İsmail Kaynar

İsmail Kaynar
@biyologiso
öğretmen
yüksek lisans
denizli
afyon, 11 Nisan
83 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
En sevdiğim ikinci İtalyan yazardan muhteşem bir roman.
9/10
·232 syf.··
2026 145. kitabı
Okyanusun dibinde bir pansiyon var. Okyanus med cezirlerinde sular pansiyonun duvarlarına kadar yükseliyor. Bu pansiyonda kalan nevişahsına münhasır insanlar var. Denizin portresini yapan takıntılı bir ressam, denizin bittiği noktayı tespit etmek için bilimsel çalışmalar yapan ve hiç tanımadığı bir sevgiliye mektuplar yazan (Don Kişot?) bir bilim insanı, en büyük meziyeti erkekleri baştan çıkarmak olan çekici bir kadın, gizemli bir hastalığın pençesinde olan bir kız, bu kızı tedavi etmek için çabaladığını zannettiğimiz sürekli şiirsel bir şekilde dualar eden otacı bir papaz, pansiyonunson odasında kalan ve hiç dışarı çıkmayan gizemli bir adam... Bütün bunların yolu pansiyonda kesişmiştir. Her birinin kendine özgü sorunları vardır. Ama biz bunları hemen öğrenemiyoruz, yazarın tercih ettiği sarmal anlatım bize bütün bilgileri parça parça veriyor. Ve son bölümlerde her şey açığa çıkıyor gibi oluyor. Ama tam olmuyor... . Her zaman diyorum, şu an Nobel'i sapına kadar hak eden birkaç yazar varsa bunlardan biri hatta birincisi Baricco'dur. En sevdiğim ikinci İtalyan yazardır kendisi. Bütün kitaplarını hop oturup hop kalkarak, damağımı şaklatarak, ah be şunu ben yasabilseydim diyerek, büyük keyif alarak okudum. Bu kitabı da öyleydi. Harika ve benzersiz bir tarzı var. Yazdıklarının nereye gideceğini, öykünün ne yöne evrileceğini asla kestiremiyorsunuz. Bu yüzden okuduğunuz her sayfa sizi için sürpriz oluyor. . Hala Alessandro Baricco ile tanışmamış olan sevgili kitapsever dostum; sana imreniyorum çünkü onu ilk defa okumanın keyfini çıkaracaksın, ayrıca sana acıyorum çünkü henüz onu okumanın keyfini hiç yaşamamışsın.
Okyanus DenizAlessandro Baricco · Can Yayınları · 200925 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·236 syf.··
2026 116. kitabı
Roman kızı çiçekçi Güldane ile taksi şoförü Halil'in aşk hikayesi. Işıklarda çiçek satan Güldane kendisiyle alay eden şoföre hak ettiği karşılığı verince bir kazaya sebep olur. Şoför Halil kazadan yaralı kurtulur. Ama işini kaybeder. Kazayı hiç hatırlamayan Halil bunalıma girer. Bir gün bir kavşakta çiçek satan kızı görünce her şeyi hatırlar. Bundan sonrası ise kaosa ve felakete dönüşen bir aşk hikayesidir artık. . Tam bir Yeşilçam filmi gibi. Baştan sona akıcı, macera ve heyecan dolu, sonuna kadar kendini merakla okutan, özellikle çapraz anlatımlı kurgusu ile çok beğendiğim bir kitap oldu Aksak Ritim. Güldane'nin ailesi ile sorunları, kardeşi ile yaptığı gösteri ile para kazanması, Halil'in hafızasını kaybettiği süreçte yaşadığı bunalımlar, Güldane ile Halil'in sorunlu bir şekilde bir araya gelmesi ve beklenmedik ama tam Yeşilçam melodramına yakışacak bir son. Dediğim gibi her bölümü bir film sahnesi gibiydi. Çok beğendim.
Aksak RitimGaye Boralıoğlu · İletişim Yayınları · 201381 okunma
Bir toplum prototipi olan yaşlılar evinin derin hikayesi.
8/10
·160 syf.··
2026 113. kitabı
Yazarın, annesini kendi isteğiyle yaşlılar evine yerleştirmesiyle başlıyor kitap. Fakat yazar bağını koparmıyor o evden. Orada kalan diğer yaşlılarla, onların geçmişleriyle ve şimdiki halleriyle de bağ kuruyor. Bize orada kalanların herbirinin ayrı ayrı hikayesini anlatıyor. Anlatırken de annesiyle olan bağlarını güçlendiriyor. . Romanda anlatılan her karakter aslında toplumun bir kesminin kopyası gibi. Farklı statüden, farklı coğrafyalardan ve farklı toplum katmanlarından gelen insanlar küçük bir sosyoloji oluşturmuş yaşlılar evinde. Ve her biri kendi yaşamında bilerek ya da bilmeyerek yaptıkları hatalarıyla burada (yazarın aktarımıyla) yüzleşiyorlar sanki. . Romanda kimsenin ismi yok. Orada herkes, yazarın annesinin onlara taktığı isimleriyle varlar. Albay, kız kardeşler, bayan ip, bayan gümüş, bay sakallı, bayan kasımpatı, bay katikatür... Ve bu isimler de kendi durumlarını en iyi yansıtan isimler zaten. . Yazarın anlatım tekniğine ve özellikle kırgusuna bayıldım. En iyi romanı bu mudur bilmiyorum ama ben çok beğendim. Bu yılın en iyilerine yazdım. Bütün kitaplarını okurum
Son Bahçelerİrfan Yalçın · H2O Kitap · 202124 okunma
8/10
·240 syf.··
2026 112. kitabı
2. Abdülhamid zamanında, boğazdan tekneyle karşıya geçerken tam boğazın ortasında (doğuyla batının kesiştiği noktada) doğmuş Venüs. Üstelik padişahın teknesi de hemen yanlarından geçerken padişah da şahit olmuştur buna. Teknede, doğum yapan kadının dışında üç kişi daha vardır. Venüs'ün Batı görmüş sosyetik halası, onun kendisi kadar tuhaf ve çetrefilli hayatı olan dadısı ve İstanbul'a göç ettikten sonra alengirli işlere bulaşmış olan Venüs'ün babası. Doğum denizin içinde olur çünkü annenin debelenmeleri sırasında tekne alabora olmuştur ve Venüs gözlerini denizin içinde açar. O artık bir denizkızıdır. Yani, mesela yani... . Böyle başlıyor roman. Doğum sırasında yaşananları anlatırken Venüs, bir anda babasının, annesinin, halasının ve dadısının hayatlarına yoğunlaşıyor. Öncesini ve sonrasını aktarırken ara ara tekrar doğum sahnesine geri dönüyoruz. Yani, sürekli zamanda ileri geri oynayan tam bir sinematografik anlatım. Konusuna ve kurgusuna bayıldım. Hele anlatım tarzına... . Yer yer büyülü gerçekliğe kayan, zaman zaman tarihi roman kılıfına bürünen, bir ara bilim kurguya uğrayıp geçen, bazı bölümlerde polisiyeye selam çakan, fantastik ögeleri es geçmeyen, arka planında devrin siyasi ve sosyal atmosferinin aktığı harika ve dört dörtlük bir roman.
VenüsŞebnem İşigüzel · İletişim Yayınevi · 2013233 okunma
Müthiş bir Türk tipi distopya...
8/10
·280 syf.··
2026 97. kitabı
Tamamen hayal ürünü(!) olan Hayristan isimli bir ülke varmış. Bu ülkede, kurucusundan sonra başa geçen her başkan ülkeyi kötü yönetmiş, daima bir öncekinden daha kötüye götürmüş. Ülke zamanla her alanda dibi görmeye başlamış. Ekonomik olarak zaten bitik olan ülkede eğitimden tarıma, bürokrasiden spora, medyadan edebiyat dünyasına, sosyal hayattan ahlaka her şey ama her şey bozulmuş. Düzelme için hiç bir umut kalmamış nihayetinde... . Usta yazar bizi kendi kurguladığı distopik bir ülkeye götürüyor. Bize bu ülkenin hal-i pürmelalini (Tahsin Yücel görse şu terkibi kullandığım için bana kızardı, hatta terkip için de kızardı...) öykülerle anlatıyor. Her öykü bize Hayristan'ın başka bir yönünü anlatıyor. Hele bir tanesi var ki, sırf bu öykü için bile bu kitabı mutlaka bulup okumanızı şiddetle öneririm. Kitaba adını varen Golyan Devrimi öyküsü... Bu öyküde, eski bir amatör futbolcunun, üniversite diploması olmamasına hatta lise 2 terk olmasına rağmen sırf boyuna posuna bakılarak ülkeye başkan seçilmesini, ardından bu başkanın önce aile fertlerini daha sonra da bütün akraba ve yandaşlarını devlet malıyla zengin etmesini, sonra da ülkenin bütün yeraltı ve yerüstü zenginliklerini yabancılara satmasını anlatıyor. Aman aman... Düşman başına... . Tahsin Yücel'in tercih ettiği öztürkçe kelimeler nedeniyle bazen yorucu olsa da anlattığı konular ve ironi ile değindiği olayların günümüzle benzerliğini görmek için mutlaka okumanızı öneririm.
Golyan DevrimiTahsin Yücel · Can Yayınları · 2016117 okunma