Rümeysaa

Rümeysaa
@birdemetpapatyaa
Sonuna kadar git be insan!
9/10
·335 syf.··
Beğendi
·
2017 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2017 00:12
YouTube kitap kanalımda Zorba kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz: ytbe.one/yf0me602lnY Zorba, aslında hepimizin içinde taşıdığı vicdanımız, nefsimiz, ruhumuz. Siz nasıl adlandırmak istiyorsanız Zorba da o. Her daim savaş içinde olduğumuz her şeye siz Zorba diyebilirsiniz. Bunu neden mi diyorum? Çünkü : Zorba, karakterden daha ihtiyar, daha deneyimli, daha korkusuz, daha özgür. Vicdanımızın bize hep öğretmeye çalıştığı, denemekten korkmamamızı söylediği gibi. Zorba, bizden daha çok konuşuyor. Vicdanımız da böyle. Düşüncelerini korkusuzca dile getiriyor. Zorba'yı bazen arkamızda bıraktığımızda pişmanlık duyuyoruz. Bazen onun gidişini özlüyoruz, bazen onu arıyoruz, bazen onla beraber eğlenip kendimizi fark etmek istiyoruz. Zorba, her olayı bir ilkmiş gibi yaşıyor. Aynı ruhumuzun bize öğretmeye çalıştığı o canlı kalma dürtüsü gibi. Taş yuvarlamak, birilerinin ölmesi, birilerinin doğması... Aslında olayların derinine inince bu olayların olabilmesi için bir ilklerin olması gerektiğini anlıyoruz. Zorba, geldiği zaman vicdanı sorgulamaya yönelten bir olgu halini alıyor. Burada yazar bunu daha çok tanrıtanımazlığa yormayı tercih etmiş fakat ben genel olarak kendini ve hayatını sorgulama olarak söylemeyi daha mantıklı buluyorum. Zorba, geçmişi ya da geleceği düşünmüyor, anı yaşıyor. Zorba, kendi kaderini belirlemek için hiçbir şeyi denemekten korkmuyor, hep savaşıyor. Zorba, kendi tanımak için herkesin kullanması gereken bir yol aslında. Bunu fark edip onunla beraber herhangi bir şey yapmak istediğimiz zaman hayatımız iyi ya da kötü herhangi bir şekilde değişiyor. Ayrıca roman, Yunanistan ve Türkiye kokan bir roman. Ülkelerin coğrafi yakınlığından dolayı kültürel olarak çok şey paylaşılmış romanda da. Bazen Selanik kokuyor
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
Rümeysaa
Zorbayı yakın zamanda bitirdim ve içimde yer yer zorbayı susturmaya çalışan bir ses olsa da kitabın sonuna kadar onu anlamaya çalıştım durdum. Sanki dünyaya onunla şaşırıp onunla kızdım bende ve onunla birlikte savaşta olduğum ruhumu dinledim şunu da eklemek isterim ki zorbayı çok güzel yorumlamışsın ayrıca filmini de izledim ama zorbanın felsefesini anlamak için biraz yüzeysel kaldığını düşündüm bu sebeple kitap çok daha önde oldu benim için.
Reklam
Camus, Sartre, Hande Ataizi, Sevda Demirel, Şener Şen ve İlyas Salman
9/10
·160 syf.··
2020 66. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2020 21:20
YouTube kitap kanalımda Albert Camus'nün hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: ytbe.one/-_X3xWwwAoA Fransız fırınlarından aldıkları bagetleri koltuk altlarında taşıyan şık giyimli Batılı kadınlar ile Selefi-İslami hareketi savunan adamların Casablanca filminin etnik çeşitliliğiyle bir araya getirilmişcesine yaşadığı Cezayir'de doğmuş bir adam, neden Yunan mitolojisindeki bir başka adamla ilgileniyordu? Hızlı bir inceleme olacak. Alıntılarla Yaşıyorum Okuma Grubu'nun ilk ayında bu kitabı okuduk ve Camus, 1913'te Fransız sömürgesi Cezayir'de doğdu. Gençliği I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı arasında geçti. Bu iki savaşın arasının çocuğu faşizm. Faşizm geldiyse hümanizm, ahlaki, dini, kültürel, entelektüel değerler gider, yerine militarizm, seçicilik, ataerkillik, güçlülerin hakimiyeti gelir. Belki de Camus, Sisifos'un sadece kendi kayasına odaklanmış olup Tanrılara meydan okumasını dönemin faşizm zihniyetinden etkilenerek yaptı. Sonra Sartre ona diss attı. Ortalık Şener Şen ile İlyas Salman'ın "Aşıksan vur saza, şoförsen bas gaza" ile başlayan kahvehanedeki atışmasına döndü. Sartre dedi: "Ya biraderim, iyi güzel de sen hem Tanrısızlığı savunuyorsun hem de bütün absürt ve saçma felsefeni çok Tanrılı bir inançtan baz alıp Tanrıları suçluyorsun" dedi. Tabii, Camus şok. Sonra Camus, varoluşçu filozoflardan olmadığını ve Sisifos Söyleni kitabının da sözde varoluşçu filozoflara doğrultulduğunu söyleyince Sartre, Hande Ataizi'ne tokat atan Sevda Demirel gibi "Ne dedin sen?" deyip ayağa kalktı. Absürt kelimesinin etimolojisindeki "surdus" kelimesi, sağır, duyusuz, hissiz, tepkisiz, silik demekse Camus fiziksel bir sağırdan daha sağırdı. Matematikte + ve - sayıların arasında anlam ve eşitlik arayanlardansa Camus irrasyonel
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 201511,3bin okunma
Rümeysaa
Oğuz Aktürk farkıyla tam da Camus a yakışan uyumsuz bir inceleme olmuş keyif alarak okudum. Okurken de kendi amacımı sorguladım. Kendi kayamı bulmaktan ziyede bir kaya gibi yuvarlandığım da oldu, kendime seçtiğim ağır kayaların altında kalacakmış gibi hissettiğimde ama hayat tüm bu absürtlüğü ile devam ediyor ve keşke hiç doğmasaydım dememek için Camu gibi tüm bu uyumsuzluklara başkaldırmak gerekiyor diye düşünüyorum. Ayrıca bir köy okulunda sınıf öğretmeni olmayı hayal eden biri olarak köy okullarıyla ilgili hedefini gerçekten takdir ediyorum güzel insan. Umarım ben de öğrenmeyi sevgiyle öğreten bir öğretmen olmayı başarırım benim de kayam bu.
Ya Hiç Doğmasaydık?
9/10
·271 syf.··
2020 89. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2020 15:32
YouTube kitap kanalımda Rus edebiyatı kitapları okurken işinize yarayacak bilgiler verdim: ytbe.one/zT0CaAXppUc Madem 23 temmuz doğum günümdü, kendi hediyemi ailem hakkında hislerimi anlatan bir kitap incelemesi yazarak vermek istedim. Nedir ki doğum günü dediğin? 365 gün boyunca 365 defa büyüyüp her gün doğarken bu gelişiminin tek günle sınırlandırılması değil mi? Peki, nedir ki hayat dediğin? Seçiminin dışında bir coğrafyada, bir bedende, bir cinsiyette, bir yılda doğup da sürekli seçimler yapmak zorunda bırakılmak değil mi? Bu incelemenin yorumlar kısmında aileleriniz hakkındaki düşüncelerinizi de duymak isterdim. Çünkü farkında mısınız bilmiyorum, aileleriniz hakkında hiç konuşamadık bugüne kadar. Fakat sizin düşüncelerinize değer veriyorum ve bizi büyüten ailelerimiz hakkında sizin neler düşündüğünüzü, evinizde neler yaşadığınızı merak ediyorum. Bu incelemenin sadece kitap özeti gibi yazılmış olmak için değil, sizlerin her birinin varoluşlarının ve doğumlarının değerli olduğunun farkına varılarak bir iç döküş şeklinde her zaman var olmaya devam etmesini istiyorum. Esas benim değil, sizin doğum gününüz kutlu olsun. Çünkü bu yazıyı kendi şimdiki zamanlarında okuyan sizler olmasaydınız, karşılıklı içselleştirmelerimizin de bir değeri olmazdı. Dedim ya, bugüne kadar hep birey olarak tanıdım sizleri. Oysaki bizim varlıklarımızın atmosferi olan ve bizi bugünlere kadar getiren anneler ve babalar varken, biz de onların en değerli varlıklarıyız en nihayetinde. O zaman nedir düşünceleriniz aileleriniz hakkında? Seviyor musunuz onları yoksa çok mu ayrı düşüyorsunuz kuşaklarınızın çatışması yüzünden? Mesela bu kitaptaki Bazarov adlı baş karakter Batıcı, nihilist ve ilerleme yanlısı olduğu için Rus milliyetçiliğine ters bir tutum sergilerken, Bazarov'un
Edebiyat
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma
Rümeysaa isimli okura yanıt verildi
Rümeysaa
Rica ederimm 🌼
Ya Hiç Doğmasaydık?
9/10
·271 syf.··
2020 89. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2020 15:32
YouTube kitap kanalımda Rus edebiyatı kitapları okurken işinize yarayacak bilgiler verdim: ytbe.one/zT0CaAXppUc Madem 23 temmuz doğum günümdü, kendi hediyemi ailem hakkında hislerimi anlatan bir kitap incelemesi yazarak vermek istedim. Nedir ki doğum günü dediğin? 365 gün boyunca 365 defa büyüyüp her gün doğarken bu gelişiminin tek günle sınırlandırılması değil mi? Peki, nedir ki hayat dediğin? Seçiminin dışında bir coğrafyada, bir bedende, bir cinsiyette, bir yılda doğup da sürekli seçimler yapmak zorunda bırakılmak değil mi? Bu incelemenin yorumlar kısmında aileleriniz hakkındaki düşüncelerinizi de duymak isterdim. Çünkü farkında mısınız bilmiyorum, aileleriniz hakkında hiç konuşamadık bugüne kadar. Fakat sizin düşüncelerinize değer veriyorum ve bizi büyüten ailelerimiz hakkında sizin neler düşündüğünüzü, evinizde neler yaşadığınızı merak ediyorum. Bu incelemenin sadece kitap özeti gibi yazılmış olmak için değil, sizlerin her birinin varoluşlarının ve doğumlarının değerli olduğunun farkına varılarak bir iç döküş şeklinde her zaman var olmaya devam etmesini istiyorum. Esas benim değil, sizin doğum gününüz kutlu olsun. Çünkü bu yazıyı kendi şimdiki zamanlarında okuyan sizler olmasaydınız, karşılıklı içselleştirmelerimizin de bir değeri olmazdı. Dedim ya, bugüne kadar hep birey olarak tanıdım sizleri. Oysaki bizim varlıklarımızın atmosferi olan ve bizi bugünlere kadar getiren anneler ve babalar varken, biz de onların en değerli varlıklarıyız en nihayetinde. O zaman nedir düşünceleriniz aileleriniz hakkında? Seviyor musunuz onları yoksa çok mu ayrı düşüyorsunuz kuşaklarınızın çatışması yüzünden? Mesela bu kitaptaki Bazarov adlı baş karakter Batıcı, nihilist ve ilerleme yanlısı olduğu için Rus milliyetçiliğine ters bir tutum sergilerken, Bazarov'un
Edebiyat
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma
Rümeysaa
Öncelikle iyiki doğdun Oğuz AKTÜRK ! Çook güzel bi inceleme olmuş ayrıca aile konusunda söylediklerine benzer şeyler yaşadığım için sanırım daha da içselleştirdim bu yazıyı. Bende hep kendi kendime ailem hakkında şunu soruyorum acaba çocukları ne okuyor bunu hiç mi merak etmiyorlar mı? Ama etmiyorlar yani buna alıştım da çevremde beni anlayan kimse yokmuş hissinin verdiği yalnızlığı aşamıyorum mesela kitapta altını çizdiğim cümleleri onlarla paylaşmak, hangi karakterde kendimden ne bulduğumu anlatabilmeyi çok isterdim olsun belki de bu yalnızlık beni kitaplara daha çok yakınlaştırdı diyorum. Sonuçta her insan kendi varoluşunu kendi arıyorsa bu yolda da kitaplar yanındaysa mutsuz olmak için de bir sebep yok öylese diyorum.