'Allah'ım bize Kabe'de en ön safta namaz kılmayı nasip et...'' (dua)
Din İslam
Tanıştığımız gün acaba evren de bize bakıp ‘nihayet’ demiş midir?
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
fayda vermeyen özellikleri eleştirdiğimiz gibi, faydalı güncellemeleri de tebrik etmek gerektiğini düşünüyorum. gönderi paylaşım butonu aşağı inmiş, hesapta arama motoru geri gelmiş. akış bize özel olmuş, son güncellemeler gayet güzel. şimdilik gördüklerim bunlar. güncellemeler konusunda bundan sonra daha titiz davranacağınıza inanıyoruz. daha evvel eleştirdiğimiz olumsuz güncellemelerin sonucunda görüşlerimizi dikkate aldığınız ve uyguladığınız için müteşekkiriz. 1000Kitap 1000Kitap Destek
1000Kitap Güncellemeleri
Formülün Dışındaki Kızlar
Önümdeki masada duran boşanma dilekçesinin "Geçimsizlik Nedenleri" kısmına bakıyordum. Otuz yaşındaydım, yedi yıldır avukatlık yapıyordum ama adliye koridorlarında geçen bunca zamana rağmen bazı kelimeler hala ilk günkü gibi canımı yakabiliyordu. Müvekkilim, kucağında iki aylık kızıyla karşımda oturan yorgun bir kadındı. Dilekçede tam olarak şöyle yazıyordu: “Davalı koca, müvekkilin erkek çocuk doğuramamasını gerekçe göstererek müşterek konutu terk etmiş, müvekkile psikolojik şiddet uygulamıştır…” Dosyayı yavaşça kapattım. Antalya Adliyesi'nin dördüncü katındaki ofisimin penceresinden dışarıya, uzaklardaki Beydağları'na doğru baktım. Hava sıcaktı ama o kelimeler beni bir anda yirmi yıl öncesine, Elmalı’nın o buz gibi, ahşap kokulu gecelerine götürdü. Kendi çocukluğumun kokusu, burnuma bir kez daha toprak tadıyla karışık havuç ve fındık kokusu olarak geri geldi. Bizim eve fındık, fıstık ve havuç hep çuvalla girerdi. On yaşındaydım ve o güne kadar babam Mücahit’in dünya çapındaki gizli bir sincap örgütünün lideri falan olduğunu sanıyordum. Çünkü normal bir insan, oturma odasının köşesine her hafta yeni bir Antep fıstığı veya fındık çuvalı yığmazdı. Babam kamyonu kapıya yanaştırıp kasaları indirdiğinde, annem Zehra mutfakta içini çeker, Elmalı usulü bir tevekkülle başını sallardı. Babam ise gözleri parlayarak içeri girer, "Bak hanım," derdi, "bu seferki havuçlar özel. Alanya’dan getirttim. Suyunu sıkıp içeceksin, fındıkları da kavurmadan yiyeceksin ki şifası kaçmasın. Bu sefer olacak, hissediyorum." Annem ellerini önlüğüne siler, o her zamanki sakin ama bıkkın sesiyle mırıldanırdı: "Bey, Allah’ın emri bu... Mutfakta aş pişer, çocuk pişmez. Yemekle, çerezle olacak iş değil bu, anla gari." Ben o zamanlar bu konuşmaları bir tür gizli yemek tarifi zannederdim. Evde sürekli
Duygu ve Düşünce
"Ey Mus'ab bin Umeyr... Bir zamanlar dünyanın en güzel nimetleri ayaklarının altındaydı; fakat sen Allah'ın rızasını hepsine tercih ettin. Rahatı zorluğa, serveti yokluğa, dünyanın övgüsünü Rabbinin hoşnutluğuna değiştin. Bugün senin hayatına baktığımızda kendimize şu soruyu soruyoruz: Biz de hak uğruna böylesine dimdik durabilir miyiz? Nefsimizin isteklerini, dünyanın aldatıcı süslerini ve bizi Rabbimizden uzaklaştıran şeyleri senin gibi terk edebilir miyiz? Ey Mus'ab! Sen bize, gerçek zenginliğin elde tutulanlarda değil; Allah için vazgeçilebilenlerde olduğunu öğrettin. Rabbimizden dileğimiz, kalplerimize senin sadakatinden, ihlasından ve teslimiyetinden bir nasip vermesidir. 🍂 "Bazı insanlar dünyada çok şey kazanır; bazıları ise Mus'ab gibi Allah'ı kazanır. Ve Allah'ı kazanan, hiçbir şey kaybetmemiştir." ✨ متدين 🍃
Din
Şairin de dediği gibi: *"Göğe bakma durağı"*dır gece. Yıldızların uzaklığı bize dertlerimizin ne kadar küçük olduğunu hatırlatırken, karanlığın derinliği de içimizdeki umudun ışığını parlatmak için bir fırsattır. Çünkü en koyu geceler bile, içinde en parlak şafakları saklar.