiyoruz. Ama en doğrusunun kendi bildiğimiz, istediğimiz olduğuna inanıyoruz. Oysaki işler böyle değil. Bizi bizden iyi tanıyan Allah her şeyin en güzelini biliyor. Biz çiçek buketi düşlerken Allah bize çiçek bahçeleri sunuyor. Ben de kalbimin bahçesine bu çiçeklerin tohumlarını ektim ve gerisini Rabbime bıraktım. O benim her zaman yanımda oldu, benim için en güzelini nasip etti. Yine öyle olacağına kalpten inanıyorum.
Reklam
Reklam