• 282 syf.
    *İçerik bilgisine değinilmektedir.

    Kendinize yönelik farkındalığınızın oluştuğu yaşları hatırlayın benlik sunumun yeni yeni değer kazandığı yaşlardasınız ancak garip birşeyler var, kendinizi inanılmaz ölçüde farklı hissediyoryorsunuz eğer bunu sadece siz hissediyorsanız gelişim dönemi gereği ergenlik cağında olma olasılığınız yüksek ancak çevrenizdekiler de sizinle aynı fikirdeyse birşeyler gerçekten garip gidiyor olmalı..

    Yalnızsınız, bunu tahayyül hücrelerine indirgemek sınırlı, yalnızlığı hissetmeniz lazım tüm uzuvlarinizda. Anneniz var, babanız var, gelişiminiz için gerekli uyaranlar temel ölçüde mevcut ancak siz yalnızlığın uçurumunda girdaptasınız. İçinizdeki uçurumu doldurmaya yet(e)miyor sevdikleriniz; derinlikleriniz adeta başka ülke, başka dünya.


    Deborah 16 yaşında şizofreni hastası, kahramanı özel kılan ise yazarın kendisi, Joanne Greenberg ilk gençlik döneminde şizofreni rahatsızlığı nedeniyle tedavi süreci geçirmiş sonrasında ise yaşadıklarını kaleme almış ancak küçük bir farklılıkla:Çocuklarının öğrenmemesi adına Hannah Green adıyla yazınlarını yayımlamayı tercih etmiş.
    Bazen atlatılamayacak olan gerçekler küçük izler halinde gölgeniz olarak belirebiliyor.


    Deborah, yaşadığı dünyanın yabancılığı karşısında kendisine Yr adında bir dünya yaratıyor ve her şey ilk etapta kusursuz, oluşturduğu dünyanın adeta efendisi, kraliçesi, hükümranlık bütünüyle onda. Dünyası ittikce onu uçuruma sığınır olmuş zihnindeki dünyaya. Onlarca ses ve fiziken bulunduğunuz dünyadan çok daha gerçek, canlı, etkili. Deborah için zor geçen çocukluk yılları Yr dünyasına sığınmasına yol açmış ancak bir süre sonra oluşturduğu harikalar diyarının kuyusunda buluvermiş kendini. Deborah artık iki dünyanın da yabancısı, iki dünyanın da ötekisi..

    Deborah ın gerçek dünya ile hayalî dünyası arasındaki çatışmalar arasında bocaladığı süreçte ebeveynleri çaresiz şekilde kızlarına destek olmaya çalışıyorlar ancak yaşanan hezeyanlar için yetersizdirler, kızları için endişeli ve çaresizlik duygusu yaşamaktadırlar son olarak kızlarının yaşadığı ikinci intihar girişimi sonrası dönemin akıl hastanesi olarak tabir edilen yatılı kuruluşuna götürme seçeneğini deniyorlar olaylar da bu süreç sonunda gelişiyor.

    Dönemin kurumlarının ruh hastalıkları konusundaki yetersizliklerine şahitlik ediyorsunuz, hastalığın yoğun evrelerinde yatıştırıcı adı altında an'ı yatıştırmaktan öteye geçemeyen ilaçlar.. İlaçları sunan da alan da işe yaramadiklarinin farkında. Ancak yaşanan bu trajedinin yanında bazı güzellikler de var; kuyudakilere, çöldekilere, uçurumdakilere, karanlıktakilere ışık hüzmesi niteliğinde insanlar da var hayatta. Deborah ın dünyasına ışık hüzmesi sunan doktoru Fried. Tüm samimiyetiyle, çabasıyla yardımcı olma konusunda en somut değer.

    Kitaptan bazı kesitler:
    * Merhaba, dedi Deborah. "Merhaba... Böyle bir yer için biraz genç değil misin sen?" Miss Coral'ın ses yaşlı bir sesi ama sert değildi ve Güney eyaletlerinde yapıldığı gibi ikili ünlüleri yayarak konuşuyordu. "Genç olduğum için özür dilerim" dedi Deborah, yarı yarıya numara olan bir küskünlükle. "Bizim de herkes kadar deli olmaya hakkımız var."
    * Dünyada yaşayanlar için, pencerelerden içeriye gün ışığı sızıyordu, ama bu ışığın parıltısı ve sıcaklığı algılayamayacağı kadar uzaktı ona. Onu çevreleyen hava hâlâ soğuk ve karanlıktı. Acı kaynağı, etini yakan ateş değil, işte bu sonsuz yabancılaşmaydı.
    * +Bağlıyken gözüne bir saç telinin girdiği olduğu mu hiç? İnsan ellerini uzatamayınca, bu lanet olası küçük rahatsızlıklar dünyanın en büyük sorunu haline geliyor.
    -Ben kendim gözümün içindeki saç teliyim.
    * Bir keresinde kendine korkunç işkenceler yapan bir hastam olmuştu. Ona neden böyle şeyler yaptığını sorduğum zaman "Bunları bana dünya yapmasın diye." karşılığını vermişti. Sonra "dünyanın neler yapacağını görmek için biraz bekleseniz" demiştim. O da "Anlamıyor musunuz? Eninde sonunda oluyor bunlar, bu şekilde hiç olmazsa kendi yıkımımı kendim yönetiyorum." diye yanıt vermişti.
    * Deborah zaman zaman, Almanya'da Hitler adında bir adam olduğunu ve aynı şeytansı coşkuyla Yahudileri öldürdüğünü duyuyordu... Kamptaki binicilik hocası öfkeli bir tavırla, Hitler'in en azından iyi bir şey yaptığını söylemişti: "İşe yaramaz insanlar"dan kurtulmaktı bu. Deborah da şaşkın şaşkın, bütün bu insanlarda tümör mü var acaba, diye merak etmişti.
    * Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim. Ve hiç bir zaman huzur ya da mutluluk vadetmedim. Sana ancak bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. Sana sunduğum tek gerçeklik savaşım. Ve sağlıklı olmak, gücünün yettiği kadarıyla, bu savaşımı kabul edip etmemekte özgür olmak demektir. Ben yalan şeyler vadetmem hiç. Kusursuz, güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır... Üstelik böyle bir dünya çok can sıkıcı bir yer olur.

    Kitap özel olarak nitelendirdiklerimden, yoluma daha önce çıkmış olmasına karşın tanışmamız yıllar sonrasına kaldı. Beğeni duygusuyla ayrıldım, öneririm.
  • 176 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Bu kitap hakkında yorum yapamıyorum sadece diyorum ki bana çok iyi geldi kendimi buldum. Her cümlesinde sanki kitap bana yazılmış gibiydi ve o kadar akıcıydı hemencik bitti bile..
    Kitapda bulacaklarınız
    Hayata dair sözler,Aşka dair sözler ve bir cümle sonrası en içten açıklama.Valla yazarla sanki karşı karşıya kaldımda birlikte sohbet ettik..