kesik kesik parçalarını başta tam anlamlandıramasanız da yine de kitabın akışına kendinizi kaptırıyor, tarantino filmi izler gibi sayfaları çeviriyorsunuz. kesik kesik parçaların mükemmel bir finali tamamladığını da malum son sayfalarda anlıyorsunuz. güzellik kavramınızı baştan aşağı değiştirecek, kendinizden parça bulabileceğiniz satır aralarına gizlenmiş bilgilerle dolu bir kitap. kendinizi ve güzellik kavramınızı sorguluyor oluyorsunuz bitince.
anı kitaplarını okumak benim çok ilgimi çekmiyordu açıkçası. ama 80 yaşındaki kadının hayatını tane tane okudum. hatta çoğu zaman yanında olmak dâhi istedim. yaşadıklarını radikal bir karar alıp yazmasını “dünyaya bir iz bırakmak istemesini” muazzam buldum.
anı kitaplarını okumaktan çok haz alan bir insan değildim, bu kitabı okuyana kadar. yeri geldi mina urgan’la birlikte güldüm, yeri geldi onunla sinirlendim ve üzüldüm. gerçekten üzüntüden kitabı bir iki gün bırakmışlığım dâhi oldu. sade ve yalın bir dille ne olduğunu, ne olmak istediğini, ona dair ne varsa anlatmış. mina urgan’ın daha çok anısını okumak isterdim. kitap bittikten sonra aynen böyle düşündüm.
bana richard bach'ın martı kitabını anımsattı ister istemez. ikisinde de aynı mücadele. küçük kara balık'ın hikayesi herkesin "aman düşünme, başımıza iş gelir." diyerek düşünmeyi reddettiği her şeyi düşünmesiyle başlıyor. yetmiyor büyük balıkları dâhi mat ediyor, bu düşünceleri. bir masal kitabı ama okudukça anlamlanan... herkesin okuması gereken bir kitap.
bu konuda objektif olamayacağım. jehan barbur'un her şeyine hastayım. duruşuna, sesine ve kalemine. içinde sizin de sevdiğiniz sanatçıların babalarıyla olan anılarını okuyabilirsiniz.
Baba ÖykülerJehan Barbur · Ot Kitap · 2016260 okunma