#kitapyorumum
Canım Martin.
Kitabı okurken Mart için hem üzülüyor hem mutlu oluyor hem de heyecanlanıyorsunuz. “Ha gayret” naraları atıyor iç sesiniz. Savaşmayı, gayret göstermeyi, yılmamayı, belki de aşık olmayı, hayal kırıklığını ve ömrünüzde bir kere de olsa kalbinizde oluşacak o boşluğu hissediyorsunuz.
Martin Eden’ı okurken Jack London da karşımıza çıkıyor. Yarı otobiyografik olan bu kitap yazar hakkında fikir sahibi olmamızı sağlıyor.
• Kitabın ilk bölümü oldukça ilgi çekici. Bir çırpıda okunuverecek türden. Ancak orta kısımları için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Mart’ın yazar olma çabası ve sürekli engellerle karşılaşması sürecini anlatan orta bölüm bana uzatılmış gibi geldi. Kitabın sonlarına yaklaşırken neler olacak diye meraka düştüm. Martin’in hak ettiği sonucu görmesi hoşuma gitse de insanların önceden göstermediği ama zenginlik ve statü için gösterdiği değer kalp kırıcıydı doğrusu. Mart’ın mutlu ve güzel bir sona adım atmasını daha çok isterdim. İsteklerimi bir kenara bırakıp sonu değerlendirecek olursam beni derinden etkileyen nadir kitaplardan biri oldu.
Etkisinden çıkamayacağınız bu kitaba şans vermenizi isterim.