Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #birharfbirkitap etkinliğinde ikinci ayımızdayız ve "B" harfi için seçtiğim kitabım Baykuş Daima Gece Avlanır...
Ormanın ortasında kuş tüyleri üzerine yatırılmış, ağzında çiçek, başında peruk, etrafında pentagram şeklinde dizilmiş mumlar, dahası vücudu da aynı şekle sokulmuş, hayvan yemiyle beslenmeye zorlanmış ve boğularak öldürülmüş 17 yaşında çıplak bir genç kız cesedi... Bu esrarengiz cinayeti çözmek Holger Munch ve ekibinin görevi. Yakın zamanda görevden alınan zeki ama kendince psikolojik sorunları olan dedektif Mia Krüger'de işe dahil edilince müthiş bir araştırma başlıyor.
Çok beğendiğim bir polisiye gerilim okudum. Beklemediğim sürpriz gelişmelerle çözüldü olay. Beni en çok etkileyen cinayet ya da soruşturma kısmından çok, kurbanların ölüme hazırlanış şekilleri oldu. Hayal etmesi bile tüyler ürperten cinsten bir kurgusu var. Bence güzel taraflarından biri de temposunun hiç düşmemesi. Bitmeden hemen önce ters köşe yapmayı da başardı ayrıca. Tavsiye eder keyifli okumalar dilerim.
28.04.2018
Buket Uzuner’in Su kitabını bitirdim. Okuması oldukça keyifli, yer yer aksiyonun yükseldiği ve merak duygusunu canlı tutan bir kitaptı. Kayıp gazeteci Defne Kaman’ın bulunma süreci o kadar sürükleyiciydi ki, kendimi rüyamda bile karakterlerle birlikte onu ararken buldum.
Kitabın şamanlık üzerine kurulması ise en ilgi çekici yanlarından biriydi. Verilen örnekler, eski gelenekler ve bu geleneklerin nedenleri oldukça etkileyiciydi. Özellikle Kutadgu Bilig’den yapılan alıntılar ve benim de severek dinlediğim Björk üzerinden verilen örnekler anlatımı daha da zenginleştirmişti.
Ama benim için en güçlü tarafı, verdiği mesajlardı. Kadın cinayetlerinin “erkek cinayetleri” olarak ifade edilmesi bakış açısını değiştiren çok çarpıcı bir vurguydu. Doğaya duyulan saygının anlatılması ve bunun geleneklerle desteklenmesi de çok anlamlıydı. Üstelik tüm bu mesajlar göze batmadan, oldukça doğal bir şekilde hikâyeye yedirilmişti.
Hem sürükleyici hem de düşündüren, okuduktan sonra da etkisi devam eden bir kitaptı.
Dikkat spoiler içerir.
Gökhan Birdağ'a Ruslar pusu kurmuş, karısı, kızı ve karnındaki çocuğu öldürmüştür. MİT ajanı Eşref Kapılı haberi alınca ve umut kalmayınca ölmek üzere olan Gökhan'ı gen teknolojisi ile uğraşan Enver Akad'ın yanına getirir. Burada nanoteknoloji ile onu hayata döndüren Enver, yanmış derisini de yeniler. Gökhan normalden çok daha hızlı ve güçlü olmuştur ama içindeki çipler aşırı ısındığı zaman bayılma gibi bir yan etkisi olur. Bu arada Kurt Ruslar tarafından ele geçirilmiştir. Opriçnina denen bu Rus mafyasının başında Korkunç İvan lakaplı biri vardır. Opriçnina ise Kızıl Kurtlar örgütü ile savaş halindedir. Bu örgütün lideri olan Kızıl Şaman, zamanında Kurt'un aleyhine görüş belirtmesine rağmen Beyin tarafından Orta Asya'yı alması istenen bir diğer Gri Takım üyesi Koray'dır. Tek başına ve 50 bin dolar ile Orta Asya'yı dize getirmiştir. Gökhan Eşref Kapılı'dan bilgileri alıp İsveç'e gider. Burada Alman istihbaratçı D Day yardımıyla bir Rus liderinin evini basar ve örgüt Hakkında bilgileri alır. Kurt'un hapis tutulduğu yer de vardır. Evden aldığı paranın bir kısmını Koray'a verir ve kurtarma operasyonuna başlar. Bu arada Björk yakalanmış ve Gökhan Hakkında bildiklerini anlatmak zorunda kalmıştır. Kurt'un kurtarırlar ama Opriçnina'nın yok edilmesi gerekmektedir. Koray ve hastaneye gittikten sonra düzelen Gökhan bu işe başlar. Korkunç İvan'ı bulabilecek midir? Karısı ve çocuklarının intikamını alabilecek midir? Bundan sonra neler olacaktır? Keyifle soluksuz okunan bir roman.
İyi miydi iyi gibiydi , arkalı önlü övgülere değer miydi değer gibiydi gibi gibi lakin bir ağır ilerliyor bir ağır ilerliyor söyleyecek sözcüklerim tükeniyor...
Polisiye kitap seviyorsanız güzel bir kitap diyebilirim. İskandinav polisiye kitapları ilgimi çekmeye devam ediyor. Kitabımızın başında ormanlık alanda bir çocuk cesedi bulunmasıyla başlıyor ancak ceset kuş tüyleriyle kaplanmış ve ağzında bir beyaz zambak konulmuş olarak bulunuyor, ceset 5 köşeli bir pentagram amblemini ortasında bir eli yukarı diğeri de aşağı bakacak şekilde yatırılmıştır. Olay yerine gelen tecrübeli dedektifler bile olayın dehşeti karşısında şoka girer. Olay kurgusu ve akıcılığı ile tavsiye edeceğim kitaplar arasında ki yerini aldı diyebilirim, okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar. :)
Kitaba gerilim denmiş ama bence polisiye-gerilim bu kitap için daha uygun hatta polisiye kısmı daha baskın. Şunu söylemem lazım ki Kuzey polisiyelerine pek ısınamadım. Okurlar tarafından çok övülüyor Kuzey polisiyesi, evet atmosferi iyi oluşturuyor yazarlar ama nedense heyecanı eksik geliyor bana. Sanırım Kuzey polisiyesi denince aklımda yep Stieg Larson- Ejderha Dövmeli Kız serisi kalacak. Kitap kötü değil, hoş vakit geçirebilirsiniz ama çok beklentiye girmemeniz gerekir. Hele ki benim gibi polisiye türüne ilgisi olan biriyseniz aldığınız tat biraz daha az olacaktır. İyi okumalar diliyorum..