Mahallenin delisi geldi Hağnııım!
Beni bilen bilir; nerede aykırı bir karakter, nerede farklı bir kurgu var, ben orada biterim. O karakterlerle aramda hemen bir bağ kurarım. Peki bu kitabı neden okudun? derseniz... Şuraya kitabın arka kapağını bırakıyorum, hangi cümleden sonra Tamam, bu kitap benim! deyip olaya atladığımı hepiniz tahmin edebilirsiniz zaten.
Kocamı toprağa verdiğim gün, ilk mektup geldi. Zarfın üzerinde eyalet hapishanesinin damgası vardı. Mektupta yalnızca bir cümle yazıyordu: Gerekirse sonsuza dek beklerim. Altında, tanımadığım bir adamın ismi yazılıydı: Dante.
Merakıma yenik düştüm ve neyi beklediğini öğrenmek için yanıt yazdım.
Seni.
Gizemli adama yanlış kişiye yazdığını ve onu tanımadığımı söyledim. O ise benim yanıldığımı söyledi. Haftalarca yazıştık; mektupların her biri, bir öncekinden daha samimi hâle geldi. Sonra bir gün, mektuplar kesildi. Sebebini öğrendiğimde ise artık çok geçti.
Dante kapımdaydı.
Ve hiçbir şey, beni o âna hazırlayamazdı.
•
•
Evet evet, bildiniz! O hapishaneden gelen gizemli mektup meselesi yok mu... Kimmiş yahu bu Dante diye meraktan öldüm! Adamın çat diye kapıda bitme ihtimali falan derken ben çoktan kafamda senaryoyu yazmıştım: Dövmeli, kaslı, yakışıklı, üzerinde hapishane tulumuyla tehlikeli bir kaçak Hadi bakalım, şimdi ne olacak? diye kurup dururken bir baktım, olaylar hiç de benim tahmin ettiğim gibi gitmiyor!...
"Kandırıldım sayın seyirciler!"
Kadın karakter eşini kaybettikten sonra evde tuhaf ve gizemli şeyler olmaya başlıyor. Başta her şeyi onun acı kaybından dolayı ruhsal durumuna verdim ama bir noktadan sonra "Nee, paranormale mi bağlıyoruz?" diye diye okudum. Ama taşlar yerine oturmaya başlayınca... Vay be! Kendimi hiç böyle bir şey beklemiyordum derken buldum.
• Farklı mı? Kesinlikle.
• Özgün mü?