Afrika'nın kalbinden, Afrika gerçeğinden, geçmişinden karanlık bir kaosun güçlü bir yankısını sunuyor kitap bize.Din savaşlarının, köleliğin, ırkçılığın kol gezdiği topraklarda soylu Traore ailesinin yaşadığı sorunların , çöküşünün hikayesini okuyoruz.Kitap bir kadın hikayesi anlatmıyor ama kadının adının olmadığı bir toplumun iz düşümü aslında.Özellikle birbirlerini bu kadar ötekileştirmeleri, ırkçılığın boyutları çok derin.Suların hiç durulmadığı bir coğrafya ve zaman, insanların birbirine hiç tahammülü yok.
Özellikle yüreğine hayran olduğum Nadie'nin yaşadıkları toplumun sertliğinin bir yansıması ve kalbime en çok dokunan hikaye.Öyle bir yürek hiç hak etmediği şeyler yaşadı.Coğrafya değiştikçe insanın kaderi ve yaşamı baştan aşağı değişiyor bunu ,bu kitapta çok güzel resmetmişler.
Kitapta karakter çok olduğu için,eserin ritmi hiç düşmüyor. Olaylar zinciri dinamik.
Eser Batı Afrika'nın kendi iç dinamiklerini gösteriyor, kültürü bize yaşatıyor. Batı Afrika'nın modernleşme önceki dönüşümünün büyük bir panoramsını sunuyor.Bir taraftan Afrika'nın kendi içindeki değişim, İslâmiyet'in yayılışını, kültürel değişimi, yaşamın büründüğü hâli okurken diğer taraftan toplumun ataerkillik seviyesi, kadının toplumda olmayan yeri ve yaşadığı zorlukların boyutları şaşırtıcı değil ama çok üzücü.Ayrıca tec*vüzün bu kadar kolay ve fütursuzca olması çok sinir bozucu.
Zamanla sonlanıp yerini palmiye ticaretine bırakan köle ticareti, biterken yarattığı sancılar,her daim her şeyde söz sahibi olan beyazlar... Misyonerlerin kıtayı istilası, sömürünün dibi, isyanlar, savaşlar.. Misyonerler ile dayatılan Hristiyan kültür,beyaz tahakkümü.Traore ailesinin üzerinden koca bir kıtanın kültürü, değişimi aktarılmış.Ailenin her bir oğlunun başına gelen kıtanın ayrı bir derdini simgeliyor.Ailenin çöküşü