Kuran'ın bir algoritması vardır.Bu algoritmayı çözmek için matematik bilmek lazım,biyoloji bilmek lazım, kimya bilmek lazım, fizik bilmek lazım ve daha birçok şey bilmek lazım.
Gerçekte insan ırkının ırksal farklılaşması son derece düzeyseldir. Irksal kategorilerin kullanımı, meşruiyetini biyoloji dışında bir kaynaktan almak durumundadır.
Sayfa 170·Kitabı okuyor
Reklam
Zorunlu Din Dersi:
İlkokul, ortaokul ve lisede 1982’den beri var olan ve Kenan Evren’in askeri dikta rejimi tarafından dayatılan zorunlu din dersi uygulaması laiklik ilkesine aykırıdır. Zorunlu din dersi, içinde tüm dinlere ve mezheplere eşit yer ayırsa da, dinin eğitim sistemine doğrudan müdahalesi anlamına gelmektedir. Din (yukarıda ifade edildiği biçimde) öznel ve tartışmalı bir konu olduğu gibi, temelinde “vahiy” ve “iman” olan ve sorgulama içermeyen bir alandır. Din, Matematik ile, Felsefe ile, Astronomi, Fizik, Kimya, Biyoloji gibi Doğabilimleri ile, Tarih, Sosyoloji, Psikoloji gibi Sosyal Bilimler ile, Türkçe, İngilizce gibi dil çalışmaları ile aynı kategoride görülemez. Ayrıca kendisi veya ailesi dindar olmayan öğrenciler için de din dersinin zorunlu olması laiklik ilkesine aykırıdır ve dinin, dindar olmayan vatandaşa eğitim yoluyla zorla dayatılması anlamına gelmektedir. Din, bir ders haline dönüştürülemez, dönüştürülse bile, ancak seçmeli bir ders olarak varlığını sürdürebilir. Ancak Dinler Tarihi formatında bir dersin, tüm dinlere ve mezheplere eşit yer ayırması ve ders programındaki diğer derslerin birisinden daha fazla ders saatinden oluşmaması koşuluyla, zorunlu ders olarak verilmesi, laiklik ilkesine aykırı değildir.
İnsan, o kavrayış gücü olmadan, geçip giden yaşamda dünyanın sonsuz biçimleri arasından kendine uygun olanı nasıl seçebilir? Nasıl yolunu şaşırmaz? İnsan kendini, Evrenin sayısız suretini keşfedebildiği için hayvandan üstün görmedi mi?
Edebiyat
biyoloji dersinde, öğretmen kertenkelenin böcekle beslendiğini anlatacak olsa, devamını dinlemeyi reddederek öfkelenirdi; tarih dersinde, bir imparatorun ölümü anlatıldığında ağlardı; matematikte xy ya da y harfleri sayılara karıştığında kahkahalarla gülerdi. bu yanılgılarını ona aşırı bir duygusallıkla anlatırdım; eşimse onu kıt akıllı olmakla suçlardı. ''herkesin gördüğünü görmeyen ama kimsenin görmediğini gören bu veledi nerede okutacağız?'' gençliğinde, turnuvalar sırasında rakiplerinin kartlarının gerisini görecek, kendini zafere ulaştıracak umuduyla poker oynamaya giderken onu da yanında götürürdü. bir işe yaramazdı.
İnsanlar yaratılmamış olduğu gibi, biyoloji bilimine göre ortada bu insanlara bir şeyler "bahşeden" bir "Yaratıcı" falan da yoktur. Ortada sadece hiçbir amacı olmayan son derece "körü körüne" ilerleyen bir evrimsel süreç var ve bu da insanların "doğmasını" sağlıyor. "Yaratıcı tarafından bahşedilmiş", aslında "doğmuş" olarak tercüme edilmelidir.
Reklam
Reklam