Halise

Halise
@birkusolupgitsem
“ve içimizde ölen her şey için mezarlar kazacağız.”
Bir tekinde bile sakin, berrak bakışlı göz yok. Herkes birbirine hastalıkların en korkuncu olan can sıkıntısını aşılıyor, herkes dertler içinde bir şeyler arıyor. Bari bir gerçeğe varsalar da, ya kendilerine ya başkalarına yarasa.
Sayfa 215 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Geçen gün yemekte orada bulunmayanların aleyhinde söylenenleri dinlerken utancımdan yerin dibine geçtim: Falanca budalaymış, filanca aşağılıkmış, bilmem kim hırsızmış, bilmem kim gülünçmüş. Bu düpedüz insanları arkasından vurmak. Bütün bunlar söylenirken birbirlerine sanki bakışlarıyla, “Hele sen de bir dışarı çık, senin hakkında da neler söyleyeceğiz, görürsün!..” diyorlar. Mademki böyle, niçin buluşuyorlar? Bir temiz gülüş yok, candan bir sevgi yok. İsim için, şöhret için birbirlerine gidiyorlar. Böbürlene böbürlene, “Falanca bana geldi; filancayı gördüm...” diyorlar. Ne biçim hayat bu? İstemem, eksik olsun. Benim oradan alacağım bir şey yok.
Sayfa 215 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
- Sevmiyorum bu sizin Petersburg hayatını, vesselam! - Senin hoşuna giden hayat hangisi? - Herhalde bundan başka türlüsü. - Ama bu hayatta sevmediğin şey ne? Onu söyle. - Her şey; durmadan öteye beriye koşmalar, küçük ihtiras oyunları, hele de açgözlülükler, rekabetler, dedikodular, birbirine çelme atmalar, birbirini tepeden tırnağa süzmeler. Konuşmalarını dinledikçe insan budalalaşıyor.
Sayfa 213 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Kız, korkacak yerde kahkahayı bastı. O ufacık akıllı varlığından, birden gürültülü, sağlıklı bir neşe dalgası fışkırmıştı; saçmalık karşısında sevince boğulan mantıklı bir insanın neşesiydi bu.
Sayfa 12 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Amacına doğru yürürken engelleri cüretle aşar ve ancak önüne aşılmaz bir duvar veya bir uçurum çıkarsa geri dönerdi. Gözlerini kapayıp uçuruma atılmak ya da belki deviririm diye duvara saldırmak onun harcı değildi. Duvarı veya uçurumu ölçer, biçer, hakkından gelemeyeceğinden emin olursa, kim ne derse desin sırtını döner giderdi.
Sayfa 200 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu