Kaan Uçak

Kaan Uçak
Bilginin Olmadığı Yerde Bir Topluluğa Hükmetmenin Yolu Zulümdür
8/10
·112 syf.··
2023 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2023 23:01
Jack London okuduğum her eseriyle beni kendisine hayran bırakan en sevdiğim yazarlardan bir tanesidir. Anlatmaya kelimeler bulamayacak kadar hayranlık duyduğum bu büyük yazarın yayımlanan ilk eseri Vahşetin Çağrısı'nı ikinci okuyuşum ve yine tadına doyum olmayan bir okuma zevkine eriştim bu okuyuşumda da. London kısacık ömrüne birçok deneyim sığdırmış ve eserlerini bu hayat deneyimlerinden esinlenerek meydana getirmiş bir yazar. Tüm kitapları öylesine akıcı bir üslupla, muazzam betimlemelerle ve anlatım gücüyle doludur ki müthiş bir tat bırakır okuyucuda. İşte bu kitapta da London'ın güçlü kaleminden bir doğal yaşam- ilkel benliğine ulaşım bağdaştırmasının Buck karakteri üzerinden, bir köpeğin ağzından anlatımına şahit oluyoruz. Gençlik yıllarında kitapta anlatıldığı gibi bir altın avcılığı girişiminde bulunması ve bu girişimin önemli yardımcı unsurlarından olan köpeklerle yaşadığı kuvvetli etkileşimler, London'ın kalemi ve hayal gücüyle birleştiğinde bu güzel eseri meydana getiriyor. O kadar hayret verici ki bir insan bir köpeğin içgüdülerine, yaşam şekline ve duygularına nasıl bu kadar hakim olabilir sorusunu defalarca soruyorsunuz kendinize. Köpeklerin oldukça duygusal hayvanlar olduğuna, sadakat duygularının çok güçlü olduğuna inanan ve yazarın derin bir köpek sevgisi taşıdığını bilen birisi olarak anlatımın içtenliğine ve okuru ilk sayfalarından itibaren sarıp sarmalamasına hiç şaşırmıyorum. Kitaptaki kuzey topraklarının el değmemiş, doğal hallerinin tasviri de çok güzel yapılmış. Kitabın pastoral havası da Buck'ın yaşadığı zorluklarla harmanlandığında anlatımı ciddi anlamda kuvvetlendiren bir diğer unsur olma özelliği gösteriyor. Yazarın bu eserini, insan ilişkilerine de atıflar yapan metaforik bir anlatımla yazdığı görüşüne de katılıyorum. Buck'ın hikayenin
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Orta yolun olmadığını biliyordu. Ya o efendi olacaktı ya da birileri onun efendisi... Acımak, merhamet etmek, zayıflıktı. Vahşi hayatta merhamet diye bir şey yoktu. Merhamet, korku sanılırdı ve bu yanlış anlama, ölüm getirirdi. Ya sen öldürürsün ya da seni öldürürler, ya sen yersin ya da seni yerler; yasa buydu ve zamanın derinliklerinden gelen bu buyruğa uydu Buck.
Sayfa 77 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu

Kaan Uçak

, bir kitap okudu
8/10
·112 syf.··
9 günde okudu
·
2023 11. kitabı
Jack London
7.9/10 · 43,2bin okunma
Kuşkusuz Suçlu İdiler, Ama Ölüm Cezasını Gerektirecek Kadar Değil...
6/10
·222 syf.··
2023 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2023 03:12
12 Mart Muhtırası Türkiye tarihinde büyük ses getirmiş siyasi olaylardan bir tanesidir. 1961 Anayasası'nın yürürlüğe girdiği dönem itibariyle topluma sunduğu nispeten özgürlükçü ortam, ülke genelinde taleplerin daha yüksek sesle dile getirilmesine ve bu dillendirmelerin bir süre sonra temel hak ve özgürlüklerin kazanımı adına verilen bir mücadeleye dönüşmesine yol açmıştır. Dönemin devrimci gençleri arasında yer alan ve bu kitapta bahsi geçen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan, özellikle Amerika'nın Türkiye üzerindeki emperyal tutuma karşı "antiemperyalist" görüşlere dayanarak bir devrim mücadelesine girmişlerdir. Muhtıra sonrası dönemin Süleyman Demirel hükümetinin istifasıyla birlikte hükümeti devralan askeri hükümet 11 şehirde sıkıyönetim ilan ederek başta sol görüşlü kesim üzerinde olmak üzere ciddi bir baskıcı politika izlemeye başlamıştır. İşte tam bu baskı rejimi idaresinde bu üç devrimci genç kısa süreli aralıklarla yakalanıp tutuklanarak cezaevine gönderilmiş ve söz konusu idam cezasıyla sonuçlanacak olan süreç işlemeye başlamıştır... Bir insanı destekleyip sevebilmek, fikirlerini, benimsediği ideolojiyi savunabilmek için o insanın yaşadığı dönem koşullarını ve hayatının kayda değer sayılabilecek dönüm noktalarını bilmek, öğrenmek gerekir. 70'ler Türkiye'si hakkında çok az bilgisi olan, üç gencin o dönemde nasıl, hangi gerekçelerle bu yola başkoyduğuna dair yüzeysel bir bilgiye sahip olan birisi olarak işin siyasi, sosyal ve ekonomik boyutları hakkında altı dolu yorumlar yapabilmem pek mümkün olmayacaktır ki zaten benim de amacım bu incelemeyi yazarken olayın sadece hukuki boyutu hakkında birkaç fikir beyan edebilmektir. Belgesel anlatım tarzı olarak kitap başarılı. Ancak devrimci bir yazar olan Nihat Behram taraflı yazım dilinden çok uzak kalamadığından
Darağacında Üç FidanNihat Behram · Everest Yayınları · 201913,2bin okunma
Öyle bir an vardır ki, bir can bir duygunun simgesi olur. Bütünleşir o duyguyla. Anlamı derinleşir. Ölümle ikiye bölünmek istenen bir şeydir bu. Kimisi yaşatmanın saflarında kenetlenir, kimisi öldürmek için pusuya yatar; en karanlık yollarını arar can almanın. Tarih böyle oluşagelmiştir. Bir bakıma, yaşama arzusuyla ölümün çarpıştığı yerdir dünya. Toplum yasalarının anlamı da bunun içinde düğümlüdür. Kimisi o düğüm çözülmesin ister; kimisi çözülsün düğüm, toplum ferahlasın diye can vermeyi göze alır... "İlk haberler, koparıp götürdü Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i... Dışarı çıktık. Dışarda aynı gün, aynı dünya, aynı insanlar. Ve ilk kez o gün anladım, bir odanın, bir evin, bir sokağın, bir şehrin bir insana düşmanca bir acı verebileceğini..." Syf. 123
Sayfa 1 - Everest Yayınları·Kitabı okudu