İnsan hem yapan hem bozan, hem seven hem krem bir varlıktır. Bu çelişki kendisini ve diğer insanları anlayabilmesini güçleştiren en önemli etmenlerden biri olmuştur.
İnancını yitiren insan, güneşin hep batış halinde olduğu bir iklimin kucağında buldu kendini, yitirilmiş cennetinin özlemi içini yaka yaka. İçinin yandığını, bu fiziksel acıyı elbet duyuyor insan. Ne ki, kökenini bir türlü anlayamıyor bu acının, bu, içinde kördüğüm olmuş keder karanlığının. Baştan beri hep bu acıyla yaratıldığını sanıyor.”