Kalbin atışı, Kabe’yi tavaf eden müminlerin sesidir. Aklın hiç yorulmadan işleyen düzeneğinin tıkırtısı ise Kur’an’ı var eden sonsuz iradenin hülasası… Bu iki sese kulak verirseniz dünyadaki zulmü, cehaleti alaşağı edip birçok şeyi değiştirebilirsiniz. Değiştirip dönüştürmek istediğiniz şey insansa, orada durup uzun uzun düşünmek gerekir. İnsan sayısız zerreden yapılmış ayrı bir alemdir çünkü; onu kapsayan büyük alemin suretine, o devasa alemin mizacına göre şekle girer. Bazı şeylerin cevabı gibi ak ya da kara diye açıklanamaz insan. Ruhunun her hücresinde ayrı bir his, birbirine tezat temenniler, umutlar, korkular, kaygılar saklar. Bunun içindir ki, her ruh küfürle imanı, cennetle cehennemi, güzel ve çirkini yan yana taşır. Mesele insanın ikisinin ortasında otururken hangisine gönül verdiğidir. Ve ancak saf kötülüğe batmış olan insanı değiştirmek gerekir. Sizin gibi düşünmüyor diye ucu kötülüğe temas etmeyen birinin fikirlerine müdahale etmek, onu kendi düşüncelerinize göre evriltmek zorbalık olur. Kulağınıza küpe olsun; insanları peşinen kınamayın, diğerlerinin ne dediğine kulak vermeyi ihmal etmeyin, Batı’nın kapıldığı kibre kapılmayın. İyileri ve kötüleri ayırırken ortada kalanları da iyilerin yanına alın. Ama kötü de olsalar asla insanlara zulmetmeyin. Allah iyilerin olduğu kadar, kötülerin de Allah’ıdır.