Sena

Bana bu bilgelerin akıllı kişiler olduklarını söylediğini düşünüyordum. Küçücük bir olumsuz düşünceye kapıldıkları için Himalayaların derinliklerindeki dondurucu bir şelalenin altında beklemek bana aşırı bir tavır gibi geldi.” “John, açık konuşacağım. Gerçekten tek bir olumsuz düşünceye sahip olma lüksün dahi yok.” “Gerçekten mi?” “Gerçekten. Kaygı verici bir düşünce bir embriyo gibidir, oluştuğunda küçücüktür, ama büyür ve daha çok büyür. Kısa süre sonra kendi kontrolünü alır.”
Reklam
Şair Fuzûlî şöyle der: Belâ zımnında rahat olduğun izhar ider halka Felek bî-hûde hâr-ı huşkden gül-berg-i ter vermez Belanın, sana gönderilen nimetin ambalajı olduğunu şuradan anlamalısın: Hiç de gözüne hoş gelmeyen, kesip yakmak lazım bunu diye ters ters baktığın çalı -kasım ayında öyle görürsün çünkü- sabredersen mayısta güller verir. Ve anlarsın ki gözüne batan o dikenler aslında gülün habercisiymiş. Bela böyle bir şeydir: Nimetin habercisidir. Sabret, bekle, acele etme. Bu dünya iyilerle kötülerin, acılarla tatlıların karıştığı bir yer, varlık sebebi öyle. Yani onun için aceleci, peşinci olmamak lazım. Biraz sabırlı olmak lazım.
Sen bir ruhun olduğunu,, yalnızca bedenden ibaret olmadığını anla, ruhumu nasıl beslerim derdine düş, dermanın gelip seni bulacaktır.
1. İlim seni korur, malı sen koruyacaksın. 2. İlim sahibinin dostu çok olur, mal sahibinin düşmanı .3 ilim peygamberlerden miras, mal firavunlardan 4. İlim dağıtılmakla artar, mal dağıtmakla azalır 5. İlim durdukça bozulmaz, mal durmakla bozulur, değer kaybeder 6. Mal sahibine de fakir olana da desem ki malın var; sinirlenir, üzülür, bozulur. Eğer zenginse, gözü mü var bunun diye, fakirse dalga mı geçiyor diye bozulur. Ama muhatap ilim sahibi ise de cahilse de desen ki ilmin var; hoşuna gider eğer alimse kıymeti takdir edilmiştir, cahilse adam yerine konmuştur.Her durumda memnun olur. Hz. Ali
~Bu, neşeyi kaybedenin eğlenceye sarılması halidir. Biz neşeyi kaybettik daha güzel söyleniş biçimi ile neşveyi… Neşve ruha dair, eğlence bedene. neşve sizi besler olgunlaştırır, bazen güldürür bazen ağlatır, pişirir. Eğlence ise oyalar, vaktinizi işgal eder, elinizde hiçbir şey kalmaz, ondan buruk bir lezzet, bir hatıra dahi bulunmaz, anlamsız bir biçimde irtifa kaybetmiş olarak ortamdan çıkarsınız. Neşvedâr-ı hayretiz biz Cür’adan-ı feyzden Ne sifâl-i meh ne câm-ı âfıtâbın mestiyiz Sifâl-i meh: gece kadehi. Câm-ı âfitâb: gündüz kadehi. Meh: ay Âfitâb: güneş Gecenin bahsettiği zevklerle de sarhoş değiliz, gündüzün bahşettikleriyle de. Zımnen ifade edilen geceye dair olan zevklerin behimiyet; gündüze dair olanların kâr, ticaret, başarı vs olduğudur. Sarhoşuz ama sebebi ikisi de de değil, bizim sarhoşluğumuz başka, diyor şair. Bir de birinci mısra da neşvedar-ı hayretiz biz , diyor yani hayret ile neşvedar olduk, sarhoşuz ama bu neşvenib bu sarhoşluğun kaynağı hayret. Doğrudan söyleyelim şunu-şeyhimin iki dudağının arasındaki sözlerden sarhoş olmuşum, sen bana neyden bahsediyorsun, bu dünyanın nesi ile beni kandıracaksın? Tamamına bir kıymet verdiğim yok ki sen içinden bir parçayla beni aldatmayı düşünüyorsun.
Reklam