Önümüzdeki zamanı,aklıma gelen şeyler hakkında konuşmaya harcamak istiyorum. Çoğu zaman öyle bir acele içindeyizdir ki konuşmaya fırsatımız kalmaz. Sonuç günden güne sonsuz bir sığlaşma ve kişiyi, zaman geçip gittikten sonra geçen yıllara şaşmaya ve üzülmeye götüren bir tekdüzeliktir.
İnsanlar sadece başkalarının mutsuzluğu pahasına elde edilebilecek şeylere sahip olmayı istemekten vazgeçtiğinde, toplumsal özgürlük önündeki engeller de yok olacaktır.
Eğer insanlar bir başkasının mutsuzluğu peşinde koşmak yerine kendi mutluluklarının peşine düşmeyi öğrenirlerse, bu beklenti hemen yarın gerçekleşebilir. Bu, hiç de uygulanmayacak kadar sert bir ahlak töresi değildir; ama benimsenmesi dünyayı cennete dönüştürebilir.
Üçüncü şahısta yaşamak ve ölmek... içimde sürgün olmak, olmuş olduğum şeye hep kayıtsız kalan ismimden ayrı durmak... - madem bir hayata tahammül edebilmenin bedeli budur - nihayet cinnetin bilgeliğine ulaşmak...