Bugün kendime iki yeni dünya açtım:
Okudukça hissettiklerimi, aklıma takılanları ve en sevdiğim satırları sizinle de paylaşacağım. Bazen bir kitap sadece okunmaz… insanın ruhunda yankı bırakır. Bakalım bu iki kitap benim içimde neleri uyandıracak.
Okumak isteyen arkadaşlar için bir kuple: Hayri İrdal, Osmanlı’nın son döneminde doğmuş, Cumhuriyet dönemine geçmiş bir adamdır. Ne tam geçmişe aittir, ne de bugüne.
Hep bir yere ait olmaya çalışır ama hiçbir yere tam sığamaz.
Hayatında dönüm noktası, Halit Ayarcı adında parlak fikirli bir adamla tanışması olur.
Halit Ayarcı, toplumu düzenlemek, zamanı disipline etmek ister ve bunun için “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” adında bir kurum kurar.
Ama bu enstitü, aslında boş bir gösteridir. Herkes çalışır gibi yapar, herkes ciddi görünür… ama kimse aslında hiçbir şey yapmaz.
Zamanı düzenlemeye çalışan bu insanlar, farkında olmadan hayatın kendisini kaçırırlar.
Hayri İrdal bir noktada anlar ki, asıl mesele zamanı ayarlamak değil, zamanın içindeki insanı anlamaktır.
Tanpınar, bu romanla bize şunu hatırlatır:
“Zamanın ölçüsü değil, anlamı önemlidir.”
Saatleri ayarlamak kolaydır; ama kendini ayarlamak, hayatla uyum bulmak… işte asıl mesele budur.