Saygı, ülkemizde maalesef çok yanlış kullanılan, içi boşaltılmış bir kavram. Saygı, itaat değildir. Karşılıklı olamayan, hiyerarşiye dayalı bir şeye "saygı" adını verebilmek çok zor. "Anne-babaya saygı", "büyüklere saygı", "öğretmene saygı", "devlete saygı" gibi kalıplar kültürümüz içerisinde klişeleştirilerek öz anlamından koparılıyor ve saygıya yaptıkları vurgu, aslında saygısızlığı meşrulaştırmak için kullanılıyor. Bugün "anne-babaya saygı" adı altında rastladığınız söylemlere bakın, bunların aslında alttan alta çocuğa saygısızlığı savunduğunu ve anne-babaya yahut herhangi birine saygıyla da ilgisi olmadığını göreceksiniz.
İnsan beyni herkesin bir kez yüz yüze gelmek zorunda kalacağı karşı konulamaz gerçekleri soyutlaştırıp inkâr edebilecek durumdadır: yaşlanmayı, hastalığı, çökmeyi, kendi ölümünü. Bütün bunlar hepimizin başına gelecektir, ama yine de gerçek dışı görünür. Başka biri oynadığımız kartları karıştırır ve ne zaman umutsuzluğa kapılsak, sistemin merhametine de o kadar minnettar oluruz. Eğer geleceği görebilseydik yaşam yolunda yürümeye devam edebilir miydik?