Birgül Kaçar

Birgül Kaçar
Gülistanda hezâr-ı bî nevâyım //Sadece kitaplarla ilgili mesajlara cevap veriyorum.//
Fizik Mühendisi
Y. Lisans
İstanbul
38 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Duygusal Yorgunluk
Olmamız gereken ve olduğumuz kişi arasındaki ya da ihtiyacımız olması gereken ve ihtiyaç duyduğumuz şey arasındaki bu uçurum, duygusal yoğunluğumuzun temelinde yatar.
Sayfa 23
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Terry Eagleton, Tanrı’nın Ölümü ve Kültür başlıklı kitabında şöyle der: “Toplumlar dinden bütünüyle vazgeçtiklerinde değil, artık bilhassa onun tarafından uyarılmadıklarında sekülerleşirler.” Bu nokta tam da Volkan Ertit’in dikkati çekmeye çalıştığı noktadır. Allah onlara “olmayanlara da verin” derken, onlar Allah’a “olmayanlara da ver Allah’ım” diye dua eden bir Müslüman ne kadar dindar olursa olsun artık sekülerleşmeye başlamış demektir. Bu paradoks aslında Türkiye’de Müslümanlığın sekülerleşmesinin alametifarikasıdır.
Sayfa 167
Ama nasıl bir aşk?
Biliyorum, şimdilerde sevmek an meselesi, sevmemek de. Oysa sevmek, her yana yayılmış zulme, vasata, yüzeysele, ortalama insana, tembele, vicdansıza, iflah olmaz kötülüğe, içinden hayat taşan bir aşkla cevap vermektir. Sevmek, kurallara uygun olanı gerçek, kalpteki rüyayı sanıp yanılanlara, fışkırırcasına damarlarımıza yürüyen, kalbimizi bir başka gövdede köklendiren bir aşkla cevap vermektir. Sevmek, bu dünyanın kurallarını yazanlara, sahip olmadan ait olmanın mümkün olduğunu haykıran bir aşkla cevap vermektir. Tapuların kimlerde olduğunu önemsemeyen, tabuları küçük parmağıyla yıkan bir aşkla hayatta kalmaktır sevmek; onaylanmış bütün resmî yalanlara inat, bir imzayla kurulan, bir imzayla yıkılan kurumlara başkaldırmak, çağın tüm vazgeçmişlerini yeniden imana çağıran bir aşkla cevap vermektir. Kendinden gayrısına şifa olmanın bilmediği bir dilde, gerçeği sayıyla, sevdayı zamanla ölçenlere sonsuz kere sonsuz bir aşkla cevap vermektir. Bu dünyada son kez sevenler vardır. Onlara hangi zor soruları sorarsanız sorun, göğüsleri siper, cevapları aşktır. Onları hangi kuyulara gömerseniz gömün, başları dik, sebepleri aşktır. Onları hangi cehennemde yakarsanız yakın, bedenleri su, cennetleri aşktır. Ama nasıl bir aşk?
Sayfa 149
Alıntı
Kadın
Ben kadınım. Saçma sapan benzetmelerin öznesi, başkalarının beklentilerinin nesnesi değilim. Anne olduğum için değil, insan olduğum için kutsalım. Muayyen günümde olduğumdan değil, içimden geldiği için ağlıyorum. Hafifmeşrep olduğumdan değil, canım öyle istediği için kahkaha atıyorum. On altımdan beri çalışıyorum. Kula da, zalimin talim ettiği yola da minnet eylemiyorum. Ben kadınım. Beni sevebilirsin ama bana sahip olamazsın. Benimle arkadaş olabilirsin ama beni suiistimal edemezsin. Benden hoşlanabilirsin ama beni taciz edemezsin. Bana öfkelenebilirsin ama bana şiddet gösteremezsin. Kendini şövalye, kurtarıcı, avcı sanabilirsin ama eşitim olduğunu inkâr edemezsin. Kadınım ben. Bazen kavanozları açamıyorum, bazen civataları sıkamıyorum, salonda patlayan ampulleri değiştiremedim hâlâ. Ama ben değişiyorum, dönüşüyorum, öğreniyorum, unutuyorum, hatırlıyorum, deviniyorum, kanıyorum; kanım mavi değil, canım kıymetsiz değil. Kırmızı rujumun arkasında biraz gülümseme, biraz küfür var. Kadınım ben. Çiçeksem kayayı delen bir çiçeğim. Cennetse ayağımın altındaki, cehennemiyse kendim yarattığım cehennemdir. Kadınım ben. Hayat emzirirken yılmış bir memeysem, bir isyan bayrağıyım da. Ağlama duvarıysam, bir şölen alayıyım da. Mizojiniye pabuç bırakmam, toksik erkeklik putlarını devirdiğimde inadım göğüs kafesimden fışkırır. Külkedisi gibi cam ayakkabı beklemem, Rapunzel gibi saçımı süpürge etmem. Ben oyunbozan bir kadınım. Ben itirazı olan bir kadınım. Erkekliği maçoluk sananlara, kadınlığı muhtaçlık sananlara, nezaketi zayıflık sananlara, iyiliği enayilik sananlara, zenginliği banka hesabı sananlara, unutmayı affetmek sananlara, sevmeyi sahip olmak sananlara, cüreti cesaret sananlara, ahlaklılığı erdem sananlara, sabrımızı sonsuz sananlara itirazım var.
Sayfa 88
Alıntı