Türkan

Insanların bana sorduğu bir başka şey ise șu: Bu endişe verici düşüncelerden kurtulmaya çalıştığımda nasıl oluyor da bir türlü gitmiyorlar?" Bir şey hakkında düşünmeyi bırakmaya ne kadar uğraşırsanız durmanın o kadar zor olduğunu hiç fark ettiniz mi? Bu düşünceden kaçmak için ne kadar çaba sarf ederseniz o kadar çok karşınıza çıkacak gibidir. Küçük bir egzersiz yapalım. Dikkatinizi hazır çekmişken sizden develer hakkında düşünmemenizi isteyeceğim. Develeri veya çölleri gözünüzün önüne getirmenizi istemiyorum. Deve desenli hiçbir yastık olmayacak. National Geographic in ilk sayfasından fotoğraflar olmayacak. Odaklanmanızı ve develer hakkında düşünmemenizi istiyorum. Nasıl gidiyor? Iddia ederim ki birçok deve var aklınızda. Psikolog Daniel Wegner bunu şu şekilde açıklar: İşin komik yanı, bir şeyler hakkında düşünmemeye çalıştığınız zaman ne hakkında düşünmeyeceğinizi hatırlamanız gerekiyor. Böylelikle hafızanız -düşünceyi taze tutmaya çalışan zihin bölümü- paradoksal bir şekilde düşünceyi aktifleştirecektir. Bunu şu şekilde düşünmeyi tercih ediyorum. Beyin korteksiniz belalı deve düşüncelerinden kurtulmaya çalışmakla oldukça meşgul ve görevli. Bahsi geçen hayvanlarla alakalı herhangi bir düşünceyi durdurmak üzere direkt bir komutun altında. Sonra hafıza, tüm bu bir şey hakkında düşünmeme kargaşasını duyduktan sonra küçük bir şekerlemeden uyanır. Sonra birdenbire yine develer hakkında düşünürsünüz. Bunun nasıl işlediği büyük bir gizemdir ancak zaten beyin hâla birçok gizeme sahiptir. Fakat kesin olan şey şu ki evhamlı birine "endişelenmeyi bırak" demenin hiçbir lüzumu yoktur. Develer hakkında düşünmeyi bırakmanızı söylemek kadar faydalıdır. (İşte, yine geldiler!)
Sayfa 50 - Thekitap·Kitabı okuyor
Reklam
…sürekli her şeyi bilme arzumuz gerçekte bir güvenlik ihtiyacından çok içimizdeki huzursuzluğu besleyen bir yanılsamadır. Çünkü insanın ihtiyacı her bilgiyi almak değil, bildikleriyle huzurlu bir yaşam kurabilmektir.
Şu âlemde, dert çekmek ile kendini kandırmak arasında bir tercihte bulunursun; ikisi de deliliğe varan yollardır. Ah... mürekkepbalığı gibi kendi savurduğum dumanın içinde kaybo-luyorum... Uykunun ipine tutunarak içimdeki kuyuya inmenin vaktidir... Muhterem okur, tahminimce ikimizin de başında kâfi miktarda dert var; ışıkları söndürelim ve zihni, tahteşsuura [bilinçal-tı] emanet edelim madem. İyi geceler efendim.
Sayfa 205 - Everest·Kitabı okudu
Aşk, aşırı hormon salgısının yol açtığı geçici körlük haliydi. Dopaminle başlayıp oksitosin, vazopressin ve zamanla “allahsenikahretsin”e dönüşen bir hormon seliydi.
Sayfa 90 - Alfa·Kitabı okudu
Eh, neticede olgunluk dediğin, hayatı daha fazla acıyla kabullenebilme yetisi değil midir?
Sayfa 15·Kitabı okudu
Reklam