Selva

Sevgi, insan olmanın değerini bilen bir insanın. bu değeri insanlarda korumağa çalışan bir insanla ilişkisinde, onun eylemlerini doğru değerlendirme sonucu yaşıyabileceği yaşantılann tortusudur. Saygı, insan olmanın değerini bilen bir Insanın, bu değeri en " zor" -kendisine pahalıya mal olabilecek koşullarda da koruyan bir insanla ilişkisinde, onun d e ğ e r l i eylemlerini, hatta bir tek eylemini, doğru değerlendirme sonucu yaşıyabileceği yaşantıların tortusudur. Minnet, belki de, insan olmanın değerini bilen bir insanın içinde bulunduğu gerçeklik koşullarından dolayı kendisinin isteyip koruyamadığı -ya da tek başına koruyamadığı- bu değerin bir oluşturucusunu, onun yerine korumuş bir kişiyle ilişkisinin yaşattığı yaşantının tortusudur. Güven ise etik kişi değerleri nı bilen bir kişinin, ilişkide olduğu diğer kişinin birçok eylemini doğru değerlendirmesi sonucu, o kişinin değersiz bir eylemde bulunmamasından edindiği bilgiye dayanan onun değersiz bir eylemde bulunamıyacağından emin olmasının yaşattığı yaşantıdır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kişi açısından 'onur', kişinin o ana dek kendi imgesine uygun davranmanın, kendi imgesine uygun yaşamanın bilinci ve böyle yaşamaktan dolayı kendine lâyık gördüğü belirli bir muamele beklentisidir. Böylece 'onur' denilen şey, kişinin kendi imgesine uygun düşmesi sonucu kendine biçtiği değer oluyor.
Bir yargıç kişinin yaşamının önemli bir kısmı, başkalarının etik ilişkilerine karışmakla, başkalarının yaşamının yönünü değiştirebilen -bazan bir yaşamı aydınlatan, bazan da son veren-kararlar vermekle geçer. Kişi olarak eylemlerinin bir kısmını bu kararları oluşturur bir yargıcın... Ve o, bu verdiği kararlarla birlikte o kişidir. Ama kararları, nasıl kararlar olursa olsun, kimi yargıçların uykularını diğer eylemlerinden daha az kaçırır, ya da hiç kaçırmaz.
Bir yargıcın, yargıcın bu özgürlüğünün bilincinde olmasının önemi, özellikle, belirli bir ilişkide "yapılması gereken"i yürürlükteki bir yasanın "suç" saydığı bir davranışla gerçekleştirmiş bir kişinin eyleminin yargılanmasında görünür. Belirli bir ilişkide, içinde bulunulan koşullarda daha az değer harcıyan bir eylem, bir yasanın suç saydığı bir davranışla gerçekleştirilmişse, dolayısıyla bu yasanın uygulanması o durumda bir "haksızlığa" neden oluyorsa, adalet nasıl "yerine getirilecek"tir? Eylemiyle değer korumuş bir insana, davranışından dolayı ceza verme zorunluluğuyla karşı karşıya gelen ve yargıçlığı yalnızca bir yasa uygulayıcılığı olarak değil de, yargıladığı ilişkide ya da durumda en az değer harcanmasını sağlama: bir bütün olarak o durumda hakkı koruma, "adaleti gerçekleştirme" olarak gören bir yargıç, adaleti nasıl yerine getirebilecektir? Böyle bir yargıç için, her zaman değilse de, bazan açık kalan, sanırım, tek yol, yargıcın özgürlüğünden yararlanmaktır. Nasıl yararlanabileceğini ise, her durumda ancak kendisi bulabilir, bulabilirse kuşkusuz.
Amacımız yaşamda istemediğimiz, yadırgadığımız, acısını çektiğimiz olan bitenlerin değişmesine yardımcı olmaksa; bunu yapmanın yolu, bu olan bitenleri açıklamaktan, her açıklama da olanı çözümleyip aydınlatmaktan geçer. Ve aydınlığa kavuşturulanlar, olanaklar -yaşantı ve eylem olanakları- olunca, bunların, Etiğin bilgileri aracılığıyla da olsa, bilinçlendirilmesi umudu, başka bir umut kapısını: etik sorunlar alanında bir Aydınlanma Çağının gelebileceği umudunun kapısını açık tutuyor.