Evrenin yetkin uru dünya. Boşluktaki büyük küresel yaraya göre, kişinin iyileştirilemeyecek bir yarası olamaz gibi görünüyor bana. Onun için varoluş tarihindeki acılar insanın kendini, öznelliğini aşması için nesnel bir destek. Bu dışı derinden tanıma ile gerçekleşecek kurtuluş içselliğimizi de derinleştirirken, bize özgürlük ve erinç duyumunu sunuyor. Artık, çirkef ilişkilerden, utku ve yenilgi ikileminden, her hamlede mat hevesinden, ele geçirme savaşımından vazgeçmek gerekir. Vazgeçilmiyorsa, geçilemiyorsa Üzünç Teyze gelir hep oturur içimizde. Şen ve özgür hayaletler olalım!
Sayfa 149
Alıntı
Çünkü kimi zaman en yakındaki tam karşıdaki değil de en uzaktaki bir saydam korunak içindeki yürek bize göre en dinlenebilir, anlaşılabilir olup çıkıyor.
Sayfa 75
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Fizyolojide yalıtık temel kısımların özelliklerini bize öğreten analiz, çok noksan bir ideal sentezden fazlasını veremez... Bu yüzden daima yaşamsal sentezlerde deneyle ilerlemeliyiz, çünkü gayet tipik fenomenler, örgütlü unsurların giderek karmaşıklaşan birlik ya da birleşmelerinin sonucu olabilir. Bütün bunların gösterdiği üzere bu unsurlar ayrı ve özerk olsa da basit ortaklar rolü oynamazlar; birleşmeleri de bunların farklı özelliklerinin eklemlenmesinden fazlasını ifade eder." -Claude Bernard
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Çokca aminnnnn
Gerçi düşmanımızın canı yok ama gene de bize düşman olanın yak, yandır canını.
Türkiye iş bankası yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Aslında; kadın, ikinci yönünü, gerçek olan, kişisel yönünü, ancak önünde bireyselleşen erkeğe, genel bir erkek, gelip geçen biri, "herhangi biri" olmaktan kurtulan erkeğe açar. Her şey­ de olduğu gibi burada da, kadının ruhsal yapısı erkeğinkinin tam karşıtıdır. Erkek ruhu, kadınınkinin tersine, yaşamını topluma dö­nük çalışmalara yansıtmayı yeğler: bilim, sanat, siyaset, iş etkinlik­leri. Bu yeğleme, biz erkeklere biraz teatral bir eğilim kazandırır: En iyi, en kişisel, en bireysel yönümüzü kamuya, yazılarımızı oku­yan, şiirlerimizi alkışlayan, seçimlerde bize oy veren ya da ürettiği­miz malları satın alan adsız kalabalıklara çeviririz. Yazar, bu aşırı alçakgönüllülüğün kendine özgü bir biçimini temsil eder, çünkü adsız kalabalıklara, en yakın arkadaşına olduğundan daha yakın­dır. Erkek, başkaları nedeniyle yaşar, bu nedenle de başkaları için yaşar. Erkeklerin yazgısından ayrılamayacak tutsaklıktan söz eder­ken, işte bu gerçeğe gönderme yapıyordum. Öte yandan kadının, kendi varoluşuna karşı daha soylu bir tu­tumu vardır. Kadın, mutluluğunu, kamunun iyi yürekliliğine bağ­lamaz; yaşamında en önemli olan şeyi, kamunun onaylamasına ya da reddetmesine bırakmaz. Tam tersine, aslında öyle bir kamusal tutuma girer ki, kendisine yaklaşan erkeği onaylayan ya da onayla­mayan, pek çok başka erkeğin arasından onu seçip çıkaran kendisi olur. Bunun da şöyle bir etkisi vardır: Yeğlendiğini gören erkek, kendisini ödüllendirilmiş hisseder.
İnsanlar bizi sevdikleri zaman, davetimizi de severler. Eğer biz kötü örnekler olursak, başkaları niçin kendi hallerini bırakıp bize benzemeye çalışsın ki?
Sayfa 174 - Nida yayınları
1000Kitap