Birbibliyofilim

Birbibliyofilim
@birbibliyo
Cehlin yıktığını irfanla yapacağız!
Suriye Zindanları
Puan vermedi·239 syf.··
2022 1. kitabı
Bir hapishane mahkûmunun suçsuz yere 14 yıl boyunca hapishanede yaşadıkları, gözlemledikleri ve çıktıktan sonraki değişimi anlatılıyor. Fransa'da eğitimini tamamlayıp ülkesine dönen genç bir delikanlının daha henüz havalimanındayken sebep söylemeden tutuklanmasıyla başlar her şey. Çölün ortasına inşa edilmiş bir hapishane... Mahkumlarının çoğunluğu okumuş ilim insanları.. Hepsinden acısı çoğu kişi neden mahkûm olduğunu bile bilmeyerek her gün işkenceye maruz kalıyor. Bu hapishanede suçlu olduğunuza kanaat getirilirse ertesi gün idam oluyorsunuz eğer suçsuz olduğunuz düşünülürse masumlar koğuşuna alınıyorsunuz. Yapılan işkenceleri okumak beni, vicdanımı günlerce rahatsız etti. Çok iğrenç ve insanlık dışı olaylar anlatılıyor. Muhakkak okumalısınız diyemem. Açıkçası ben başladıktan bir süre sonra "keşke bunlardan hiç haberdar olmasaydım, keşke sadece kurgu olsaydı" dedim.
Salyangoz Suriye Zindanları / Bir Casusun GünlüğüMustafa Halife · Mana Yayınları · 2017271 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
Cengiz Aytmatov| Elveda Gülsarı Ünlü Kırgız yazarı, çevirmen, gazeteci, ve politikacı Cengiz Aytmatov'un en güzel romanıdır Elveda Gülsarı. Daha önce Toprak Ana, Cengiz Han'a Küsen Bulut ve Beyaz Gemi'yi okumuştum. Aytmatov, Sovyet Birliği'nin baskılarından dolayı anlatmak istediklerini sembollerler kullanarak anlatmıştır. Sovyet Birliği, kültürel asimilasyonu gerçekleştirmek için çeşitli metotlar uygulamaya koymuştur. Bunların en önemlisi olan kültür ve eğitim ile çok oynamıştır. Sovyetler Birliği'nin Türkleri asimile etmek için uyguladığı siyasete Cengiz Aytmatov sadece Türklerin anlaycağı milli semboller kullanarak engel olmaya çalışmıştır. Aytmatov, milletin tarihi boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebi, askeri yani bütün maddi ve manevi zenginliğini eserlerine yansıtmıştır. Eserlerinde milletin temel mülkü olan milli hafızaya ait efsanelerden, destanlardan da yararlanmayı ihmal etmemiştir. Yazar hemen her eserinde Kırgız Türk Kültürünü yansıtmıştır. Bu eserinde de, atasözlerine ve efsanelere yer vermiştir. Ayrıca yazar bu kitapta, atçılık ile ilgili birçok kelimeye yer vermiştir. Elvada Gülsarı kitabı, Tanabay adında eski bir asker ile cins ve ünlü bir yorga atının yaşam serüvenini anlatır. Romanın ana konusu ne kadar Gülsarı gibi görünsede aslında atın sahibi ve Kırgız köylüsünün yaşamına da değinir. Tanabay ordudan ayrıldıktan sonra yılkıcılığa başlamıştır. Baktığı atlardan biri olan Gülsarı, türüne ender rastlanacak çok değerli bir yorga atıdır. Tanabay için Gülsarı'nın ayrı bir yeri vardır.Gülsarı çok güzel ve iyi bir atdır, üzerine binen sahibini gururlandırır. Gülsarı, etraftaki bütün dikkatleri üstüne çeken bir gösterişe sahiptir. Tanabay, Gülsarı'ya çok iyi bakmışır. Gülsarı bütün yarışlarda birinci olur ve ünlenir. Bir gün yılkıların ve
Elveda GülsarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202321,1bin okunma
Puan vermedi·495 syf.··
2021 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2021 00:21
Martin Eden' in bu kadar başarılı olmasının şüphesiz birçok sebebi var. En başta çok hisli ve akıcı olması gelebilir. Bir diğer sebep de herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir eser olması. Yaşamaktan korkan, her şey hakkında fikirleri ezber ve yüzeysel olan, öğretilenin dışına çıkmayı adeta günah sayan, burjuvalar. Kendilerini geliştirmek bir yana aç karınlarını zor doyuran ve çok çalışmaktan insanca yaşamayı unutan, alt sınıf insanlar. Ayaklı kütüphane denecek kadar bilgili olan ama sırf birilerinin hoşuna gitmeyen fikirleri savundukları için hiçbir yerde tutunamayan ve derbeder hayat yaşayan, aydınlar. Sadece kendinden öncekileri tekrar ederek bulundukları konumu muhafaza eden profsör ve editörler. Ve daha niceleri... Bunların arasında Eden hiçbiri değildi. Eden vahşi bir hayattan gelmiş bütün zorlukların üstesinden tek başına gelen güçlü, kuvvetli, zeki ve yakışıklı bir denizcidir. Bir burjuva kızından ve onun yaşadığı nezih ve entelektüel ortamdan çok etkilenir. Onlar gibi olmak ister. Kendini geliştirmek, aşık olduğu kıza ve ailesine layık olabilmek için çaba sarf eder. Zamanla bu çaba bir tutkuya dönüşür. Okumaktan, yazmaktan zevk alır. Okudukça o hayran olduğu burjuvanin gerçek yüzünü görür. Onlardan ve fikirlerinden tiksinir. O artık ne alt sınıfa aittir ne de burjuva sınıfına. Yazmadan edemeyen Eden bu iş için yaratıldığına inanır. İçindeki cevheri kimse görmese de o bunu bilir ve peşini bırakmaz. Eden'in bu süreçte kimse başarılı bir yazar olacağına inanmaz. Ona kimse destek olmaz. Eden günlerce aç ve uykusuz kalır başarıya ulaşmak için. Ulaşır da ama artık eski heyecanı kalmamıştır. Hayat ona en çok istediği şöhret ve başarıyı elinden her şeyini aldıktan ve artık bunun bir anlamı kalmadiktan sonra verir. Sahi gelmesini beklediğimiz şey çok geç
Martin EdenJack London · Kenta Yayınevi · 2010134,7bin okunma
Puan vermedi
!!!SPOİLER İÇERİR!!! Roman iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Zehra'nın kim olduğu ilahi bakış açısıyla anlatılır. İkinci bölümde, Murşit Bey'in Yaşadıkları, kendi ağzından anlatılır. Roman, Mebus Şerif Bey'in Zehra öğretmeni aramak için Maarif müdürüne hangi okulda oluduğunu sormasıyla başlar. Zehra öğretmen, tanıdık ve sevilen bir öğretmendir. Zehra öğretmenden herkes memnundur verdiği eğitim ve terbiye çok iyidir. Fakat Zehra öğretmenin bir tek kötü özelliği var, acıma duygusunun olmaması. Çok katı olmasından dolayı tam anlamıyla mükemmel bir öğretmen değildir. Maarif müdürü ve Mebus Şerif Bey, Zehra öğretmeni ziyarete giderler. Kendisine gönderilen telgrafta, İstanbul'daki babasının onu görmek istediğini, söyler. Zehra öğretmen babasının olmadığını, başkası ile karıştırdıklarını söyler. İkinci bir telgraf daha gelir bu sefer babasının ölmek üzere olduğu bilidirilir. Zehra kendi babası olduğunu kabul eder, ama bundan utanç duyduğu için başlarda görmek istmezse de daha sonra yine fikir değiştirir. Zehra tren yolcuuğunda babasının kendisine, annesine ve büyük annesine çektirdiği eziyet hatrına getirir. Babasının ayyaş, tenbel, ve kaba olduğunu hatırladıkça nefreti daha da artar. İstanbul'a geldiğinde çok geçtir babası ölmüştür hem de Zehra, diye sayıklayarak. Babasının ölümü Zehra'ya hiç tesir etmez. Bu etraftakileri çok şaşırtır. Babasından kalan sandığı Zehra'ya teslim ederler. Zehra başta bu sandığı açmadan ihtiyaç sahiplerine verilmesini istese de merakına yenik düşer, sandığı açar. Sandıkta bulduğu babasının hatıra defterini bulur ve okumaya başlar. Mürşit Efendi okuldan yeni mezun olmuştur ve atanacağı yeri beklemektedir. İlk atama yeri olan Sivas’a gider. İşe başladığında çok çalışkan ve kendine göre kuralları olan biridir. İş yerindeki herkes
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma
Puan vermedi
Ölü Canlar romanı üç ciltten oluşan, toplam 478 sayfa bir eserdir. Yazarı Gogol'ün "manik, depresif, psikoz" diye adlandırılan bir hastalığı vardır; hayatı boyunca çekmiş bu hastalıktan. O dönemlerde bu hastalık bilinmediği için yanlış tedaviler uygulanmıştır. Tedavinin ruhsal yanını üstlenen papaz ise insafsız bir oruç uygulamış. Zamanla nöbetleri hem sıklaşmış hem şiddetlenmiş. Yıllarca kaplıcalarda bedenine nasıl şifa bulamadıysa, kutsal topraklardan da ruhuna şifa bulamadı. Kitabın on yıldır uğraştığı ikinci cilde ait bütün el yazmalarını ateşe atmış. Gogol, resmi belgelere göre, kendini aç bırakarak öldürmüştür. Yanan ve tümüyle okunmaz hale gelen kimi sözcükler ve satırlar, cümlenin gelişi, metin öncesi ve sonrası düşünülerek Rusça basım editörlerince tamamlanmıştır. İlk ciltte, Rus devlet adamlarının yaptığı; yolsuzluklar ,aldıkları rüşvetler, yapılan usulsüzlükler anlatılmaktadır.İkinci ciltte ise dürüst, çalışkan ve başarılı insanlar kaleme alınmıştır. Kahramanımız Çiçikov zeki ve sevimlidir. Çiçikov, nabza göre şerbet vererek herkesin saygısını ve güvenini kazanmakta ustadır. En büyük hayali; bolluk ve refah içinde yaşamaktır. Hayaline hemen ulaşmak için girdiği her işte kolay yoldan para kazanmanın hileli yollarını aramış, başarılı olamamıştır. Çiçikov, Rusya'da kasaba kasaba dolaşıp feodal kanunlara göre toprak sahiplerinin malı olan köle köylüleri satın almaktadır; fakat bu köylüler canlı ve sağlıklı olanlar değil ölü olanlardır yani ölü canları satın almak ister. Bazıları bunu tuhaf bulsa da kiminin de ölüleri satmak işine gelir. Ama ne var ki bu yaptığı düzenbazlıklar dürüst insanlar tarafından fark edilir. Çiçikov hapse atılır. Ziyaretine kasabanın en zengini olan Murazov gelir. Murazov çok zengindir fakat kazandığı her kuruşunu da hakkıyla
Ölü CanlarNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202129,4bin okunma