Kül ve Sessizlik
Gecenin omzuna bıraktım adını, Bir yas çiçeği gibi soldu zaman. Ay, kırık bir aynaydı göğün kıyısında; Yüzüne bakınca çoğaldı yalnızlığım.
Senden sonra, Saatler pas tuttu duvarlarda. Rüzgâr, eski bir şiirin Unutulmuş mısralarını sürükledi avluma.
Ne kadar sustuysam O kadar büyüdü içimde yokluğun. Çünkü bazı ayrılıklar, Bir kapının kapanışı değil; Bir ömrün yavaşça küle dönmesidir.
Ve ben, Küllerinden bile vazgeçemeyen Son yangın olarak kaldım Kendi harabemin ortasında.