Puan vermedi·112 syf.··
2026 13. kitabı
Geçmişe özlem ve yaşamak isteyip de yaşayamadığı hayatın sızısı,kendisine ölçüp biçilip giydirilen hayatın içinde sıkışmışlık,solmuş bir elbise metaforu ile işlenirken ilk öykü olan Soluk Sarı Elbise içime işleyen bir öykü oldu.Öykünün sonunda okunan salâ,mahallenin bakkalının salâsı iken aynı zamanda geçmişin, öykü karakteri Sinan’ın ve Müjgan’ın yaşanmamış yıllarının da bir salâsıdır. Genel olarak anlar içindeki duyguları,katmanlı olayların bir noktasını,odağını ve bir kesiti yalın bir dille anlatan öykülere sahip kitabın ikinci öyküsü ise Dilsiz Kırlent’tir.Öykünün diline adeta nesneler eşlik eder.Nesnelerin karakterlerle özdeşen varlıkları,kokuları vb ninimalist bir anlatıma sunulmuştur.İki kadının ağrısını,sızısını anlatan ve özlemek üzerine kurulu olan bu öykü,ilk öyküye de bir selam verir. Gençliğin Ertesi...Gençken beklediği beyaz atlı prens ile gerçekler çarpışırken İsmet,gerçeği gençliğinin ertesinde, olgunluk döneminin başlarında kavrar.”Beni okutun” dediğinde, “mutsuzum”diye haykırdığında kendisini dinleyen tek bir kişiyi bulamamış olan İsmet,boşanma kararı aldığında artık koca bir kadındır ama ataerkil düzen,kadın üzerinde o sessiz şiddetini çoktan kurmuştur.Yer yer bilinç akışı,yer yer de geriye dönüş teknikleriyleil anlatılan öykünün en etkileyici yanı,acının,karakterin kişilik özelliği olan “deli kız” üslubu ile aktarılmasıdır.Öykünün finali de bu bağlamda hayli absürttür.Bir gençlik illüzyonunun kaybı,sevgisiz hayatın peşin ödenen bedeli,ve gitgide artan hayal kırıklıkları,içe işleyen bir dille anlatılır. Genel olarak ölüm ve ölenin ardında kalanlar üzerine yazılan öykülerden biri olan Ada Rüyası, şiirsel bir anlatıma sahiptir.Doğrusal ilerlemeyen bu öykü tıpkı rüyalar gibi;atlamalı,sıçramalı, imgeseldir.Öykü boyunca sesler,renkler,kokular birbirine
Kelebek ÇalısıAslı Sökmen Gediz · Potkal Kitap Yayınları · 20262 okunma
9/10
·176 syf.··
2026 21. kitabı
İnsanın beyninin, insanın kendisine neler yaptırabileceğini okuyunca insan korkmuyor değil.Şizofrenin uç noktalarını yaşayan bir insanın neyin gerçek ,neyin sahte olduğunu algılamaya çalışırken yıprattığı hayatı okumak üzse de yazarın kaleminin gücü olağanca haliyle esere yansımış.Tabi insanlar durup duruken şizofren olmuyor.Yaşadıkları deneyimler,travmalar, acı tecrübeler ve dayanamayacak ları yerden sınanmaları buna zemin hazırlıyor.Eserin Sonunu tahmin etsem de benim için zekice kurgulanmış bir eserdi.Konusundan bahsedecek olursam; Cevat daha çocukken annesi ve babasını trafik kazasında kaybeder.Babası ona mahalledeki kırmızı bisikleti alsaydı,yada Cevat ısrarla mavi bisiklet için diremetseydi belki ailesi hayatta olacaktı.İşte bu kendini suçlu hissetme ve yalnız kalma halı yıllarca Cevat'ın içerisinde büyük bir boşluk yaratmıştı.Dedesi ile büyümüş,dedesinden kalan mirasla hayatını devam ettiriyordu Cevat.Ondan kalan dükkan kirası ile yaşayıp gidiyordu.En büyük dostu kitaplardı bu hayatta.Şiiri çok severdi.En çok sevdiği şair ise Turgut Uyardı.Tek arkadaşı vardı;Mehmet.Oda bir kaba sığamayan ilginç bir karakter.Cevat sürekli beynindeki ikinci iç sesi ile konuşmayı severdi.Yılların verdiği yalnızlık belki bu şekilde kendisini göstermişti.Bir gün bir durakta Tomris adında bir bayanı görmesiyle hayatı tamamen değişecekti.Peki her gördüğümüze inanmalı mı? Kalabalıklar içinde yalnızlık temalı harika bir eserdi.Çarpıcı sonu ile tam anlamıyla beğenimi kazandı diyebilirim.Kesinlikle tavsiyemdir.İLKNUR vesile olduğun için teşekkürler
Yanlış Giden Bir Şeyler VarMesud Topal · Destek Yayınları · 2018747 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·230 syf.··
2026 5. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 13:59
Sonunda bitirdim. Farkındalık kazandıran kişisel gelişim kitabı niteliğinde güzel bir kitaptı. Tek seferde değilde duraksayarak okunmasını özümsenerek ilerlenmesini tavsiye ederim. Aldığım bir iki not: • Her gün uyumadan önceki son on dakika, uykunun kalitesini doğrudan etkiler. Aynı şekilde, uyandıktan sonraki ilk on dakika da günün geri kalanının nasıl geçeceğini belirler. Bu yüzden gece yatmadan önce o gün yaptıklarını gözden geçirmek, sabah ise yapacaklarını zihninde netleştirmek hayat kalitesini artıran önemli bir alışkanlıktır. • Gülmek bir lüks değil, ihtiyaçtır. Her gün kendine küçük de olsa bir gülümseme alanı açmak ruh halini olumlu yönde etkiler. Hiçbir sebep yokmuş gibi hissetsen bile aynaya bakıp gülümsemek bile iyi hissetmek için yeterli olabilir. • Sabah erken kalkıp kısa bir yürüyüş yapmak, çoğu zaman fazladan uyumaktan daha faydalıdır. Güne hareketle başlamak hem bedeni hem de zihni canlandırır. • Kitapta yer alan etkileyici benzetmelerden biri de bisiklet tekerleği üzerinden yapılır: Bir lastik doğru şekilde şişirildiğinde seni istediğin yere kolayca götürebilir. Ancak küçük sızıntılar varsa zamanla iner ve yolculuk yarıda kalır. Zihin de aynı şekilde çalışır. Kaygılar ve gereksiz düşünceler, tıpkı o lastikten kaçan hava gibi zihinsel enerjiyi tüketir. Bunun sonucunda yaratıcılık, iyimserlik ve motivasyon giderek azalır; kişi kendini tükenmiş hisseder. Esma 04 Ferrari'sini Satan Bilge Robin Sharma
Ferrari'sini Satan BilgeRobin Sharma · Pegasus Yayınları · 201223,7bin okunma
6/10
·272 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:21
Biraz fantastik bir hikaye geldi , ama bazı cümleler çok etkileyiciydi. ‘ kendimizi durmadan yok eder ve yeniden oluştururuz’. ‘Kendini iyi hissetmeye çalış gündelik etkinliklere teslim et’ ‘bisiklet sürmeye devam et pedalı durdurursan düşersin’
Portobello CadısıPaulo Coelho · Can Yayınları · 20085,1bin okunma
Bana İkimizi Anlat // #kitapyorumu
10/10
·184 syf.··
2022 9. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2022 00:00
• Konusu • ruzgar Demirsoy.. ‹üçükken evlerinin yakınındaki yeşillik alanda bisiklet sürdüği esnada tekerleklerinin birbirine çarpması sonucu Yağmur Atalay'a aşık olmuştu. Ve serüven başlamıştı. Daha küçücük bir çocukken aşkı tanımış ve bu aşktan aldığı güçle bir ömür kalbinde Yağmur'u taşımıştı. Evde annesi Doktor Müberra Hanım ve Dedesi Yusuf Efendi ile yaşıyordu. Oldukça varlıklı bir aileydiler. Rüzgar kalbindeki bu aşktan annesine hiç bahsetmedi. 8 yaşındayken kuşları izledigi esnada dedesi "hiç kuşları yazmayı düşündün mü?" diye sorar. "Yok" der Rüzgâr. Dedesi eline mavi bir defter ve iki kalem tutuşturur ve kuşları yazmasını ister. Çünkü bu hayat içini boşaltmadığın sürece yakanı bırakmaz diyordu. En sonda da "Sen kuşları yaz bakarsın bütün dünya kuşları senden dinlemek ister" demişti. O gün bugündür Rüzgarın elinden asla kalem düşmedi. Ne yazdığına bakmaksızın durmadan yazıyordu. Gece saatlerce yazıyordu. Yağmurla evleri yan yanaydı. Ve her gece odasının penceresini izliyordu. Yağmuru yazıyordu. Sürekli onu yazıyordu. Ve sadece "Bana ikimizi anlat" diyordu içinden. Tek isteğiydi bu. Onun ağzından ikisini dinlemek. Yağmur'u bir erkeğin bir kadını sevebileceği en güzel şekilde seviyordu. Rüzgar Demirsoy kimligini sevmiyordu. Parayı, şöhreti sevmiyordu. Sanal ortamda yazılarını yayınlamak için "Mecaz Adam" kimliğini oluşturdu ve kimsenin kendini tanımamasının verdiği rahatlıkla içini istedigi şekilde döküyordu. O kimliğin arkasına saklanarak istediğini yazıyordu. İlerleyen sayfalarda olaylar çok daha farklılaşıyor. Birçok olay daha yaşanıyor. Mektuplar gidip geliyor. Acaba aşklarının sonu ne olacak? • Benim Yorumum • Kitaba ba-yıl-dımm. O kadar bana hitap ediyordu ki. Kelimelerle ifade edemiyorum. Aşkın en fazla ne boyuta taşınabileceğini bu kitapta gördüm ben.
Bana İkimizi AnlatAhmet Batman · Destek Yayınları · 201410,9bin okunma
Dadanık Halay Ekibi
10/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
ÇILGIN fikirleri, sıra dışı karakterleri ve KAHKAHA dolu maceralarıyla dikkat çeken kitapta, kahramanımız DADANIK yine birbirinden komik olayların tam ortasında! Saçlarının içinde yok yok: tenis raketi, muzlu süt, bisiklet kornası, çorap, mendil, kalem kutusu, hatta saç salyangozu… Dadanık bütün bunları saçlarına nasıl sığdırabiliyor, kimse anlayamıyor! Dadanık ve arkadaşları Su Yutmaz, Sararık, Sakincan, Öykü ve Melodi; okullarına gelen yazar Anıl Basılı’nın eğlenceli dünyasında birbirinden İLGİNÇ maceralara atılıyor. Yazar Cenap Kalemtutmaz’a zor sorular hazırlarken, proje ödevi için Ayşe Teyze’nin kaybolan takma dişinin peşine düşüyorlar. Üstelik Dadanık’ın yemek yemeyi çok seven babası Homini Gırtlak ve UZAYLI kostümü de bu maceraya eşlik ediyor! Eminönü ve Kapalıçarşı sokaklarında uzaylı kıyafetiyle dolaşan Dadanık, kendine özgü “uzaylı saç modeli” ile herkesi şaşırtıyor. Fakat işler bununla da bitmiyor. Sihirbaz olmaya karar verdiğinde eşyaları kaybetmenin kolay, bulmanın ise zor olduğunu öğreniyor. Sınıfta herkes bilmece sorarken onun “BİLMEMECE” sorması ise kahkahaları artırıyor: “Al bu takatukaları takatukacıya takatukalatmaya götür…” KERMES hazırlıkları sırasında ortaya çıkan çılgın fikirler, komik tartışmalar ve yaratıcı isim önerileri hikâyeye ayrı bir renk katıyor. Mizah dolu anlatımıyla çocuklara EMPATİYİ, ARKADAŞLIĞI, DAYANIŞMAYI, PAYLAŞMAYI ve birlikte üretmenin önemini eğlenceli bir dille anlatan bu keyifli eser için Anıl Basılı’ya teşekkür ederiz.
DadanıkAnıl Basılı · Doğan Çocuk Yayınları · 202556 okunma