Çocuklar her duyduklarına inanırlardı. O da çocuktu, inanmıştı. Ve ilk pembe hatasını yapmıştı. Akşam olduğunda pijamalarını giymek için açtığı dolabın demir kapağının iç tarafındaki boy aynasında kendini görünce önce bir çığlık atmış, sonra da dolabın kapağını çarparak kapatmıştı. Çünkü üzerinde hayallerindeki gibi eteği kabarık bir elbise yoktu. Saçları da ışıl ışıl değildi. Yüzünde de ne bir pırıltı vardı ne de onu özel yapacak bir şey. Küçük bir prensesten eser yoktu gördüğü yansımada. ... Bu yaptığı ona dakikalar sonra müdürleri tarafından okkalı bir tokat olarak geri dönmüştü. Ve o günden sonra dolabın kapağını olabildiğince yavaş kapatmıştı. Her seferinde elleri titreyerek...