Selva

Birey olamadığı için gerçek anlamda sosyal de olamayan bu kişilerin kendilerini bir otorite figürüyle özdeşleştirip ona bağlanmalarını Winnicott "anti-sosyal eğilim" ile açıklar. Bu gibi "gizli anti-sosyal" (hidden anti-social) kimseler dışarıdan çok sosyal görünseler de durum aslında tersidir. Futbol holiganlığı yahut politik bir figüre, sosyal bir gruba fanatiklik derecesinde bağlı olmak, bir otorite figürünü eleştirememek ve hep haklı bulmak, birey olamayan ve bu edenle de toplumsallaşamayan kişinin bu sosyal eksikliği sosyal görünümlü bir anti-sosyallikle psikolojik yönden kapatma çabasıdır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ebeveynimizle yahut bize kim bakıyorsa onlarla kurduğumuz ilişki, ilk duygusal evimiz. Ve sonra başka insanlarla kurduğumuz ilişkilerin temeli de bu duygusal evde atılıyor. O ev bize bir yuva olabilirse eğer, evin duvarlarını bizi sevgiyle koruyup kollayan duvarlar gibi hissediyoruz. Winnicott diyor ki: Eğer bu dönemde bebek ya da çocuk için o duvarlar oluşamazsa, çocuk yahut yetişkin, bilinç seviyesinde bunun farkında olmasa da hep o duvarları ve dolayısıyla kendisine duygusal anne-babalık edecek birilerini arayacaktır.
Düşünceler, özneden çözülerek ideal bir varlık tarzı olan mantık-düzlemine "kaldırılabildikleri", bu düzlemde varlıklarını sürdürdükleri halde, düşünme, öznesiz bir an bile varolamaz. Öznesiz bir düşünme fenomeni imgelemek, dört köşeli bir çember imgelemek kadar saçma olur. Demek ki, düşünmenin özneye bağlı kalma gibi bir varlık tarzı olduğu halde, düşünce, özneye ve onun düşünmesinin kendileri hakkındaki aktlarına bağlı değildir. Böylece düşüncelerin varlık niteliği ile bir özneye bağlı kalma zorunda olan düşünmenin varlık niteliği arasında büyük bir fark oluyor: Düşünceler ideal, yani değişmeyen bir varlık niteliğine sahiptir; oysa düşünme katmanı real bir varlık katmanıdır ve real varlık katmanının bütün özelliklerini taşır.