"Onların düşmanca tutumlarından korkmuyorum, senin aşkına inanıyorum. Hayatta her şey kötüye gidebilir, aşk hariç. Yeter ki bitkin düşen, bocalayıp tökezleyen zayıf ira deli biri olmasın, aşk hiçbir zaman yolunu şaşırmaz."
Kağıdı ve kalemi baş ucumdaki, yere çakılı sehpaya bıraktıktan sonra başımı yastığa koydum. Yavaşça gözlerimin kapandığını hissettim.
Bir şarkıyı hatırladım. Anadilimden bir şarkıyı.
"Gözlerim kurşun gibi .."
Düşündüm her şeyi. Kaybettiklerimi... Bir gece, çok sarhoşken değer verdiğim nadir insanlara nasıl hakaretler yağdırıp gittiğimi düşündüm.
"Bitiyorum" dedim kendime. Belki de bittim. "Peşimi bırakmayan sıtmadan önce ben kendimi öldüreceğim" dedim. Asla bir kurşunla değil.
Asla bedenime zarar vermeden. Bir "squat" haline gelmiş zihnimdeki düşüncelerle öldüreceğim kendimi. Bir gün o kadar yükseleceğim ki, bir gün o kadar isteyeceğim ki beynim duracak. Dünya duracak! Bir re simli roman kahramanı gibi , bir karikatür gibi hayaller içinde yaşayan adamın ölümü de hayali olacak. Ancak bedenim bu dünyada kalacak.
Sürüklenecek her yere. Ama beynim öldükten sonra hiçbir önemi yok.
Kabul etmeliyim ki bir insanın ideal adına seçtiği böylesine garip bir amaç hayli anlamsız gelebilir. Ama şu an için seçtiğim tek yol bu.
Bedenimden önce ölmek!
Beni kim kurtaracaktı? "Kurtuluş" dedim.
" Ankara'da bir mahalle:' Fazlası değil. Belki bir de Bob Marley'in en iyi şarkısı. Daha fazla düşünmeye gerek yok. Adı her yerde, kendisi yok!
Kurtulmaya gelmiyoruz dünyaya. Daha da saplanmak için buradayız.
Dibine kadar. Onun için çürüyor bedenlerimiz ölünce. Mısırlılar uğraşmış efendileri kurtulsun diye. Ama nafıle. Çaresi yok. Kurtuluşu beklemek yararsız. Gelmez çünkü. Kontenjan dolmuş. Biz daha çok kötülü ğün sınırlarını zorluyoruz. Ne kadar iğrenç olabileceğimizi araştırıyoruz. Kinyas ve ben bir deneyin parçalarıyız. İnsanoğlunun çekebileceği acı ve yapabileceği tiksinti veren davranışlarının sınırını saptamak için yapılan bir deney. Belki de bu yazılanlar da yapılan deneyin raporudur ...
Sonuçsa sınır olmadığıdır. Tek sınır, nefesin alınıp verilemediği nokta dır. O seviyeye gelene dek ne kadar acı çekersen, ne kadar kötülük yaparsan senin sınırın budur.