•∆•
"Umarım konuşmayı öğrenmeye başlıyorumdur," diye kekeledi. "İçimde söylemek istediğim çok şey var sanki. Çok büyük şeyler. Bunları ifade etmenin yolunu bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor.
Hissediyorum... ama anlatamıyorum..."
Sayfa 139 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Bay Eden·Kitabı okudu
Sevgili Başkomser Nevzat; hikayenizi büyük bir keyifle okudum. Hikayeniz çok içten, çok hayattan ve halktan olup gayet anlaşılır bir şekilde kaleme alınmıştı. 'Dostoveski'nin Kumarbaz'ı gibi bir çırpıda okunan bir roman oldu.Ama sıkı bir Ahmet Ümit okuyucusu olarak söylemek zorundayım ki çok sade bir hikaye gibi geldi bana.
Benim için Ümit'i okumak; sayfa sayfa notlar almak demek, hiç duymadığım bilmediğim hatta gerçekliğinden şüphe duyup araştırdığım bilgileri ilk defa yazdıklarından öğrenmek demek, satırlar boyu kitabı çizmek demek, cinayeti bizzat yaşamak yaşarken çözümlemeye çalışmak demek, suçluyu asla bulamam düşüncesine rağmen bir çırpıda okumak demek, hemen okuyup bitirmeye çalışırken bir şeyleri kaçırmamaya dikkat etmek demek, mayhoş bir kafa karışıklığı demek, öylesine yazılmış bir roman değil de günlerce etkisinde kalınabilen bir roman demek, kısacası Ahmet Ümit demek benim için bir sürü hayal ve beklenti demek…
Akıcı bir roman olmanın yanı sıra Türkiye'nin yıllardır mustarip olduğu toplumsal sorunlarını ele alması ve 21. yüzyılını net bir şekilde anlatması, ilerleyen dönem okuyucuları açısından eşsiz bir öneme sahip.
Onun dışında Ümit için bir hayal kırıklığı desem belki de çok büyük bir saygısızlık etmiş olabilirim haddim olmayarak ama "Kayıp Tanrılar Ülkesi"nden sonra duygu olarak; hafif bir burukluk oluştu diyebilirim…
Ahmet Ümit