zeynep

zeynep
@birbrontekizi
“Derler ki: Kaçış yoktur, sen olduğun şeysin, olmak istediğin şey değil.” -Kitap’ın Yolcuları
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 37. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2025 03:00
Dalgalar, siz okurken sizinle bir olup ruhunuzu hem büyük bir esarete mahkum eden hem de zaten ruhunuzun içinde olduğu esaretten sizi kurtaran bir eser. Woolf'tan okuduğum Deniz Feneri ve Mrs. Dalloway'in yeteri kadar derin olduğunu düşünürken Dalgalar bana derin iç çekişlerle, titrek alınan nefeslerle ve dolu gözlerle geldi. Duvara bakarken sorgulanan bir hayat ve hiçbir zaman yanıt bulamayacağım sorular. Hepsi Dalgalar'ın bir getirisiydi ve kitap bitti, getirileri kaldı. Neville'in çocukluğundan itibaren hep odalarda olan bekleyişleri, Louis'in aşağı hissetmesinden ötürü hep her şeyin üstünde olma çabası, Rhoda'nın hep kendine bir surat ve hayal dünyasında bir yaşam bulma gayesi, Jinny'nin hep çağıran, karşıdakinin de gelen olmasını istemesi, Bernard'ın Byron ile bir bütün oluşu, Susan'ın istediğini sandığı hayata kavuşması ama ihtiyacı olanın o olmadığını fark etmesi... Bir arkadaşlık hikayesinden öte, bir başlangıç ve sonuç kitabıydı tamamen. Woolf'un hayatın evrelerini güneşin doğuşu, tepede oluşu, batışı, dalgaların yükselişi, kıyıya kırılışı üzerinden anlatması damağımda anlatılamaz bir haz ve hüzün bıraktı. Çünkü gerçekten... Hiç açılmayacak kapıları beklemedik mi biz hiç olmayacak odalarda? Ya da olduğumuz yere ait hissedemeyip oraya ait olmak için çevremizdekileri izlemedik mi? Böylece onların yaptıklarını yapıp anın içinde olabilecektik. Ama aynı zamanda dalgalar gibi kükremedik mi? Dalgalar gibi kükremeyecek miyiz ya da? Güneşimiz bir gün en tepeye ulaşacak ve bir gün batmaya karar verecek... Peki geriye ne kalacak? Bir iz ve bir ömür boyu üzerine yağdığımız okyanusun köpürmüş dalgaları. Kitapta ölüm öylesine ani bir şekilde geliyor ki gerçek hayatı aratmıyor. Ben bunun bilerek yapıldığını düşünüyorum. Satır aralarında birden ilan edilen ölümler, hayatın
Edebiyat
DalgalarVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20193,967 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
6/10
·96 syf.··
2025 35. kitabı
Doktor Ox'un Deneyi –bence– vermeye çalıştığı mesajı anlatmakta başarısız olmuş bir eser... Eğer tabi benim düşündüğüm gibi bir mesaj vermeye çalıştıysa. Kitabın başında zikredilen hayali kentimizin oldukça yavaş ve monoton bir şekilde yaşamaya alışmış, huzurlu bir kent olduğunu görüyoruz ama ne zaman işin içine "politika" giriyor, işte o zaman işler karışmaya başlıyor. Aslında benim dikkat ettiğim nokta, hayatını monoton ama huzurlu bir şekilde yaşayan bu kenti çökertmeye başlatan şeyin Doktor Ox'un deneyinden ziyade politikanın kendisinin olmasıydı. Çünkü Doktor Ox, henüz saf oksijeni kente vermeden önce belediye başkanının panik hissetmesine sebebiyet veren şey, Doktor Ox'un politika ile ilgili bir tartışma başlatmış olmasıydı. Zaten saf oksijen kente verildikten sonra ortaya çıkan hararetli tartışmalar sonucunda da politikanın merkeze alındığı gazeteler ve dergiler çıkarılmış, mecliste de ateşli konuşmalar meydana gelmişti. Merak etmeden edemiyor insan; politikanın kendisi midir acaba insanın benliğini tüketen? Kısa bir kitap olmasına rağmen bitirmem birkaç günümü aldı çünkü olayların nasıl gelişeceğini tahmin etmek güç değildi ve merak hissi içimde yeşermedi. Ben en azından düşündüğüm merkezde ilerlemesini tercih ederdim eserin ama öyle olmadı. Yine de okuyup kendiniz tecrübe edin derim.
Edebiyat
Doktor Ox'un DeneyiJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202123,7bin okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2025 12:10
Wylding Malikanesi, halk hikayeleri ile donatılmış bir belirsizlikler çemberiyle tüylerinizi diken diken edecek bir korku hikayesi. Maalesef, ucu açık bırakılmış olmasından olsa gerek, 1000Kitap uygulamasında çok da yüksek puan almamış olan bu kitabımız birazcık anlaşılmaya muhtaç. Aslında ucu açık bırakılmamış, sadece neyin ne olduğunu anlamak için birazcık araştırma yapmak durumundayız. Haydi gelin, az spoiler vermeye çalışarak kitaptaki gizemin aslında neyin nesi olduğunu anlatmaya çalışayım. Kitabımız gerçekte var olmayan bir malikaneye, yeni albümleri üzerinde çalışmaya giden ve yine gerçek olmayan genç bir rock grubunun başından geçenleri anlatıyor. 1970'lerin İngiltere'sindeyiz ve şehirden uzağız... Bu grubun üyeleri öyle çok büyük değiller, en küçükleri Les, 17 yaşında ve en büyükleri de 23 yaşında ama gel gör ki en olgun davrananları, bence, Les'in kendisi. Erkek karakterlerimizden olan utangaç ve yakışıklı gitaristimiz Julian, okültizme, mistisizme ve antik büyülere ilgi duyan bir karakter. Wylding Malikanesi de bu yüzden oldukça ilgisini cezbediyor... Bir gün bu malikanenin kütüphanesinde keşfettiği 16-17. Yüzyıldan kalma büyü kitapları ve daha nice eski kitap işlerin değişmesine sebebiyet veriyor denebilir. İlginç bir ev bu. Bir gün kitli olan kapılar ertesi gün açılıyor, çalıkuşları etrafta dolanıyor, mevsimi olmamasına rağmen çevrede nergisler açıyor vs vs. Ormanın içinde bulunan höyük ise Julian isimli karakterimizin ekstra ilgisini çekiyor. Hatta öyle ki, bu höyüğe çıktığı arkadaşlarından biri, burada zaman algısının adeta değiştiğini, hatta yüksek bir höyük olmamasına rağmen tüm manzaranın ayaklarının altında kaldığını söylüyor. Bunun sebebine daha sonra geleceğim. Günler geçtikçe Julian isimli karakterimiz bu büyü kitaplarına daha çok bağlanıyor.
1000Kitap
Wylding MalikânesiElizabeth Hand · İthaki Yayınları · 202575 okunma
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2025 15:49
Bu aslında bir seri yorumu değil ama kocaman bir teşekkür. Üç kitabın toplamı 1.500 sayfa kadar ediyor ve bu 1.500 sayfa benim bu hayatta geçirdiğim en güzel anlardan bazılarını oluşturdu. -Spoiler içerir- Son kitabı çok seveceğimi ve aslında olayların böyle bir ivme alacağını tahmin ediyordum. Tamas'a elveda demeyi hiç istemedim. Son ana kadar erteledim o günün gelmesini... Ama oldu işte. Öylesine eminim ki Taniel'in hissettiği pişmanlıklardan. Babasıyla daha fazla vakit geçirmek için çok şey yapardı ama artık çok geç. -spoiler bitti- En üzücüsü de alıştığım bu toprakları terk etmek oldu. Her karakter ile cephede sanki ben savaştım, her karakterle ben güldüm ve intikam ile ben doldum. İnsanın hiç olmadığı bir evrende evinin olması çok özel bir şey. Brian McClellan'a ulaştırır mıyım bir gün bilmiyorum ama en çok da ona teşekkür etmem gerek galiba. Öylesine bir dönemde bu seriyle tanıştım ki, günün belli anlarında bile olsa beni gerçeklerden uzaklaştırıp huzura, yuvaya kavuşturdu ve sonuç olarak da bir parçamı Adopest'te bıraktım. Güvenimi Tamas'la, endişelerimi Adamat'la, inancımı Olem'le ve iyi dileklerimi Taniel'le arkada bırakmış bulunuyorum. Eğer benim gibi bir şeyleri çok çabuk bir parçanız ediniyorsanız neden şu anda bu kadar duygusal olduğumu da anlıyorsunuzdur. Sizi temin ederim ki kitaplar asla sadece kağıtta yazan sözlerden ibaret olmadı. Bir gün tekrar bu toprakları kesinlikle tekrar ziyaret edeceğim ve ilk defa okuduğum zamanki gibi bir heyecan ile saracağım satırları. O zamana dek, elveda Adopest.
1000Kitap
Güz CumhuriyetiBrian McClellan · İthaki Yayınları · 2018145 okunma
10/10
·486 syf.··
Beğendi
·
2025 26. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 01:03
Nereden başlayacağımı bilmiyorum. Epik fantastik türüne bu seri ile giriş yapmış oldum aslında ve ilk başta, "acaba evren bana çok mu karışık gelir?" diye düşünerek okumayı bırakmayı bile düşünmüştüm ama asla öyle olmadı. Barut Büyücüsü üçlemesinin ilk kitabı olan Kan Yemini'ni okurken sanki kendinizi en başından beri olaylara dahil olan biri gibi hissediyorsunuz. Kimi zaman ana karakter olan feldmareşel Tamas'ın sağ kolu oluyorsunuz, kimi zaman Adamat ile bir müfettiş ve kimi zaman da Taniel ile genç ama becerikli bir asker. Kitabın esas aksiyonu son 100 sayfada yaşansa da öncesinde olayların pürüzsüz bir şekilde ilerliyor olması sizin sıkılmamanızı sağlıyor. Çoğu karakterle kısa sürede bağ kurdum ama biri benim için ayrı oldu... Adamat. Ailesine olan bağlılığı, görevindeki duruşu ve şüphe etse bile hep doğru olanı yapmaya çalışması çok hoşuma gitti. Babacan karakterleri oldum olası çok sevmişimdir zaten. -alt kısım spoiler içerecektir- Tamas'ı Adamat'tan bir tık daha az sevmemin sebebi, Tamas'ın çok üst bir rütbeye sahip olmasına rağmen anlık aldığı amatörce kararlar ve eşinin intikamını almak istediğini itiraf etmek yerine, "ben sadece halkı düşünüyorum" modunda olmasından tamamen. Evet, kesinlikle halkını düşünen bir adam ama yaptıklarının esas sebebi gerçekten halk mı? Aynı zamanda aptal aptal kararlar verip durma Tamas, Olem vallahi kalpten gidecek. -spoiler bitti- Her şey adeta bir film sahnesi gibiydi... Karakterler arasındaki geçişler, merakta bırakan ama daha da çok okutturan bölümler, aşırı betimleme yapmadan ama yine de bizi betimlemeye de doyuran satırlar... Kesinlikle muhteşem bir kitap.
1000Kitap
Kan YeminiBrian McClellan · İthaki Yayınları · 2016222 okunma