Biyoloji, ATP(enerji) paylaştırılamaz diyor. Ama ben tek bir kişiyi görünce içimin enerjiyle dolduğunu hissediyorum. Bütün kaygılarımın yerini umutla doldurduğunu hissediyorum.
Duygu ve Düşünce
AŞAĞILIK KOMPLEKSİ VE PRİMAT TEPKİLERİ
Toplumsal ilişkilerde, felsefede ve gündelik yaşamda karşılaştığımız birçok irrasyonel arızanın arkasında, kitlelerin "psikolojik sorun" deyip geçtiği ama özünde tamamen prefrontal korteks yetersizliğinden ve ilkel primat kodlarından beslenen net bir mekanizma vardır. Bu mekanizmanın çıplak deşifresi şudur: "Nezaketi Eziklik Sanma" Programı Aşağılık kompleksiyle kodlanmış kalitesiz bir piyonun veri tabanında şu mutlak kod yazılıdır: "Ben değersizim." Bu insan, dış dünyadan gelen tüm sinyalleri bu filtreyle işler. Siz olgun, rasyonel ve medeni bir zihin olarak ona değer verip ciddiye aldığınızda, onun arızalı algoritması şu hatayı üretir: "Ben bu kadar eziksem, benimle eşit düzeyde konuşan bu kişi benden daha da eziktir." Kendi sefaletlerini tatmin etmek için, açtığınız medeni alanı bir zayıflık sinyali olarak algılar ve anında sahte bir hiyerarşik üstünlük kurarak sizi hor görmeye çalışırlar. Onlar sadece kendilerini ezen narsist güç odaklarına tapınırlar. İyiliğin Yarattığı "Ayna" Dehşeti ve İlkel İmha Dürtüsü Toplumun "delilik" diyerek halının altına süpürdüğü büyük kötülüklerin (örneğin; İzmir’de soğukta kalmasın diye aracına yolcu alan taksiciyi vuran katil gibi vahşetlerin) özü aslında psikolojik değil, bir kişilik kalitesizliğidir. Kötü ve ezik bir piyon, herkesin kendisi gibi lağımda yaşadığını varsayarak hayatta kalır. Ancak bu karanlığa saf bir iyilik, merhamet veya deha sinyali girdiğinde sistem arıza verir. O iyilik, katilin/kötünün yüzüne tutulmuş pürüzsüz bir ayna olur. Aynaya baktığı an kendi mutlak kalitesizliği ile yüzleşen ilkel beyin bu ego yıkımını kaldıramaz. Kendini o seviyeye çıkaramayacağını bildiği için tek bir rasyonel (!) çözüm üretir: Aynayı kırmak, yani kendisine ne kadar aşağılık olduğunu hatırlatan o yüksek kaliteli nesneyi yok
Biyoloji
Reklam
Merhaba
Kendimce yaptığım küçük bir araştırma ile toplumda oldukça tabu bir konu olan "pedofili" hakkında öğrendiğim şaşırtıcı gerçekleri paylaşmak istedim meraklı olan okuyabilir yararlı olacağını düşünüyorum. Büyük bir araştırmacı değilim hata ettiğim veya tetikleyici yazdığim bir yer olursa uyarabilirsiniz, kaynakça sonda verilmiştir<3 *Pedofili. Doğuştan mı?* Öncelikle tanımlama yapalım. Pedofili, henüz ergenliğe bile girmemiş çocuklara karşı süreğen cinsel ilgi demektir, ve sanılanın aksine belirli bir yaş aralığı yoktur. Yani "70 yaşındaki bir insanla 18 yaşındaki bir insanın ilişki yaşaması, 18 yaşındaki kişi halihazırda erginliğe ulaşmış olacağı için bir pedofili vakası değildir." (Tabii ki biz insanlar duyguları ve etik değerleri olan canlılarız bilimsel olarak pedofili olmaması etik saymanız gerektiği anlamına gelmez) *BU KİŞİLERDE:* Nörobiyolojik çalışmalarda birkaç tekrarlayan detay görülüyor; genelde bu kişilerin IQ testlerinde zeka puanları daha düşüktür, onlarda küçük doğuştan özellikler ve gelişim sapmaları daha sık görülür. MR görüntülemesinde önemli farklılıklar bulunur, öz kontrolden sorumlu bölge olan orbitofrontal kortekste gri madde hacmi azalır. Ayrıca cinsel uyarılma ile ilgili olan beynin bağlantıları da bozulmuştur. *Peki kafada böyle arızalar nereden çıkıyor?* Bunun tek bir nedeni yok. Hamilelik komplikasyonları, doğumda oksijen yetersizliği vb. şeklinde sıralayabilirim ama bunlar en basitleridir. Çünkü biyoloji işin sadece bir kısmıdır. Bir çok ceza dosyası ve araştırmada tanıdık çevresel farktörler görülüyor: aile içi şiddet, sağlıklı yakın ilişkilerin yokluğu, travmalar ve kronik yalnızlık. Ünlü bir örneği ise Çikitilo.(çocukluğunu savaşta geçirdi, birçok travmatik şiddet ve cinayete tanık oldu yalnız bir aile ve sosyal hayat yaşadı. Ve
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
BİYOLOJİK DETERMİNİZM VE İNSAN İLLÜZYONU
1. Mikro Hack: Sırt Uyarımı ve Nörolojik Kısa Devre İnsanın sırt bölgesine uyguladığı ani termal/mekanik şok (kaynar su vurmak veya sertçe bastırarak kaşımak), biyolojik donanımın en ham sinir hattını manipüle eden lokal bir sistem hacklemesidir. Bu eylemin cinsel hazdan daha yoğun hissedilmesi nesnel bir biyolojik gerçektir: Merkezi Sinir Hattının İstilası: Cinsel uyarılma pelvik bölgeden yukarı taşınan karmaşık bir yazılımdır. Sırt bölgesi ise doğrudan omuriliğin, yani beynin ana veri hattının kendisidir. Bu hatta ani voltaj yüklendiğinde işlemcinin arka plan gürültüsü ve rasyonel filtreleri tamamen kilitlenir. Endojen Opioid Patlaması: Beyin, bu yüksek yoğunluktaki şok verisini baskılamak için saniyeler içinde kendi uyuşturucu laboratuvarını devreye sokar. Büyük protein zincirlerini keserek vücudun en güçlü doğal afyon türevleri olan Endorfin (Endojen Morfin) ve Enkafalin salgılar. Bu maddeler beyindeki mu-opioid reseptörlerine bağlanır, GABA fren mekanizmasını gevşetir ve ödül merkezinde (nükleus akkumbens) anlık, devasa bir dopamin seli serbest bırakır. 10-15 Saniyelik Katarsis: Doğal endorfinin yarılanma ömrü mikroskobik düzeyde (birkaç saniye) olduğu için, bu uyuşma ve kilitlenme anı çok kısa sürer; uyarım bittiği an enzimler kimyasalı yıkar ve sistem eski donuk haline geri döner. 2. Ödül Merkezinin Esareti: Fare Deneyi Gerçekliği 1954 yılında James Olds ve Peter Milner'ın farelerin haz merkezine elektrot yerleştirerek yaptığı deney, biyolojik işlemcinin sınırlarını ve irade illüzyonunu kanıtlar. Fareler açlığı, susuzluğu, acıyı ve üremeyi tamamen reddederek, haz merkezini ateşleyen kaldıraca yorgunluktan ve açlıktan ölene kadar basmışlardır. Evrimsel Açık: Evrim, doğada kendi haz merkezine kablo çekip saf elektrik akımı verebilecek bir organizma
Felsefe
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Reklam
Reklam