Çok başarılı bulduğum bir kitap oldu. Hem kurgusu güzel hem de olaylarla birlikte verilen bilgiler etkileyici. Sonu da oldukça şaşırtıcı bitti. Yazarını tebrik ediyorum. Okumanızı öneririm.
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919,1bin okunma
Dan Brown’un diğer kitaplarına göre hacmi en fazla olan kitap. Ancak sanki sayfa sayısını arttırmak için bazı konuların gereksiz yere uzatıldığını hissettim. Diğer kitaplarına göre aksiyon ve merak unsurunu daha az buldum. Hatta bir yerden sonra, özellikle ortalarda, oldukça sıkıldım. Tıp, biyoloji, laboratuvar terimleriyle ve bilgileriyle dolu. konuşmaların gereksiz uzatıldığı, bazı olayların sadece mekan betimlemesi yapılması için anlatıldığı bir kitap olmuş. Daha önceki kitaplarından bazılarını öğrencilerime okuturdum. Ancak üzülerek söylüyorum ki bu kitabı kimseye öneremeyeceğim.
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20254,003 okunma
Kitabı birçok kişi önerdi. Bu önermeler büyük beğeni cümleleriyle süslendi. Ancak ben okuduğumda çok beğenmediğimi fark ettim. Bana göre çok fazla havada kalan olay vardı. Okuyucu sonunu merak ediyor daha doğrusu yazar okuyucuyu aşırı meraklandırıyor bunun altından oldukça farklı bir şey çıkacak diyorsunuz ve bir süre sonra bakıyorsunuz ki ya hiçbir şey çıkmamış ya da çıkan sonuç sizi şaşırtmamış.
Okumak isteyenler için okunabilir kitap diyorum ama ben maalesef harika bulamadım. Yok artık daha neler dediğim, ne yani bu muydu ben bunun için mi o kadar meraklandım dediğim veya eee hani ..... olmadı ama sanki öyle olacakmış gibi izlenim vermişti dediğim çok yer oldu.
Klasik Hasan Ali Toptaş kitabı
Kitap baştan sona sürükleyici ancak puntosunun küçük olması ve satır aralığının dar olması okuyucuyu yoruyor. 502 sayfalık bir roman. Normalde hızlı biter diye düşünmüştüm ama yukarda söylediğim sebeplerden dolayı beklediğimden geç bitirdim.
Kitap Zülfikar Bey’in etrafında gelişen olayları anlatıyor. Aşk, acı, evlat sevgisi, annelik babalık duygusu, vatan sevgisi, savaş gerçekleri gibi birçok şey buluyorsunuz kitapta.
Kitap kahramanın hayatını anlatırken Balkanlar’ın içyüzünü de gösteriyor. Makedonya halkının çilelerini, dağlara çıkan insanların davalarını, göçleri, göçlerin ardındaki sebepleri, Osmanlı’nın son durumunu... Birçok şeyi görüyor, birçok şeyden haberdar oluyorsunuz.
Kitabın sonlarına doğru Zülfikar Bey’i kırk köyün halkı gibi, Seyit Bey gibi, Duman gibi, Necip Ağa gibi, Tahir Ağa gibi, Zekeriya Çavuş gibi, Goran Kaptan gibi, Kara Ali gibi hatta çoban çocuk gibi seviyor okuyucu. Sonunda onlar gibi ağlıyor. Zülfikar Bey romanda olduğu gibi roman dışında da hayran bırakıyor kendine. Roman sonunda üzüldüm, gözlerim doldu, olayların içindeydim, İsmail’in boğazını sanki ben kestim de rahatladım.
Muhakkak okunması gereken bir kitap asla pişman olmazsınız.