10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Eğer bu tarz suç psikolojisi ve kriminoloji konularına meraklıysanız, bu kitap gerçekten bir başyapıt. John Douglas bize FBI’ın Davranış Bilimleri Birimi'nin kurulma hikayesini anlatıyor. Kitap, piyasadaki diğer benzerleri gibi katilleri bölüm bölüm incelemek yerine, olayları direkt Douglas’ın kendi hayatı üzerinden aktarıyor. Üstelik kitapta bahsedilen mahkumların birçoğuyla bire bir görüştüğü için, anlatım acayip sürükleyici ve kendini diğer kitaplardan hemen ayırıyor. Evde, işte, yolda kısacası her yerde, bazı bölümlerdeki olayları merak edip internetten de araştırarak hızlıca okudum. Kitap gerçekten akıp gidiyor. Zaten Netflix’teki Mindhunter dizisi de direkt bu kitaptaki konuları işliyor, maalesef ikinci sezonda bitmişti. Çok güzel bir diziydi ve mükemmel bir cast oluşturmuşlardı, tadı damağımızda kaldı diyebilirim. Kitapta en ilgimi çeken olay ise Douglas’ın bir katilin kekeme olabileceğini nokta atışı tahmin edebilmesiydi. Adam sadece olay yerlerini inceleyip, analiz ederek katilin konuşma güçlüğü olabileceğini söylüyor. Yani bunun bir tık üstü medyumluk heralde :) Okumayanlar için spoiler vermek istemiyorum ama cidden inanılmaz bir detay. Hatta Criminal Minds (FBI’ın Davranış Analizi Biriminin her bölüm başka bir katili yakaladığı bir dizidir) dizisinin, 1. sezonun 2. bölümünde Douglas’ın "kekeme olabilir" diye bahsettiği patika katilinin hikayesi de ufak bir şekilde geçiyor. Türü sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir kitap.
Zihin AvcısıJohn Douglas · Diyojen Yayıncılık · 2019331 okunma
İnsan, acıyla yoğrulur ve mayalanır.
Puan vermedi·159 syf.··
2026 16. kitabı
Bu kitabı okurken bende hiçbir şekilde bu kadar tesir bırakacağını düşünmemiştim. Kitabı bitirdiğimde bir süre ağladım. Hani acı bir olay yaşarsın da bir bardak su getiren birinin olmasını beklersin; biraz sakinleşmek, o duygunun ağırlığından bir nebze olsun kurtulmak istersin ya… İşte o ağırlık hâlâ, bu satırları yazarken bile üzerimde. O suyu getirecek birini beklemek yerine masanın başına geçtim. Bir bardak su uzatamadım kendime; onun yerine kalbimden taşan kelimeleri kâğıda dökmek istedim. Belki de bazı acılar suyla değil, ancak yazıyla hafifliyordur. Zehra’nın mektubu bitirdikten sonraki afallayışı beni derinden sarstı. Yıllardır doğrularını yanlış bildiği bir adamın üzerine kurmuştu. Hayatındaki insanlarda bulamadığı erdemlerin, en nefret ettiği kişide bulunduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldı. Fakat bence Zehra’nın yaşadığı acı yalnızca babasını yanlış tanımış olmanın acısı değildi; kendi vicdanıyla karşılaşmanın acısıydı. İnsan bazen bir başkasını affetmekte değil, kendisini affetmekte zorlanır. O acıyı hissettikten sonra, babasının yırtık çoraplarından görünen ayaklarına bakarak ağlaya ağlaya giderken, onu orada yalnız bırakmaması… O satırları okurken ben de Zehra ile birlikte eğilip o ayakları öpmek istedim. Çünkü orda yalnızca bir babanın çektiği çileyi değil, geç fark edilen bir sevginin ve gecikmiş bir merhametin ağırlığını da gördüm. Zehra artık okulunu tamamlamış, muallim olmuştu. Oysa kitabın ilk sayfalarını elime alıp hikâyeyi herkes gibi bildiğimde, Zehra’ya sarılıyor ve ona hak veriyordum. Babasını suçluyor, onun öfkesiyle birlikte öfkeleniyordum. Kitabın sonunda ise fark ettim ki Zehra’nın eksik olan yanı bilgisi, zekâsı ya da doğruluk anlayışı değildi; acıma kabiliyetiydi. Belki de Reşat Nuri’nin anlatmak istediği buydu: İnsan yalnızca
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"İYİLİKLE KÖTÜLÜK BİR OLMAZ"
7/10
·378 syf.··
Beğendi
·
2025 152. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2025 00:00
"Yardım etmez üzere uzandığımız her el, kendi elimizdir." Nurullah Genç’in kaleminden dökülen "Yollar Dönüşe Gider", sadece bir roman değil; bir ruhun, bir neslin ve bir vatanın en zorlu imtihanlardan geçerek kendini yeniden bulma hikâyesidir. Kendi okuma serüvenimden yola çıkarak, bu eserin bendeki yankılarını ve kalbime dokunan o derin izleri sizlerle paylaşmak istiyorum. "İyilikle Kötülük Bir Olmaz": Gönül Fethetmenin Kimyası: Kitabın derinliklerine indiğinizde, "İyilikle kötülük bir olmaz" düsturunun karakterlerin ruhuna nasıl işlediğini görüyorsunuz. Başkahramanımız Bekir, henüz on sekizinde bir civan olmasına rağmen, birinin burnu kanasa yardıma koşan, darda kalana yüreği burkulan bir merhamet abidesidir. Kitapta da vurgulandığı gibi, kötülüğü en güzel şekilde önlemek, düşmanı candan bir dosta dönüştürebilir. Bekir’in hikâyesi, bize uzattığımız her elin aslında kendi elimiz olduğunu ve iyiliğin, en karanlık savaş meydanlarında bile bir kandil gibi parlayabileceğini hatırlatıyor. "Zorlukla Beraber Gelen Kolaylık": İnşirahın Gölgesinde Bir Direniş Erzurum’un mütevazı ama huzurlu köyü Pinaduz’da başlayan bu destan, Rus işgali ve esaretin soğuk nefesiyle bir kâbusa dönüşür. Ancak bu eserin ruhu, tam da o meşhur ayetin tesellisiyle yoğrulmuştur: "Elbette zorlukla beraber şüphesiz bir kolaylık vardır". Bekir, Rusların esaretinde açlığı, işkenceyi ve ölümü iliklerine kadar hissederken, imanı onun en büyük sığınağı olur. Bu kitap, en ağır travmaların içinde bile Allah’a sığınmanın, o "zorluğun içindeki gizli kapıyı" nasıl araladığını muazzam bir duygu seliyle anlatıyor. Bir "Dönüş" Destanı: Hasretin ve İmanın Zaferi Nurullah Genç’in dedesinin gerçek yaşam öyküsünden esinlenerek yazdığı bu eser, imkânsız bir aşkın ve bitmek bilmeyen bir "dönüş" umudunun
Edebiyat
Yollar Dönüşe GiderNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20221,329 okunma
“Ya başka bir hayat mümkün olsaydı?”
Puan vermedi·296 syf.··
2026 113. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınız an bitmez, içinizde sessizce yaşamaya devam eder… Gece Yarısı Kütüphanesi benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Gece yarısı, yaşam ile ölüm arasında kurulmuş sonsuz bir kütüphane düşünün… Raflarda ise yaşamadığınız hayatlar; verdiğiniz ya da vermediğiniz kararların başka ihtimalleri. “Keşke” dediğiniz her şeyin farklı bir sonuca dönüştüğü, başka bir benliğinizin yaşadığı hayatlar… Nora’nın hikâyesi aslında biraz hepimizin hikâyesi. Çünkü kim hayatının bir noktasında “Ya o gün farklı bir karar verseydim?”, “Ya başka bir şehirde yaşasaydım?”, “Ya o insanı bırakmasaydım?” diye düşünmedi ki? Kitap boyunca Nora, pişmanlıklarının peşinden farklı hayatlara giriyor; bazen çok başarılı, bazen çok yalnız, bazen çok sevilen ama yine de eksik kalan bir “kendisiyle” karşılaşıyor. Dışarıdan kusursuz görünen hayatların bile insanın içindeki boşluğu dolduramayacağını görmek beni en çok etkileyen şeylerden biri oldu. Çünkü bazen istediğimiz hayatın içinde bile bambaşka eksiklikler olabiliyor. Bence bu kitap yalnızca bir kurgu değil; insanın kendi içine tuttuğu bir ayna. Pişmanlıklarımızın bizi nasıl tüketebileceğini, ama aynı zamanda yaşamanın bazen sadece “mükemmel olmak” değil, devam etmeyi seçmek olduğunu anlatıyor. Bir yerde çok derinden şunu hissettirdi bana: Belki de hayat, eksikleriyle ve kırıklarıyla bile bize ait olduğu için güzel. Bitirdiğimde içimde garip bir sessizlik bıraktı. Sanki uzun zamandır kendime sormadığım soruları tekrar sormuş oldum. Eğer hayat seçimleri, insan psikolojisi, pişmanlıklar, alternatif hayatlar ve biraz da kalbe dokunan kitapları seviyorsanız bence mutlaka okuyun. Bazı kitaplar size hikâye anlatır, bazılarıysa sizi kendinizle tanıştırır… Bu kitap ikinci gruptaydı benim için. Matt Haig Gece Yarısı Kütüphanesi
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,2bin okunma
6/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:51
Öbür Dünya ile Dünya arasındaki duvarlar yıkıldığında insanlar ile feyler aynı dünyada yaşamak zorunda kalırlar. Feyler insanlardan üstün olduklarını iddia ederek insanları köleleştirmek ister ve insanlar kendilerini koruma altına almak için feyler ile aralarına bir duvar örer. Fakat feylerin özgürlükleri insanlar tarafından kısıtlanmak istenmesiyle onlara bir savaş açarlar ve o duvar 20 yıl önce yıkılır. (Bir yirmi yıl vakası daha :D) 20 yıldır Doğu Avrupa’da, seçkin feyler ve insanlar egemenlikleri için savaşmaktadırlar. Kızımız Brexley, küçük yaşlarda ailesini kaybetmesiyle ülkesinin baş generali, aynı zamanda babasının yakın arkadaşıydı galiba?, tarafından sahiplenip büyütülmüş bir kızdır. Çoğu kızın aksine şanslı ve ayrıcalıklıdır. Askeri eğitim alan genç kızımız bunun yanı sırasında da hırsızlıklık yapmaktadır. (Askeri eğitimin hiçbir faydası olammış demekki, ki öyle de zaten) Ve kitabımız da böyle başlıyor aslında. Brexley, birlikte büyüdüğü ve ona sırılsıklam aşık olduğu, aynı zamanda generalin oğlu olan Caden ile Seyehat halindeki trene hırsızlık operasyonu gerçekleştiriyorlar. Caden de generalin oğlu ya, yakalanma riskine ve ününe leke gelmesi riskinden dolayı bu duruma çok karşı ama Brexley’e “KARŞI KOYAMIYOR” işte. O da çılgın ama o geleceğin varisi. Böyle şeyler yapmaması lazım aslında ama bunu yaptıkça da anca kendi olabiliyormuş. Kızımız öyle anlatıyor. Ya bu kız kendi dünyasında çok yaşıyor da neyse. Oğlan da salak yemin ederim. Kız öpüşmek mi hırsızlık mı diyor adam hırsızlık diyor. Sen nasıl libidosu düşük bir erkek oluyorsun, Brex’i sen de bu kadar çok istiyorken. Çıldırmalık yemin ederim. Bi de diyor ki bak bak, ‘sono korşo koyomoyom’ BOK! ÖPÜŞELİM DEDİĞİNDE NiYE KARŞI KOYDUN E MAL!!! Yani o kısım bana hiç geçmedi. Saçmalıktan başka
1000Kitap
Yabani TopraklarStacey Marie Brown · Ren Kitap · 2024159 okunma
8/10
·304 syf.··
2026 42. kitabı
Öldüğünüz gün hayatınızın tüm sahnelerinin gözünüzün önünden bir film şeridi gibi geçtiğini hep okuduk ya da izledik. Biliyoruz ki bu durumu yasayacagiz. İşte tam olarak 81 yaşındaki Wilbur, öldüğü gün bir tren bileti kazanıyor. Ve tüm o pişmanlıklarını geri alabileceği bir olasılık sunuluyor ona. Tabii başta kurallar var ve asla müdahale etmemesi gereken bir geçmiş var, fakat onun da yatması gereken bir detay var: o ziyan ettiği aşkı kurtarmak ve hayatı yeniden yaşayabilmek. Gece yarısı kütüphanesinde de bu olasılığı sevmiştim, çünkü bazen oturup düşündüğümde başka tercihler yapsaydım acaba şu an ne durumda olurum diye düşünmedim söylenemez. Bence bu olasılıkları herkes düşünüyordur. İşte yazar tam da bize bunu sunuyor. Şunun altını çizmeden geçmiyor; geçmiş ya da gelecek ya da şimdi hepsi bir düzene bağlı fakat her an her şey değişebilir tüm bu olasılıklar sadece yaşamak için. Ben kitabın sonunda değişen o geleceğin diliyorum ki Wilbur ve Maggie için çok güzel bir gelecek olması. Gerçekten içinizi iş işten okuyabileceğiniz güzel kitaplardan biri. Yazarın kalemine hayranım ve en sevdiğim kitaplardan biri oldu.
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026174 okunma