10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Shintarou’un düzenli hayatı melek Towa’yı bir sabah balkonunda bulması ile eskisi gibi olmayacaktır. Üstelik stüdyo dairesinde onunla birlikte yaşamaya başlamışken Towa’nın bir melek olduğu da ortaya çıkmasıyla yeni bilinmezliklerin ayak sesleri yankılanır. “İş ciddiye binince, sırrını paylaşabildiğin birinin olması nedense insanı rahatlatıyor.” Serinin ikinci kitabında yeni bir misafir de karşılayacak okuyucuyu: Towa’yı merak edip gelen başka bir melek. Yeni bir meleğin belirmesi de beklenilmeyen olasılıkların başında yer almaktadır. Aynı zamanda Towa’nın dünyaya insanlarla iletişim kurabilmek ve onları tanıyabilmek için gelmesi her an stüdyo dairede kalmaması gerektiğinin en büyük kanıtıdır. Towa dışarıdaki hayata tanık olmalıdır. Bu dünyada Sintarou ve gördüğü birkaç kişi dışında tanıdığı başka kimsenin olmamasından dolayı bu kutsal görevde ona yardım edecek kişi Sintarou’dan başkası değildir. Serinin ikinci kitabında sadece Towa ve Sintarou’nun değil, Sintarou’un yarı zamanlı çalıştığı işinden ve lisedeki arkadaşlarının yer alması olay akışının daha eğlenceli hale gelmesine olanak sağlamış. Stüdyo Daire serine başlamak isterseniz mutlaka birinci ciltten başlamanızı öneririm. Eğer seriye ikinci kitaptan başlarsanız olay örgüsünü anlamanız zorlaşacaktır. İlk ciltte kişi ve olay örgüsüne tanık olurken ikinci ciltte karakterlerin yeni düzene verdikleri tepkileri daha net bir şekilde görmeye başlıyoruz. Seride sevdiğim unsurlardan birisi de her bir karakterin kendisine has bir özelliğinin olması ve bu özelliğinin olay örgüsündeki birleşimidir. Bu sayede manga daha eğlenceli hale gelirken okuma zevkini arttırmış. “Kendine değer vermezsen, başkalarına değer vermek de zor olur.” Yüzümde bir gülümseme ile ikinci kitabı kapatırken serinin üçüncü kitabında başlarına
Stüdyo Daire: Güneş Işığı, Melek Dâhil - Cilt 2Matoba · Artemis Yayınları · 20261 okunma
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:16
Bu kitap güzeldi. Kitabın içinde Hz Yakub'un Hz Yusuf'u çok sevmesi nedeniyle kardeşleri Hz Yusuf'u kıskanır ve onu kuyuya atmaya karar verirler. Hazreti Yakup'u bir bahane ile kandırırlar ve onu kuyunun yanına götürüp gömleğini çıkarırlar ve kuyuya atarlar. Eve geldiklerinde ise Hz Yakup'a onu bir kurt yediğini söylerler ve bu Gömlek de ondan kaldığını söylerler. Hz Yusuf'u bir adam bulur ve onu köle pazarında satar. Suçsuz yere zindana atılır. Çok doğru sözlü birisi olduğu için herkes onu çok sever. Firavun bir gün rüya görür ve Hz Yusuf'a rüyasında anlatır. Hazreti Yusuf rüyasını yorumlar ve 7 yıl sonra rüyası gerçek olur. Firavun Böylece Hazreti Yusuf'u çok sever ve onu yardımcısı yapar. Buğday kıtlığı yaşadığı için bir gün kardeşleri buğday almaya gelir ve Hz Yusuf onları hemen tanır fakat Kardeşleri onu tanımaz. Hazreti Yusuf böyle güzel davrandığı için Hz Yakup Yusuf olduğunu düşünür ve kardeşlerini tekrar Mısır'a yollar. Biraz konuştuktan sonra gerçekten de Yusuf olduğunu anlarlar. Hz Yusuf onlara bir gömlek verir ve Hz Yakup'un gözlerine sürmesini ister. Bu gömleği gözlerine sürdükten sonra Hz Yakup'un gözleri açılır ve onun Yusuf olduğunu biliyordum der. Firavun Hazreti Yusuf'u çok sevdiği için Hz Yakup ve kardeşlerine çok güzel bir karşılama hazırlar. Hz Yusuf ve Hz Yakup kavuşunca ağlarlar Bunu gören insanlar da ağlar. Bence bu kitaptan çıkarılacak mesaj kimseyi kıskanmamalıyız. Kitabın dili sade idi Hz Yusuf'un hayatını merak edenler Bu kitabı okuyabilir.
Kuyudaki ÇocukAhmet Yılmaz Boyunağa · Timaş Yayınları · 2016103 okunma
Reklam
9/10
·88 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 16:09
Kitap, bir meyhanede Aziz Bey'in tartaklanıp dışarı atılması ile başlıyor. Ancak asıl mesele bu olay değil; bu olayın arkasındaki Aziz Bey'in hikâyesi. Aziz Bey, gururlu, kibirli, biraz yalnız bir adam Gençliğinde yaptığı seçimler yüzünden hayatını yanlış yönlendirmiş. Zamanla sevmediği babasına benzediğini fark eden birisi Hikâye Aziz Bey'in aşkı, ailesiyle ilişkisi, pişmanlıkları ve iç hesaplaşmaları üzerinden ilerliyor. Aslında kitap, "bir insanın hayatını yanlış anlaması ve geç fark etmesi" üzerine kurulu.
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,7bin okunma
AŞK, İHANET İÇERMEMELİ
Puan vermedi·365 syf.··
2026 36. kitabı
" İnsan içine girmeden kalabalığı yaşamak" Suat Süreyya'nın karısı. Necip de onlarla sıkı fıkı birlikte eve girip çıkan beraber gezen ısrarla evde alı konulan bekar bohem yaşayışı olan bir arkadaşları. Necibin bu karı kocaya olan yakınlığı mutlu aile tablolarına olan hayranlığı sinsice , yavaş yavaş Suat'a aşka dönüşüyor. Süreyya eşini Deniz tutmasına rağmen yelkenli Deniz merakı avcılık ile eşinden ayrı takılmalar, eşinin müziğe olan ilgisine lakayı davranıp necibin beraberce suat'la müzik konusunda vakit geçirmeleri gibi hatalar yüzünden aynı aile içerisinde gizli aşkları gittikçe derinleşiyor. Önce bakışmalarla sonra sözlerle tutku halinde bu aşk gittikçe alevleniyor. Konak'ta evin kızı Fatin'le mutsuz bir evliliği olan Hacer hoppa zıppa birisi ve Necip ile o da ilgileniyor. Zaman Suat ve Necip bu imkansız tutkularından şüpheye düşseler de en sonunda birbirlerine itiraf ediyorlar ama süreyya'ya ihanet edip kaçmaya da vicdanları el vermiyor. ...... Bu bu hikayede masum ve mağdur gibi gözüken koca süreyya'nın çok büyük hataları vardır. -Bohem bir yaşantısı olan arkadaşını ne kadar samimi olursa olsun bu kadar aile içerisine sokması. -Eşinin müzik başta olmak üzere ilgisini görmezden gelip, Deniz tutmasına rağmen eşini sandala ava zorlaması. -Aynı evin içerisinde eşinden arkadaşından hiç şüphelenmeyip hobileriyle gününü gün etmesi.... Kısacası aşk güzel elbet ama, haram bir temele oturmamalı. Hepsinden önemlisi de ailenin bir mahrem alan olduğunu asla unutmamalı dost akraba arkadaşı bu alana sınırsız ve ölçüsüz şekilde sokmamalı. """" Ha bu arada roman psikolojik ilk önemli roman olmayı fazlasıyla hak ediyor. Duyguları
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201750bin okunma
Suflörün Taktikleri
10/10
·464 syf.··
2026 9. kitabı
Ağır spoiler Okuma İlk kitapta suflör ne yapabilir insanların içinde ki kötülüğü ortaya çıkarıp ölüm makinelerine çevirir bunu görüyoruz daha karanlık ve tempo yüksek bir eser, bu kitapta işe suflör insanları değil iyi amaçla kurulmuş bir sistemi nasıl kotucul hale getiriyor bunu görüyoruz. insanları yok edip yeni hayata başlatan bir sistemi nasıl kotucul bir hale getiriyor, bunu nasıl başarıyor görülüyor daha çok felsefi ve psikolojik bir eser. Kayıp olanlar kendi istekleri ile yeni hayata ulaşıyor suflör işe bu sistemi görüp kayıp olmayı yeni hayatı secenleri bulup ölüm makineleri haline getiriyor. Yorumlarda bazıları Gerekli kötülük ve kötülük hipotezini karıştırmış ya da kendince yorumlamış. Gerekli kötülük: iyi amaç için düşük kötülük getirmedir. Ameliyat oluruz etimiz kesilir bu kötüdür Ama hastalık yok olur bu çok iyidir. Sonuç olarak bu kötülük yapılmalı ki daha büyük iyilik elde edilmeli. İnsanları ortadan yok edip yeni bir başlangıç yapmalarını sağlayan sistem, insanlar yok oluyor yeni bir hayata fanteziye kavuşuyorlar bu onlar için iyi ama çevreleri içi kötü insanlar üzülüyor haber alamıyor. Kötülük Hipotezi: Kötülük insanın tabiatında vardır uygun ortam bulduğu her yerde ortaya çıkar. Onu ötekileştirmek kendini kandırmaktır. İnsanların ortadan kaybolduğu yeni hır başlangıç yaptığı harika sistemi Albert keşfedip kaybolanları Gerçek hayata döndürüp Cinayet makinesi haline getiriyor. Harika bir sistemi bozuyor. Aç kalırsam ölürüm, uçağım alp dağlarına düştü yiyecek yok herkes hayatta, yiyecek olarak zayıflar seçilir öldürülür. Ugun ortamda kötülük hipotezi ortaya çıkar. Normal şartlar da psikolojik rahatsızlığı olmayan birisi yamyamlık yapmaz. Kafası karışan anlamayan olursa yardımcı olabilirim.
Kötülük HipoteziDonato Carrisi · Pegasus Yayınları · 2021116 okunma
Bir çift öküz = Bir tutam mutluluk
9/10
·115 syf.··
2026 45. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:05
Türk klasikleri içerisinde konusu İstanbul dışında işlenmiş nadide eserlerden birisi: Karabibik Şaşalı İstanbul konaklarında büyüyen beyefendi ve hanımların aşk hayatı yerine, gariban köylünün yaşadığı gündelik sıkıntıları konu alan hikayemizin ana kahramanı Karabibik... Karabibik ağabeyimiz; eşi vefat etmiş, yaşça büyük ve henüz evlenememiş kızı Huri ile birlikte yaşayan, aşağı yukarı bir dönüm tarlasını zorlukla ekip nasibini çıkarmaya çalışan biridir. Hikaye içerisindeki diyalogların yörenin şivesiyle aktarılmış olması, beni okurken birçok kez gülümsetti. Ayrıca Nabizâde Nâzım’ın, görevi mahiyetiyle coğrafyamızın birçok yerini görmüş olması, bu eserinde gözlemlerini ne kadar ustaca kaleme aldığını açıkça gösteriyor. Çok kısa ama tadı damağınızda kalacak bir eser, eminim. :)
Edebiyat
KarabibikNabizade Nazım · Kitapzamanı Yayınları · 201011,9bin okunma
Reklam
Reklam