Uzun zamandır okumak istediğim ama bir türlü başlayamadığım kitabı en sonunda bitirmiş bulunuyorum
Distopik tarzda yazılan bir kitap iki farklı dünyanın mülkiyetleştirilmiş ve mülkiyetsizleştirilmiş dünyaların yaşam tarzının ,betimlemesini gözler önüne sermiş. Aslında mülkiyetsizleştirilmiş,mülksüz toplumla kastedilen anarşist toplum yapısıyken , mülkiyet “sahipleşme” kavramıyla bahsettiği her şeyin satın alma güdüsüyle “normalleştirildiği” kapitalist toplum yapısı.
Bana göre yazar eserde her iki toplum yapısını da eleştiriler ışığında gözler önüne sermiş . Anarres’ten (anarşizmin olduğu dünya ) Urras ‘a (kapitalist toplum) giden karakterin kapitalizmdeki eksikleri topluma farkettirme çabası ile çıktığı yolcuğunu konu almış .Bu yolculukta Urraslılara Anarşizmin çok daha yaşanmaya değer düzenli bir toplum olduğunu mu gösterecek yoksa Amacı doğrultusunda çıktığı bu yoldan kendisi etkilenip kapitalist yaşamın şatafatı,eğlencesi, yaşam tarzı,hayatının kolaylıkları...ndan mı etkilenecek?
Kitabı okurken içinde bulunduğumuz dünyanın her şeyi basitleştirip satın alınabilecek birer nesne haline getirdiğini , metalaştırdığını yakına yakına yeniden göreceksiniz .Yeniden diyorum çünkü zaten hepimizin farkında olduğu belleğimizde geriye atıp yüzleşmekten kaçındığımız bu gerçek ile tekrar yüzleştiriyor.