Ben o işi Rabb'ime bıraktım
"Herkes biçecek ektiğini, Not al gönlüm çektiğini.." (Nefretten uzak olalım:))
“Ben kaybetmekten korktuğum her şeyi özgür bıraktım.” Stefan Zweig
Reklam
Şunu öğrendim ki
Kendimi sevmeyi başardığımdan beridir Allah’a daha da yakınım çünkü taşıdığım kalbin aldığım nefesin Allah’a ait olduğunun sık sık bilincindeyim o zamandan beridir daha da iyiyim arınmış yeniden doğmuş gibiyim. Yaşadığım tüm kötü günlere isyanlarıma tüm günahlarıma tövbe çekip geride bıraktım ve evet hiç bir amacım yok dersem bile buna tutunacağım artık. Kalbimde taşıdığım can emanettir tüm kalbimle bilincindeyim ve şunu da söyleyeyim kaybettiğim hiç bir yakınıma artık neden öldü, yaşasaydı, Allah’ım sana ne yaptım, neden aldın onu benden demiyorum çünkü gerçek yerimiz orası ve denildiği gibi “ Yaşamak, ölümün elinden ödünç alınmış bir vakittir sadece.” Diğer dünyaya iyi bir insan ve güzel işler yapmış insan olarak gitmek istiyorum tüm amacım bu artık. Kaybettiklerime karşı içimde yalnızca derin özlem ve hafızalarımda sadece güzel anılarımı taşıyorum isyan yok :) ve şunu da biliyorum ki artık ölen kişiler kalbini ve allahı tanıyarak ölen kişilerdir son zamanlarındaki huzurları bundandır…
Döndüm yalnız duvarlara...Artık direnemem!
Elimi saçlarıma daldırıp her şeyi akışına bıraktığım, o yorgun ama huzurlu pes edişin fotoğrafı bu.✨ Tekir'in de dediği gibi; Savaşamam artık, bıraktım ipin ucunu...🤍 (Yaklaşık bir haftadır kaç kez dinledim bilmiyorum ama bana aşırı huzur veriyor bu şarkı.Sebebini bir ara bulucam 😄) open.spotify.com/track/3UusuJ3Z2...
1000Kitap
Suya düşmüş bir kağıttı, üstelik kalemim de kaybolmuştu; ruhtan dokunulmuş sesimin rengiydin. Olmadı... Yaşamın kıyısında tuttuğum bir balıktın; elimde can çekişince bıraktım seni özgürlüğüne. Neek
1000Kitap
Dear My Friends
Yaşamayı öğretiyorum kendime. 20’lerim insanları kırmaktan korkan, nahif bir ruhtu. Çocukken sahip olduğu cesareti, kuzey yıldızını kaybetmişti. İçine sindikçe sindi, kabuğu kırılır diye kımıldamadı bile. Ama 20’lerim biter ve 30’larım başlarken bir şeyler değişti. O çocukluk hallerime döndüğümü hissettim. Yaşlıların nasıl bu kadar rahat davrandığını anlıyorum, yaşlanmak demek çocuklaşmak demek. Sosyal anksiyeteden kendini sıyırıp toplumun ne olduğunu bilmeden, içinden geldiği gibi davranmak demek. Ve şimdi 30’larımda… Korkularımı yeniyorum, denemek isteyip de çekindiğim ne varsa kendimi tam ortasına atıyorum, kırıldığımda söylüyor ve yerine göre kırmaktan da çekinmiyorum, elalemi gözümün ardında bırakıyorum :) denediğim yeni şeylerden kimileri hüsranla sonuçlanıyor, kimisinde potansiyel taşıdığımı görüyoruz, kimisini “bir daha asla yapmam” deyip sayfayı kapatıyorum, kimisini bir ömür boyu mutlulukla yapacağımı düşünüyorum. Şanslıyım çünkü kışıma renk veren dostlarım bana eşlik ediyor. Bazı zamanlarda ise hiç arkadaşım yokken giriştiğim bir aktivitede yeni dostluklar ediniyorum. Sabahları denize girip yüzüyor, 70 yaş üstü teyze ve amcalarla sohbet ediyorum, kahvaltıda gazete okuyorum, Afrika müzikleri dinliyorum, dans ediyorum, içimden geçenleri söylüyorum, aileme vakit ayırıyorum, trafikte kızıyorum hatta bazen küfür bile ediyorum. Sigarayı bıraktım, spor yapmaya başladım, okumalar yapmaya geri döndüm, ekran süremi azalttım, başladığım işi bitirmeye çalışıyorum, aldığım kararların arkasında durup kendi limitlerimi zorluyorum, sadece ihtiyacım olanı almayı öğrendim, hayatımdaki fazla nesnelerden kurtulmaya ve sade yaşamaya çalışıyorum. Yaş almak kötü değilmiş meğer :) Zaman bana nasıl yaşamam gerektiğini öğretiyor, bense ona ne kadar değerli olduğunu bildiğimi
Reklam
Reklam