Selva

Güvensiz bağlanan kişiler kendilerini rahatsız eden şeyler konusunda genellikle iletişim kurmaz. Duyguların ağırlığı altında ezilir ve ani, sert tepkiler verirler. Araştırmalara göre, güvenli bağlanan insanlar çok sert tepkiler vermiyor, çabuk pes etmiyor, bir de sakin ve etkin bir şekilde duygularıyla ihtiyaçlarını partnerlerine ifade edebiliyorlar. Güvenli insanlar ayrıca kendilerini sevgi ve şefkate değer buluyorlar, partnerlerinin de buna karşılık vermesini ve ilgili olmasını bekliyorlar. Bu inançlarla nasıl olumsuz düşüncelerin esiri olmadıkları, sakin ve aklıselim kaldıkları ve karşı tarafın olumlu davranacağını düşündükleri anlaşılıyor. Aslında bu tavır bulaşıcıdır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Birinden ayrıldığımızda bağlanma sistemimiz hızlanır ve sevdiğimiz kişiyle yeniden bir araya gelmek dışında bir şey düşünemez oluruz. Bir tek kişinin bir anda tüm huzursuzluğumuzu yok edecek olması, onu tekrar görme isteğimize karşı koymamızı zorlaştırır. Aynı odada olmak bile başka bir arkadaşın ya da aileden birinin yapamayacağı şekilde endişemizi hafifletmeye yeter. Bu basit sebepten ötürü, birçok kişi, defalarca denemiş olsalar da ayrılma isteklerini gerçekleştirmekte zorlanırlar. Kaygılı insanlar kötü bir bağlanmayı atlatmakta uzun zaman harcar ve ne kadar süreceğine karar veremezler. Bedenlerindeki her bir hücre partnerlerinin değişmeyeceğine ve yeniden birleşmeyeceklerine ikna olduğunda sistem devre dışı olur ve bağı keser.
Partnerinizin kötü davranması çok acı verici olsa da bir bağı kesmek dayanılmaz ölçüde acı verebilir. Mantıken gitmeniz gerektiğini bilirsiniz ama duygusal beyniniz bu hamlede bulunmaya henüz hazır olmayabilir. Bağlanma sisteminizi oluşturan duygusal devreler bizi yalnız kalmaktan uzak tutacak biçimde evrilmiştir. Kendimizi tekrar sevgilimizin güvenli kollarına atmamızı sağlayan şey, yalnız kaldığımızda hissettiğimiz güçlü acı olur. Çalışmalara göre, partnerimizden ayrıldığımızda ya da bacağımızı kırdığımızda beynin aynı bölgeleri harekete geçiyor. Bağlanma figüründen ayrılmaya tepki olarak beynimiz tıpkı fiziksel acıya verdiği tepkiyi veriyor. Fakat yönetimi ele geçiren tek şey acı değil. Başka düşünce süreçleri de devreye giriyor. Bağlanma sisteminiz harekete geçtikten sonra bir fenomen daha tetikleniyor: Birlikte geçirdiğiniz güzel zamanlara ait olumlu anılar zihninize üşüşüyor ve kötü deneyimlerin çokluğunu unutuyorsunuz.
Evcil hayvanlarımıza birçok kusurlarına rağmen bencillikten, uzak ve sevecen bir şekilde yaklaşıyoruz. Bizi gece yarısı uyandırıyor, değerli eşyalarımıza zarar veriyor, dikkatimizin tamamını talep ediyorlar. Fakat bunları görmezden geliyor ve onlara olumlu yaklaşıyoruz, Açıkçası evcil hayvanlarımızla bağımız, hayatımızdaki güvenli kaynağın harika bir örneği. Onlara karşı tavırlarımızı, içimizdeki güvenli kaynak olarak görebiliriz. Hayvanlarımızın bunları bilerek bizi incitmek için yaptığını düşünmüyor, yememeleri gereken bir şey yediklerinde ya da etrafı dağıttıklarında kin tutmuyoruz. Eve döndüğümüzde (işyerinde zor bir gün geçirmiş de olsak) onları sıcak bir şekilde karşılıyor ve ne olursa olsun onlarla takılıyoruz.
Affetmek zor sakinleşme manevraları gerektirir... Hatalı tarafın ihtiyaçlarını ve dürtülerini anlamayı, cömert katkılarda bulunmayı ve karşı tarafın kıncı hareketlerini göz önünde bulundurarak değerlendirmeyi... gerektirir. Güvenli bağlanan kişiler, partnerlerinin kırıcı davranışlarına dair iyimser açıklamalar getirmeye ve affetmeye yatkın olma eğilimindedir. Güvenli insanlar doğaları gereği olumsuzluklar üzerinde durmaz, uzaklaşarak savunmaya geçmeden üzücü duyguları devre dışı bırakırlar.