Selva

Özgürlük
Demokrasilerde halkın istediğini yapar gibi gözüktüğü doğrudur. Fakat siyasi özgürlük, istediğini yapmak demek değildir. Bir devlette, yani kanunları olan bir toplumda özgürlük, insanların istemeleri gereken şeyleri yapabilmelerinden, istememeleri gereken şeyleri yapmaya zorlanmamalarından ibaret olmalıdır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bilge bir kanun koyucu, insanları, cezalar ile ödülleri dengeleyerek, bu insanların karakterine uygun felsefi, ahlâki ve dinî vecizlere başvurarak, onur kurallarını uygulayarak, utanç duygusunu kullanarak, sürekli bir mutluluğun, tatlı bir huzurun verdiği hazza işaret ederek yola getirmeye çalışırdı. Şayet kanun koyucu ancak zalim cezalarla durdurulmaya alışan insanların daha hafif cezalarla durdurulamayacağından endişe duyarsa, katı ve duygusuzca hareket ederdi ve bütün vakalarda cezaların hafifletebileceği güne kadar, ancak en affedilebilir vakalarda suçun cezasını hafifletebilirdi.* *İnsanların aşırıağır cezalarla ahlâksızlaştığı durumlarda, pratik bir özdeyiş olarak bunu bir kenara not edin.
İnsanları yönetirken aşırı uçlara gitmek gerekmez. Onları yönetmek için doğanın bize verdiği imkânları makul bir şekilde kullanmalıyız. Her türlü ahlâksızlığın sebebi araştırılmalıdır. Görülecektir ki, bunun nedeni, cezaların hafifliği değil, suçların cezasız kalmasıdır. İnsanların başına utancı bela eden doğaya uyalım biz de ve cezanın en büyük kısmı, cezaya çarptırılmış olmanın utancı olsun. Ceza almaktan utanç duyulmayan ülkeler varsa, bu durum namussuzları da iyi insanları da aynı cezalara çarptıran tiranlıktan ileri gelir. İnsanların sırf zalim cezalar yardımıyla zapt edildiği başka ülkelere rastlarsanız, bunun yine büyük ölçüde küçük kabahatler için ağır cezalara başvuran yönetimin uyguladığı şiddetten kaynaklandığından emin olabilirsiniz. Bir kötülüğü düzeltmek isteyen kanun koyucu çoğu kez sadece verilecek cezayı düşünür. Sadece bu konuya yoğunlaşır, sakıncalarını düşünmez. Kötülük ıslah edildikten sonra görülen sadece kanun koyucunun sertliği olur. Ancak geriye bu sertliğin devlet bünyesinde yarattığı bir kusur kalır. İnsanlar yozlaşır, despotizme alışırlar.
Hiçbir şey kanunları vatandaşların yüksek memurlara göstereceği aşırı saygı kadar kuvvetlendirmez. "Lakedaimonia ile diğer şehirler arasında, Likurgus'un yarattığı büyük fark," der Ksenophon," "bilhassa vatandaşların kanunlara riayet etmelerini sağlamış olmasıdır. Yüksek memur çağırdığında, koşa koşa gidiyorlar. Oysa Atina'da zengin bir adam, yüksek memura tabi olduğuna inanılsa kahrolurdu."
Cumhuriyet yönetimindeki siyasi erdem, kanunlara ve vatana duyulan sevgi şeklinde tanımlanabilir. Kamu menfaatini şahsi menfaate istisnasız tercih etmeyi gerektiren bu sevgi, tek tek bütün erdemlerin de belirleyicisidir. Bu erdemlerin hepsi de, kamu menfaatini şahsi menfaate tercih etmekten ibarettir. Söz konusu sevgi sadece demokrasilere has bir sevgidir. Yönetim sadece demokrasilerde vatandaşların her birine emanet edilmiştir. Ve yönetim de dünyadaki her şey gibidir: Muhafaza etmek için, sevmek gerekir. O halde her şey, cumhuriyet yönetiminde bu sevgiyi tesis etmeye bağlıdır. Eğitim bu sevgiyi esinlemeye özen göstermelidir. Fakat çocukların bu sevgiyi edinebilmesi için kesin bir yol mevcuttur: Babaların da aynı sevgiye sahip olması. İnsan genellikle çocuklarına kendi bilgilerini aktarmakta serbesttir. Onlara kendi tutkularını aktarmakta daha da serbesttir. Şayet bu başarılı olmamışsa, babaevinde meydana getirilen, dışarıdan gelen etkilerle yok edilmiş demektir. Bozulan, yeni nesil değildir. Yeni nesil ancak yetişmiş insanlar çoktan bozulmuşsa mahvolur.