İnsanlar yaratılmamış olduğu gibi, biyoloji bilimine göre ortada bu insanlara bir şeyler "bahşeden" bir "Yaratıcı" falan da yoktur. Ortada sadece hiçbir amacı olmayan son derece "körü körüne" ilerleyen bir evrimsel süreç var ve bu da insanların "doğmasını" sağlıyor. "Yaratıcı tarafından bahşedilmiş", aslında "doğmuş" olarak tercüme edilmelidir.
Biyoloji bilimine göre insanlar “yaratılmamış”, evrimleşmiştir. Ve evrim kesinlikle eşitlikçi değildir. Eşitlik fikri yaradılış inancıyla iç içe geçmiştir.
Reklam
Bilgiye Naif Bir Bakış Açısı
Naif bakış açısı, edinilecek her fazladan bilginin en azından sorunlara kısmi bir çözüm sunabileceğini savunur. Bu görüşe göre bir takım değerlerle ilgili anlaşmazlıkların altında yatan asıl sorun, ya bilgi eksikliği, ya da kasıtlı yapılan dezenformasyon çalışmalarıdır. Dolayısıyla ırkçılar, temelde biyolojinin ve tarihin gerçeklerinden bir haber, bilgisiz insanlardır. ırkçılığın çaresi ise insanlara daha fazla biyoloji ve tarih bilgisi vermektir. Bu uzun zaman alsa da serbest bilgi piyasasında gerçekler önünde sonunda galip gelecektir. Nahit bakış açısıNın temel dayanağı, bilginin özünde iyi olduğu ve ne kadar çok bilgi edinirsek o kadar fayda elde edeceğimizdir. Yeteri kadar bilgi ve zaman ayırdığımız da, bir çok konuda gerçeklere mutlaka ulaşırız. Böylece yalnızca güç elde etmez, onu iyiye kullanmak için ihtiyaç duyduğumuz bilgeliği de kazanırız. Bu görüş daha da güçlü bilgi teknolojileri arayışını haklı çıkarırken, bilgisayar ve internet çağının yarı resmi ideolojisine dönüştü.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Doğal olarak büyülenme hali ortadan kalktığında ilişkinin kaderini belirleyecek olan temel faktör beklentilerimiz ve mantığımız olacaktır.Yani evet bir ilişkiyi büyül ihtimalle biyoloji başlatır ama o ilişkiyi sürdürecek olan kesinlikle mantığımızdır.
Sayfa 92 - Ortapia Yayınları·Kitabı okudu
Karaciğerin glikojenik işlevi hususundaki Claude Bernard'ın keşiflerinin yanında iç salgılar konusunda ki Brown-Séquard'ın çalışmaları, iç ortam bilgisini başlatmış oldu. Bugün klasikleşmiş olan bu kavramın oluşumunun başlangıç aşamalarına gittiğimizde layıkıyla biyolojik bir kavram örneğini buluruz; bu kavramın hazırlanması, deney yapmanın hem bir sebebi hem de bir sonucudur, bunun ötesinde bu kavram, hakiki bir kuramsal dönüşümü zorunlu kılmıştır. Bernard şöyle der: "Eski bilim sadece dış ortamı kavrayabiliyordu; fakat, deneysel biyoloji bilimini kurmak için iç ortamı da kavramamız gerek... Organizmanın yarattığı iç ortam, her bir canlı varlığa özgüdür. Hakiki fizyolojik ortam tam da burasıdır."
Sayfa 22·Kitabı okuyor
Her bilim, var­lığın belli bir cephesi, yanı veya parçasını konu alır. Fizik can­sız varlıkla, biyoloji canlı varlıkla, sosyoloji toplumsal varlıkla vb. uğraşır. Ama bütün bu varlıkların hangi anlamda var oldukları, onların ortak belirlenimlerinin (deteminations) veya Aristoteles’in deyişi ile Varlığa varlık olmak bakımından ait olan öznitelikler’ in neler olduğu sorusu ile ilgilenmezler.
Sayfa 94 - Adres Yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam