Titans
Puan vermedi·192 syf.··
2026 36. kitabı
Titans, together! Çocukluğumdan beri beni çizgi roman dünyasına ait kılan ilk bağlamı sorduklarında hep Titans derdim. Onların bir parçası olmak; Dick ve Wally ile kanka, Donna Troy’un platonik aşığı ya da ekibin romantik ruhu olma arzusu… Daima keyifle okuyacağım Titans öykülerini. Bu ise kültleşmiş bir hikaye olan Judas Contract, Slade’in ne denli karanlık bir insan olduğunu önünüze serecek.
The New Teen Titans: The Judas ContractMarv Wolfman · DC Comics · 19914 okunma
Bir Tarihçinin Öfkesiyle Baş Başa Kalmak
Prokopius'un Bizans'ın Gizli Tarihi kitabını büyük bir merakla okumaya başladım. Sonuçta elimde, Justinianus dönemini sarayın içinden gözlemlemiş birinin anlattıkları vardı. İlk sayfalarda Belisarius'un seferleri ve Theodora'nın yükselişi gerçekten büyüleyiciydi. Ama bir noktadan sonra kitabı yarım bıraktım. Sebebi tarih değil, Prokopius'un kendisiydi. Justinianus'a, Theodora'ya ve Antonina'ya duyduğu öfke öylesine yoğun ki, anlatılan olaylardan çok anlatıcının hıncı öne çıkmaya başladı. Bir süre sonra tarih okumaktan ziyade, hiç dinmeyen bir şikâyeti dinliyormuş gibi hissettim. Sanırım kırılma noktam, Prokopius'un Justinianus'u neredeyse insan olmaktan çıkarıp şeytani bir varlık gibi tasvir ettiği bölümdü. O ana kadar "Acaba ne kadarı gerçek, ne kadarı abartı?" diye düşünüyordum. Ama o satırlarda, Justinianus'u anlamaktan çok Prokopius'un öfkesini okumaya başladığımı fark ettim. Yine de bu durum kitabı değersiz kılmıyor. Aksine, Bizans'ın Gizli Tarihi bana tarihçilerin de insan olduğunu hatırlattı. Onlar da hayal kırıklığına uğrayabiliyor, öfkelenebiliyor ve yaşadıkları dönemi kendi duygularının süzgecinden geçirerek anlatabiliyorlar. Belki birgün geri dönerim. Ama şimdilik Prokopius'la aynı masada daha fazla oturmak istemedim.
Bizans'ın Gizli TarihiProkopius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021644 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İstanbul Hatırası
Puan vermedi·632 syf.··
2026 5. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 13:58
Ahmet Ümit'ten okuduğum bilmem kaçıncı kitap ama yine heyecanlı yine merak uyandırıcı. Kitap bir polisiye ama sadece polisiye olmakla kalmamış İstanbul'un tarihini, kültürünü, güzelliklerini ve de acılarını da anlatmış yazarımız. Kitabın ilgi çekici yanı da bu. Ahmet Ümit' i okumayı sevmemin en önemli nedenleri bunlar. Kitaplarında tarih, mitolojiyi ustalıkla kitaplarına yedirmesi. Sadece cinayet okumuyorsunuz bunlarda size okuma zevki veriyor. Olay Başkomser Nevzat, yardımcısı Komser Ali ve Krimonoloğumuz Zeynep' in İstanbul Tarihi yarımada'da işlenen cinayetleri çözmeye çalışmalarıyla başlıyor. Cinayetler İstanbul' un tarihi güzelliklerini, İstanbul'un hafızasını yok edenlerle alakalı. İstanbul çok kadim bir şehir Bizans'a, Roma'ya ve de Osmanlı Devleti'ne baskentlik yapmış ve yıllar içinde kimi zaman en şaşaalı dönemini yaşamış kimi zaman da ilgisiz kalmış. Ama her zaman o vakur duruşuyla tarihe meydan okumuş. Umarım koruyabiliriz bu güzellikleri. Kitap aynı zaman da diziye de uyarlanıyor. Çok heyecanlı umarım kitapla olaylar aynı gider, merak ettiğim mekanları görmek beni mutlu edecek. Kitabın sayfalarında tarihi bir yolculuk yapmış gibi okudum aynı şeyi dizisinden de bekliyorum. Kitabın sonu ters köşe yapıyor. Ama ben Ahmet Ümit'ten daha önce de okuduğum için dedim ki kesin ters köşe yapacak ve öyle de oldu. Bir polisiyenin beni üzeceğini hiç düşünmezdim ama bayağı bir duygulandırdı beni. Bakalım siz katili tahmin edebilecek misiniz.
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201943bin okunma
Puan vermedi·590 syf.··
2026 127. kitabı
İstanbul’un yedi farklı dönemine, yedi tarihi mekanına ve yedi kadim sırrına uzanan, cinayetlerin gölgesinde yükselen devasa bir tarih ve kültür mozaiği. Ahmet Ümit, Başkomser Nevzat ve ekibinin peşine düştüğü tekinsiz bir katilin izini sürerken, Bizans'tan Osmanlı'ya bu efsanevi şehrin geçmişini öyle muazzam bir kurguyla işliyor ki; okurken hem soluk soluğa bir polisiyenin içinde kayboluyor hem de hunharca yok ettiğimiz İstanbul’un o görkemli hafızasına hüzünlü bir saygı duruşunda bulunuyorsunuz.
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943bin okunma
“Maziden kalan okumalardan…”
10/10
·391 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
DİGENES AKRİTES ANADOLU'NUN BÜYÜK DESTANI Digenes Akrites, Bizans döneminde yaklaşık 11–12. yüzyıllarda şekillenmiş bir destandır. Tam olarak tek bir yazarı olduğu söylenemez; sözlü anlatı geleneğinden beslenerek zaman içinde yazıya geçirilmiştir. Anadolu'da geçen kahramanlık, aşk ve mücadelelerle örülü bir anlatıdır. Bu destan, Anadolu’nun yalnızca tarihi olaylarla değil; efsaneler, kahramanlar ve sözlü anlatılarla da şekillenen zengin bir kültür mirasına sahip olduğunu gösterir. Konusuna gelecek olursam; Digenes’in hikayesi aslında ailesinin hikayesiyle başlar. Babası Arap kökenli güçlü bir emirdir. Bir gün Bizanslı soylu bir ailenin kızı olan annesiyle karşılaşır ve ona aşık olur. Bu aşk, iki farklı kültürün karşı karşıya geldiği bir dönemde büyük bir değişimin başlangıcı olur. Annesini ailesinden almak için mücadele eden baba, sonunda onunla evlenir ve Bizans topraklarında yeni bir hayat kurar. Bu evlilikten doğan Digenes, yalnızca iki ailenin değil, iki farklı dünyanın da çocuğudur. Arap ve Bizans kültürlerinin arasında yetişen Digenes, zamanla sınır bölgelerinin en güçlü koruyucularından biri haline gelir. Genç yaşlarından itibaren cesaretiyle tanınır. Haydutlarla, düşman savaşçılarla ve kendisine meydan okuyan güçlü kişilerle mücadele eder. Karakterindeki onur, sadakat, cesaret ve sevdiklerine bağlılık onu destanın unutulmaz kahramanlarından biri yapar. Digenes’in Eudokia ile olan ilişkisi ise onun yalnızca bir savaşçı değil, duyguları olan bir insan olduğunu da gösterir. Eudokia için mücadele eder, onu korur ve onunla birlikte bir hayat kurar. Destan yalnızca savaşları değil; aşk, aile, bağlılık ve kader gibi insanı yüzyıllar boyunca etkileyen temaları da işler. Destanı okurken beni en çok etkileyen şey Digenes’in anne ve babasının aşk hikayesiydi. Farklı
Edebiyat
Anadolu'nun Büyük DestanıDigenes Akrites · Kalkedon Yayınları · 20094 okunma
Ortadoğu'nun makus kaderi
8/10
·384 syf.·
2026 79. kitabı
Roma, Bizans, Orta Asyadan göçüp gelen kavimler bu bölünmüş ve kan davalı toplumları yüzyıllar boyu istila edip yönettiler. Orta Doğu'nun bu kan davası, yöneten kim olursa olsun devam etti. Yönetenler de hep bundan yararlanmasını bildi. Müslümanlık bir süre bu bölünmüşlüğü çatısı altında birleştirecek gibi olduysa da Muhammed'in ölümüyle birlikte çatışmalar tekrar su yüzüne çıkmaya başladı. Dört halifeden üçü öldürüldü. Türklerin bölgeye sızmaya başlamaları ile halifelerin emrine girmeleri kısmen sükûneti sağlasa da huzur asla bu topraklara gelmedi. Osmanlıların 500 yıllık yönetimi en huzurlu gibi görünse de bu kan davaları çeşitli mezheplerde bir araya gelen taraflarca bu defa da mezhep çatışmaları olarak devam etti. Öyle ki bu insanlar başka dinlere "ki o kimselerin bu kan davalarına karışmamış olmaları nedeniyle" hoşgörü ile bakarken dindaşlarının farklı mezheplerini baş düşmanları olarak gördüler. 680 yılında Hazreti Hüseyin'in Kerbela'da öldürülmesi son ve en büyük kan davası olmuştur. Şii ve Sünni çatışmaları adı altında Orta Doğu'nun bu kökleri Kandalanu'ya, Nebukadnezar'a, Semiramis'e kadar dayanan kan davaları şiddetlenerek devam etmektedir. Ortadoğu'nun temellerinde barış ve birlik değil, ölüm ve ayrılık yatmaktadır. Her türlü zenginliğin ayaklar altındaki topraklarda bolca bulunmasına rağmen cehalet, kin ve düşmanlık onların yakasını bırakmayacak gibi görünmektedir. (Kitabın son sayfasından alınmıştır.)
BabilVural Atılgan · Kanes Yayınları · 20221 okunma