Ne alaka?
Puan vermedi·232 syf.··
2026 292. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 18:34
ben bu kitabı neden sevemedim diyordum, farkettim ki Nermin Yıldırım’ın en düşük puanlı kitabıyla başlamışım. yazarla tanışmak için kötü bir seçim oldu.. beğendiklerim oldu, özellikle ilk üçlüyü çok sevdim fakat diğerleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim her öykü için puanlamamı kitabın giriş sayfasına bıraktım. genel puanım 6 ben öykü kitabı sevmiyormuşum onu anladım. artık bir sonraki bölümü heyecanla bekleyip okuduğum, uzun soluklu birşeyler okumak istiyorum #bavulasığmayan #nerminyıldırım
Bavula SığmayanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20225,5bin okunma
8/10
·275 syf.··
2026 64. kitabı
Şeker Portakalı bittiğinde hepimizin içinde bir şeyler kırılıyor ya, işte tam o kırılan yeri biraz olsun onarır mıyım acaba diye elime almıştım Güneşi Uyandıralım’ı. Ama Vasconcelos bu kez çok daha sessiz, böyle derinden bir yerden sızlattı içimi. Zezé artık o bildiğimiz, avucumuzun içi gibi sevdiğimiz küçük çocuk değil çünkü; yavaş yavaş ergenliğin o ne yapacağını bilemeyen, o gri ve biraz da yabancı dünyasına adım atıyor. Yeni hayatındaki o zengin ama buz gibi ev, oradaki o yalnızlığı gerçekten çok fena hissettiriyor insana. Eski mahallesinin o yoksul ama bir şekilde canlı, samimi havasından sonra, bu yeni yerdeki katı kuralların içinde Zezé’nin ne kadar eğreti durduğunu görmek insanı çok üzüyor. Minguinho yok artık biliyorsunuz, onun yerine kalbine yerleşen bir Kurbağa Adam var. Bir de sinemada bulduğu, o hiç görmediği baba şefkatini aradığı Maurice Chevalier... İnsanın içi gidiyor o tutunma çabasını okurken. Aslında hayal gücü bu sefer sadece bir oyun değil de, sanki hayatta kalmak için sığındığı tek liman gibi. Zezé’nin o ergenlik asiliğinin altında, aslında kimselere gösteremediği o çok saf şefkat ihtiyacı var ya... Sanırım beni bu kitapta en derinden yakalayan yer tam olarak burasıydı. Büyük büyük olaylardan ziyade, işin tamamen o yalın, insani kısmı sarstı beni. Herkes onu haylaz ya da uyumsuz sanırken, onun sadece anlaşılmak ve bir yere ait olmak için çırpınması o kadar tanıdık ki... Büyümek zaten biraz da bir şeyleri kaybetmeyi öğrenmek demek ama Zezé ile büyümek, o kayıpların içinde bile insanın kendi içindeki o son ışığı, yani o güneşi bir şekilde uyandırması gerektiğini hatırlatıyor. Kitabın sonlarına doğru, o çocuksu hayaller yavaş yavaş hayatın gerçeklerine teslim olurken sanki ben de Zezé’yle beraber bir şeyleri geride bıraktım, öyle hissettim.
1000Kitap
Güneşi UyandıralımJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202342,8bin okunma
Reklam
Nereden,Nereye...
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 12:42
Bir kaç günlük bitirmem gereken bir kitaptı. Mehmet'in durumundan çok farklı konumda olduğumdan sıkılarak okudum başta. Zorlandım usandım. Sinirlendim hatta. Bıraktım üzerine düşmedim. Benim çevremde de inkar eden çok insan var. Tahammül edemedim. Zorlandım okurken. Açıkçası inkar etmek kolay geliyor sanırım ve üzerine düşünüp araştırma yapmıyorlar mı bilemiyorum ama en bilgisiz insan bile şu kâinatın sahipsiz olduğuna ikna etmemeli kendini. Ama maalesef bazı insanlar kolaya kaçıyorlar demekle yetinmek istiyorum. Halit hocayı gönülden tebrik ediyorum. O kadar zor ki inançsız bir insana dinimizi anlatmak. Ben bunu hala yaşıyorum çevremde. Velhasıl kitabın sonuna geldiğimde kalbime büyük bir ok saplandı. Yüreğim yandı. Bu geçişin mükemmelliğine inanamadım. Kendimi suçladım. Hala da suçluyorum. Hatta hayıflandım. Ümitsizliğe düştüm. Büyük bir kıyasa düştüm. Ben inançlı olduğum halde nasıl bu kadar teslimiyet içinde olamıyorum? Gerçek müslüman kimdi şimdi? Ben kendimi nereye koyacağımı bilemedim. Utanmak ve mahcubiyet arasında kahroluyorum. O mertebeye mümkün değil erişmem, fakat tırnağı bile olamamak beni mahvetti. Silkelenip kendimi toparlamaya çalıştım. Şeytanın vesvesesine kapılıp gaflete düşmekten korktum. Bedenimi ve zihnimi saran üzüntümle Düzceli Mehmet in yaşantısından ibret alarak tövbe ettim. Yüreğim yana yana, kalbim sızlaya sızlaya...
Düzceli MehmetHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 20176,7bin okunma
Yazarın daha önce hiçbir kitabını okumadığımı öncelikle belirteyim. Keşke bu kitapla tanışmasaydım diye devam edeyim. Yazılan dönem itibariyle her ne kadar hak versem de içeriği fazla karamsar - abartı derecede- buldum. Kitabı okumak istemedim ve uzun süre yarım bıraktım.
80 Yaş Zor Zamanlar GünlükleriOya Baydar · Can Yayınları · 202180 okunma
Kitapta yazar felsefik bir hava katmaya çalışmış ancak bu insanı çok sıkıyor. Adam gece tavana bakarken düşündüklerinden ibaret gibi bir kitap yazmış. Kitap kendini okutturmuyor. 50 küsürüncü sayfada bıraktım. Kötü bir kitap bence
Son BataklıkGiorgio Manganelli · Everest Yayınları · 202332 okunma
8/10
·528 syf.··
2026 32. kitabı
•Bazen bazı kitaplar sana aşkı değil, birine tutunmakla birini sevmek arasındaki farkı anlatıyor. Aşka Düşüş benim için tam olarak böyle bir okuma oldu. •Melek yıllardır içinde taşıdığı bir duyguyla yaşıyor. Lise koridorlarında başlayıp büyüyen, defter sayfalarına dökülen, bir şehri geride bırakacak kadar yer eden bir his… Üniversitenin son yılında aldığı kararla İstanbul’a geliyor çünkü bazı insanlar aşkı yaşamaktan çok ona yaklaşmayı seçiyor. Ve Murat… Melek’in yıllardır uzaktan sevdiği çocuk. Ama bazen zihninde büyüttüğün insanla karşında duran kişi aynı olmuyor. •Kitap boyunca Melek’e ilk başta gerçekten üzüldüm. O sevgiyi yıllarca içinde taşıması, yazması, beklemesi, hiçbir karşılık beklemeden birini kalbinin merkezine koyması çok kırıcıydı. Ama sayfalar ilerledikçe içimdeki o üzülme hissi yerini yavaş yavaş kızgınlığa bıraktı. Çünkü bir yerden sonra Melek’i anlamayı bıraktım‍. Ve burada bana kızabilirsiniz ama ben gerçekten neredeyse her bölümde aynı şeyi söyledim: "Yeter artık Melek, şu Murat’ı bırak ve etrafına bir bak." •Çünkü mesele Murat’ın onu seçmemesi değildi. Mesele Melek’in kendisini seçmemesiydi‍. Bir insan seni tekrar tekrar aynı yerde bırakıyorsa, seni gerçekten görmüyorsa, sevgini alıp ne yapacağını bilemiyorsa neden hâlâ onun etrafında dönüyorsun? Her sessizliği umut sanması, her küçük ilgiyi büyütmesi, her hayal kırıklığından sonra yine aynı yere dönmesi beni bir noktadan sonra çok yordu. Bazen bir karaktere kızınca kızamazsın çünkü canı yanıyordur; ama Melek’e kızmamın sebebi canının yanması değil, kendi canını yakan yerde kalmayı seçmesiydi. •Murat… Sanırım kitapta en net olduğum konu buydu. Ben Murat’ı hiçbir noktada sevemedim. Bazı karakterleri sevmezsin ama anlarsın, bazılarını anlarsın ama affetmezsin. Ben Murat’ta onu da yaşayamadım.
Aşka Düşüş 1 - GalataMehtap Fırat · Ephesus Yayınları · 202634 okunma
Reklam
Reklam