Öylece yürüdün, senden yüzlerce yıl önce oraya yerleştirilmiş ve senden yüzlerce yıl sonra orada duracak olan taşlara dokundun. Önce taşlara, sonra ağaca, sonra göğe baktın. İnsanın her şeye şekil vermek istediği o tarih aralığının içindeydin. Binlerce yıl önce yapabildikleri her şeye şekil vermek için kullanılan kesici ve delici aletlerin yerini alan kelimeleri de öğrendin. Çünkü herhangi bir şeyin doğal haline bakmaktan sıkılan insanı tanıdın. Önce ağacı, sonra taşı, sonra kelimeleri daha sonra da inandıkları tanrıları değiştiren insanları.
Bunlardan birini yazacağını biliyorum demiştin,
Bunlardan birini bir hikayede okuyacağımı,
keşke memelerim biraz daha büyük olsaydı dedikten sonra,
Kahvaltıyı ne zaman yapacağımız hakkında bir fikrim yoktu,
Yaşamın geri kalanında ne yapacağım hakkında da,
Eski bir fotoğrafı açıp büyüttüğüm o anda,
Gözlerimin daha da bozulduğunu kabullenmiştim,
Sonra bir şeylerin daha farkındaydım,
Bir kitabın sayfasını daha az çevirdiğimin,
Daha az gülümsediğim ve özlediğimin falan,
Bütün bunların böyle mi olması gerektiğini daha sonra düşünebilirdik,
Şimdi kedilere mama vermemizin vaktiydi,
Çiçekleri sulamanın
Ve pencereyi açmanın
Ama bir şey daha demiştin
Keşke senin de sakalların daha yumuşak olsaydı,
Memelerinden bahsettikten hemen sonra,
Çünkü hepimiz bir şeyleri unutmamıştık,
Sen de estetik ameliyatlar olma yaşına girmiştin diğer kadınlarla,
Kaşlarım şöyle olsaydı böyle görünürdüm derken,
Benim bütün bunlarla ne yapacağımı hiç düşünmemiştin,